ON ALTI TÜRKÜ DAHA
TRT TÜRK HALK MÜZİĞİ
REPERTUVARINA GİRDİ.
V-ALİ’M
Ana dedim yemeyeydim aşıñı
Gökce de öküz yedi benim başımı
Saltık Deresi’nden dün geçtim
Ecal şebetini dereden içtim
Gır öküzüm ıspatıma yete mi?
Güçük gadeşim yelemi duta mı?
Fırınıñ önünden sallandım geçdim
Ecal şebetini deymen agından içdim
Eñsemizde sarı gülle kokuyo
Çağırın anamı ah canlarım çıkıyo
Başucumda sarı gülle kokuyo
Al kanlarım İğdealtı’na akıyo
Dırmana dırmana çıkdım direkden
Dokdor geldi, gurşun aldı yürekden
Fadime gız evleriniñ fıstığı
Daşdandır Ali olanın yasdığı
Akçeağeç’e endi guzu kebabı
Gökçe öküz, ecalımıñ sebebi
Türkünün öyküsü :
Olay 1942 yılında İrişler Köyü’nün Eğrikaya mıntıkasında geçmiştir. Ali askerlik muayenesini olmuş, o yıl askere gidecektir. Ali uzun boylu, yakışıklı ve gururlu bir delikanlıdır. Köylüler Ali’ye kızıl gözlü Ali demektedir. Ali’yle yedi sekiz yaşlarındaki kız kardeşi Hatice Eğrikaya’da mısır nadası için çift sürmektedir. Babaları Koca Musa da karşıda bulunan Alan mıntıkasında bahçe yapmaktadır. Ali sabanla çift sürerken Hatice’de öküzlerin önünden gitmektedir. Öküzlerse acemidir. Çift sürmeyi yeni öğrenmektedir. Bu yüzden çifti sürmekte zorluk çekmektedirler. Ali, Hatice’ye öküzlerin önünden düzgün gitmesini söyler, Hatice ise öküzlerin süseceğinden korktuğu için gitmek istemez. Öküzlere ve Hatice’ye kızan Ali, elindeki üvendireyle Hatice’yi ve öküzleri döver. Bağrışları duyan Koca Musa karşıdan gelir. “Öküzleri dövdün çocuğu niye dövüyorsun” der. Ali’yi üvendireyle döver. Ali oradan kaçar ve Kirazoluk Çeşmesi’nde çamaşır yıkayan annesinin yanına gelir. Ali annesine: “Babam beni dövdü, benim yeni pantolonumla gömleğimi ver, ben kardeşim İsmail’i de alıp köyden gideceğim” der. Annesi de çamaşırların kurumadığını söyleyerek Ali’ye çamaşırları vermez. Ali de bunun üzerine köye gider, pencereden eve girer, tüfeği alır, Saltık Deresi’ne iner, orada kendini vurur.
2008 yılında rahmetli annem Hatice Eren ve Ayşe Dikmen’den alınan türkü Demirci’nin İrişler köyünden derlenmiştir. Erkan Demirel tarafından notaya alınan türkü 6367 numara ile TRT arşivine kaydedilmiştir.
***************************
VI- BÜLBÜL İLAHİSİ
Bülbül yuveñ yıkıldı mı?
Yavrılarıñ döküldü mü?
Ölüm sene dokandı mı?
Ötme bülbül
Dedi de dede gatma bülbül
Allah hu
Bülbül ganadıñda kare
Her yanları yâre bere
Ölümlere bulunmaz çare
Ötme bülbül
Dedi de dede gatma bülbül
Allah hu
Bülbül ganadıñda al va
Va git, Allah’ına yalva
Bülbül sene kimle yana
Ötme bülbül
Dedi de dede gatma bülbül
Allah hu
Bülbülün ganadı yeşil
Ay gün doğar dağ şıleşir
Yavrılarıñ anam deyi aleşir
Ötme bülbül
Dedi de dede gatma bülbül
Allah hu
2011 yılında Medine Dikmen’den alınan türkü Demirci’nin İrişler köyünden derlenmiştir. A. Tolga Yaşkaya tarafından notaya alınan türkü 6369 numara ile TRT arşivine kaydedilmiştir.
