Ahmet Tevfik Selçuk

Tarih: 02.02.2026 13:56

DÜRZİLER - 5 -

Facebook Twitter Linked-in

 DÜRZİLER
Dürziler tarih sayfasına ilk olarak Mısır’da uzun yıllar hakimiyetlerini sürdüren Fatımiler devrinde ortaya çıkmışlardır. Fatımiler’e aynı zamanda “kölemen” ismi de verilmiştir. Bunların etnik olarak menşeilerinde kesin bir hüküm yoktur. Bir rivayete göre Yemen’de Zeydi Devleti’nin içinde yaşarlarken farklılaşan itikadi fikirlerinden dolayı Yemen’den sürüldüklerinde Mısır’a yerleştikleri veya Kuzey Kafkasya’dan köle olarak geldikleri Mısır’da Kölemen devletini kurup bölgeye hakim oldukları iddiası zaman içerisinde başlarındaki sultanların Tomambay, Aslan gibi Arapçada olmayan isimler almalarından dolayı ve de fizyolojik olarak Arap tiplerine uymamalarından dolayı daha ziyade bu ikinci izah olan Kafkasya kaynaklı oldukları benimsenmiştir. 
Başlangıçta son derece mutaassıp Şii İsmailî inanıcına bağlı olan Dürziler, devleti idare ederken faydalanmaya mecbur kaldıkları Yahudi ve Hristiyan elitlerin tesirleriyle inançlarında farklılıklar oluşmaya başlamıştır. Bu etkiler dinlerin birbirlerini etkilemesi bütün semavi dinlerde mevcuttur. Mesela Roma İmparatorluğu zama-nında Hristiyanlığı kabul eden putperest Roma’nın tek bir tanrının bu dünyayı idare edemeyeceği fikrinden doğan teslis (yani üçleme; Rabb, İsa Mesih ve Kutsal Ruh) bu etki vasıtasıyla girdiği kabul edilir.
Fatımiler başlangıçta mutaassıp fikirlerinden dolayı Yahudi ve Hristiyan mabetlerini yıkıp tahrip edecek kadar fanatik bir fikre sahip iken sonraları çok farklı ve esnek bir yapıya dönüşmüşlerdir. Bu fanatikliklerinin en belirgin göstergelerinden biri olan Hristiyanların en kutsal mabedi olan Kudüs’teki Hz. İsa’nın yaşadığı ve öldükten sonra yıkandığı taş teneşirin bulunduğu KIYAMET KİLİSE’sini tahrip etmekten çekinmeyip ziyareti bile yasaklamışlardır. 
Fatımilerin bu mabedi tahrip etmelerinden dolayı Doğu ve Batı Hristiyanlığında başlayan tepkiler yıllar içinde Doğu’nun zenginliklerinin etkisiyle de Avrupa krallıklarında kutsal mabedi kurtarıp Doğu’nun zenginliğini yağmalamak fikriyle birleştirerek Haçlı Seferlerinin başlamasına sebep olarak gösterilir. 
11. asrın ilk çeyreğinde Fatımi halifesi HAKİM Bİ-EMRİLLAH zamanında onun Hristiyan asıllı olan veziri Hamza bin Ali sultanı Hâkim Bi-Emrillah’a uluhiyet atfederek inançlarında sapmalar oluşma-sına sebep olmuştur.
Daha önce bahsettiğimiz üzere ruhların ölmeyeceği, her an başka bir bedende kendini göstereceğini, hatta yaşayışı ve takvası sebebiyle uluhiyet kazanacağı fikri başta olmak üzere Hâkim Bi-Emrillah’ın bedenine Allah’ın ruhunun girdiği ve onun söz ve emirlerinin de Allah’ın emirleri olduğu, emirlerine itaatin da mutlak olduğu tezini Hakim’i ikna ederek Allahlık makamını da kabul ettirmiştir. 