************************************
VII
ÇAMGEDİĞİ TÜRKÜSÜ
Endim Çamgedinden dereye
Dünya özençlerim galdı geriye (2)
Aman Aşa’m, gine aşamlar oldu
Bizim gonuşmamız maşere galdı
Memet olan eri giyer fesini
Uzakdeydim ben duyamadım sesini (2)
Aman Aşa’m, gine aşamlar oldu
Bizim gonuşmamız maşere galdı
Memet olan naceciği takladı
Ulu çamlar aman etini yokladı (2)
Aman Aşa’m, gine aşamlar oldu
Bizim gonuşmamız maşere galdı
Aşıverdim Çamgedinden dereye
Dünya özençlerim galdı geriye (2)
Aman Aşa’m, gine aşamlar oldu
Bizim gonuşmamız maşere galdı
Türkünün Öyküsü :
Olay Yunanlıların Demirci’yi işgal ettikleri yıl İrişler köyünün Çamgediği mıntıkasında çam keserken yaşanmıştır. Çamgediği’nin yakınında Laz Değirmeni denen yer bulunmaktadır. Bu yerde Rize’den göç etmiş, yöre halkının Lazlar olarak adlandırdığı bir aile yaşamaktadır. Laz Değirmeni, aynı zamanda Kurtuluş Savaşı yıllarında liderliğini Demirci Kaymakamı İbrahim Ethem Bey’in yaptığı Kuvay-ı Milliye birliklerinin de konakladıkları bir yerdir. Bu ailenin su gücü ile tahta biçen, adına tahta değirmeni de denilen bir hızarları bulunmaktadır. Çevredeki ormanlardan elde edilen tomruklar bu hızarda biçilmektedir. Aile aynı zamanda hayvancılık da yapmaktadır. Bu ailenin yanında İrişler ve Kargınışıklar köylerinden işçilerde çalışmaktadır. İşçilerin kimisi değirmende tahta biçerken, kimisi kesim ve nakliye işlerinde çalışmakta, kimisi de çobanlık yapmaktadır. Kargınışıklar köyünden Mehmet de Lazların çobanlarından biridir. Mehmet bazen kesim işlerinde de çalışmaktadır. Mehmet, arkadaşlarıyla çam yıkarken çamın altında kalır ve oracıkta ölür.
2015 yılında Ayşe Yıldız’dan alınan türkü Demirci’nin Kargınışıklar köyünden derlenmiştir. Erkan Demirel tarafından notaya alınan türkü 6370 numara ile TRT arşivine kaydedilmiştir.
****************************
VIII -
HASİP ZEYBEK TÜRKÜSÜ
Sıra sıra Şalgamlarıñ bacası
Hasip de Zeybek efeleriñ hocası
Yandım aman aman
Eli de bağlı endirdiler çardaktan
Uçanda kuşlar bir su veriñ bardakdan
Yandım aman aman
Yemeyeydim İsmel de Dayı aşıñı
Göklü de yediñ efeleriñ başını
Yandım Aman Aman
Efeleri endirdiler çimene
İsmel de Dayı ünüñ gitti Yemene
Yandım aman aman
Çatal da çama gurşun da attım geçmedi
Hasip de Zeybek’e ayran verdim içmedi
Yandım aman aman
Şalgamlarıñ buñarları harleyo
Hasip de zeybeğin kamaları parleyo
Yandım aman aman
Şalgamlarıñ avlısında koyunu
İsmel dayım etti bana oyunu
Yandım Aman Aman
Şalgamlarıñ kapıları tıkladı
Gatil İsmel hepimizi pakladı
Yandım aman aman
Açıldı mı baççalarıñ nanası
Deli olmuş Hasip Zeybeñ anası
Yandım aman aman
Türkünün öyküsü:
Hasip Zeybek, aslen Demirci’nin Alaağaç köyündendir. Hükümet otoritesinin tam olmadığı Birinci Dünya Savaşı yıllarında Demirci, Simav ve Gediz dağlarında eşkıyalık yapmıştır. Hasip Zeybeğin eşkıya olmasına neden olan olay, iftiraya uğraması ve hakkında yalancı şahitlik yapılarak hapse atılmasıdır. İftiraya uğrayarak hapse atılmasını içine sindiremeyen Hasip Zeybek, iftira atanlardan intikam almak için hapishaneden kaçar. Alaağaç köyüne gelip iftira atanları ve yalancı şahitlik yapanları öldürür ve evlerini de ataşe verir. Köyün harman yerine çıkıp evi kurtarmaya gelenleri vurmak için silahı ile bekler. Bu olaydan sonra yanına Selendili Beygirci Hüseyin ile Pullucalı Çömez oğlu Musa ve başka arkadaşlar bulup daha askerliğini yapmadan yirmi yaşlarında dağa çıkar. Birçok köy basıp yol kesmiştir. Sayısız köylü ve şehirliye eziyet etmiştir. Pek çok sarı lira toplamıştır. Çok cesur, gözü kara ve çok acımasız bir adamdır. Bütün paralarını Simav kazasının Hisarbey köyünden ve bu köyün ileri gelenlerinden ve akrabası olan İsmail Ağa’ya teslim eder. İsmail Ağa da Hasip Zeybek’i korur, ona yataklık yapar, onun her istediğini yerine getirir. Hasip Zeybek de akrabası İsmail Ağa’ya çok güvenir. Hasip Zeybek, Simav-Demirci dağlarında dehşetli bir korku yaratır. Namı her tarafa yayılır. Osmanlı Hükümeti bu eşkıyayı takibe alır ve bununla mücadele etmeye başlar. Hükümet Hasip Zeybek’in yaka-lanması için İsmail Ağa’ya baskıyı artırır. Fakat İsmail Ağa ve adamları Hasip Zeybek’ten çekindikleri için Hasip Zeybek’i ele vermezler.
Hükümetin baskılarına daha fazla dayanamayan İsmail Ağa, Hasip Zeybek’i ortadan kaldırmaya karar verir. Böylece hem Hasip Zeybek’te bulunan altın ve paralara sahip olmayı hem de hükümetin baskısından kurtulmayı istemektedir. Hasip Zeybek’ten kurtulmak için bir plan hazırlar. Hasip Zeybek’i Hisarbey’e yemeğe davet eder. O da çetesiyle birlikte Hisarbey’e yemeğe gitmek için yola çıkar. Geceyi de Kargınışıklar dağında bulunan Koca Ahmet adındaki ahbabının yanında geçirirler. Hisarbey’e gideceklerini söyleyen Hasip Zeybek’i, Koca Ahmet oraya gitmemeleri gerektiğini söyler. Oraya gitmeleri halinde İsmail Ağa ve adamları tarafından öldürüleceklerini söyler. Fakat Hasip Zeybek, bu uyarıyı dinlemez. Ertesi gün Hisarbey’e giden Hasip Zeybek ve çetesi, çok iyi karşılanır. Hasip Zeybek ve arkadaşları yemek başlayınca silahlarını duvara asarlar. Hasip Zeybek’in yanında yalnızca kaması kalır. Gece yarısına kadar birlikte yerler içerler, oturup konuşurlar. İsmail Ağa’nın bir işaretiyle de odanın dışında bekleyen adamları odaya girer. Hasip Zeybek’i ve üç adamının ellerini ve gözlerini bağlarlar. Hisarbey’in arkasındaki çamlığa götürürler ve bir çamın dibinde de öldürülürler. Hasip’in kellesi kesilir. Kellesi Demirci’ye, vücudunu da diğer eşkıyaların ölüleriyle beraber Simav’a götürülür. Hasip’in kellesi Demirci sokaklarında ve hükümet konağı bahçesinde teşhir edilirken annesi tıpkı bir deli gibi arkasından koşmuştur.
2014 yılında Yaşar Bilgi’den alınan türkü Demirci’den derlenmiştir. Erkan Demirel tarafından notaya alınan türkü 6371 numara ile TRT arşivine kaydedilmiştir. ****
DEVAM EDECEK