Dürziler bu ana inançlarından dolayı “Biz mutlak manada Ehl-i Muvahhidin’leriz (tanrıyı birleyen insanlarız)” şeklinde kendilerini tanıtırlar. Bunu biz monoteist veya “tek tanrıya inanırız” şeklinde ifade edebiliriz. Bu itikadı Halife Hakim’in hayatında işleyerek geliştiren El-Fergani ve Neştekin Et-Derzi başlatarak inanç ve fikirleri geliştirmişlerdir. Bir müddet sonra Hamza bin Ali bu iki şahsiyeti suikast düzenleyerek öldürtüp Dürzilerin başına peygamber olarak geçer. Dürzi kelimesi de Neştekin Et-Derzi’nin isminden türetilip bu topluluğun özel ismi olmuştur. Bunlara Derzi, Dürzi veya çoğul manası olarak Ehl-i Düruuz olarak asırlar boyunca kullanılmıştır. 
Dürziler kendi dinlerini Dürzi dini olarak adlandırırlar. Bu dinin kurulmasıyla beraber daha önce gelmiş olan bütün dinlerin inanç, fikir ve kurallarını Dürzi dini ortadan kaldırmıştır. Bu da gösteriyor ki çalışmamızın ta başında “solcu Müslümanlar, sağcı Hristiyanlar” şeklinde kullanılan sloganın hakikatle uzaktan yakından bir alâkası yoktur. Tamamen kötü maksatla kullanılan bir slogan olarak görülmelidir. 
Dürzi inancının en önemlisi yukarıda bahsettiğimiz gibi “Allah’ın ruhu Hâkim Bi-Emrillah’a nüfuz etmiştir. O bir varlık değildir, zira var olan vücut yok olmaya mahkumdur. O, varlık olmadığı için kıyamete kadar ve ilanihaye O’nun ruhu kâinatı kaplayacaktır. O, daima vardır ve kaimdir.”
Her bir Dürzi inancıyla birlikte vücudunu da (canını) korumak mecburiyetindedir. Canı tehlikeye girdiği zaman inancını terk etmiş görüntüsü veren TAKİYE inancını göstermekle mükelleftir.
Dürzi inancında gördüğümüz bu fikirler İslam dininin Allah inancıyla büyük benzerlik göstermesinin temelinde İsmailî mezhebinden gelen Allah fikrinin etkisi çok büyüktür. Herhalde hiç kimse bunda şüphe etmez. 
Yine İslam’ın Mekke devrinde müşriklerin Müslümanlığı kabul eden sahabeyi İslam dininden tekrar putperestliğe döndürmek için yaptıkları işkencelerden dolayı canlarını kurtarmak için İslam’dan döndük demelerine peygamber tarafından izin verilmesinin etkisi de görülmektedir. Yine Şii İmamiye mezhebinde (Caferi mezhebi ve Alevilik) de olan gerçek fikrini göstermemek manasına gelen Takiye inancını aynen Dürziler de tarih boyunca kullanmışlardır. 
Kuvvetli ve hâkim bir güç karşısında daima o gücün yanında yer alarak Osmanlılar zamanında Osmanlı’nın yanında savaş-makta geri kalmamışlar, Osmanlı’dan sonra da her zaman kendilerine yeni efendiler bulmuşlardır. 
(1) : Neştekin Et-Derzi’nin ismi kesinlikle Arapça değildir. Tekil ismi Arapçada olmayıp sadece Türkçede mevcuttur. Yine Dürziliğin iki ideoloğundan biri olan El-Fergani kelimesi Orta Asya’da bulunan bir Türk şehri Fergana’dan gelmektedir. El-Fergani kelimesini Arapça karşılığı Ferganalı demektir.
(2) : Takiye kelimesi bütün Şia kaynaklı mezheplerde mevcut olan bir ilkedir. Tarih boyunca Caferi mezhebindeki İran hanedanları Takiye inancını her zaman kullanmışlardır. Bu sebepten dolayı Osmanlı İran ile yaptığı anlaşmaya sadık kalmakla beraber İran’ın sadakatine hiç güvenmemişler, Batı’ya sefere çıkmadan İran sınırını daima tahkim ve takviye etmişlerdir.

 DEVAM EDECEK
 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —