Finansal okuryazarlık üzerine…
Bir bankacı olarak yıllar içerisinde şunu çok net gördüm: Finansal hayatımızda verdiğimiz kararlar, yalnızca bugünümüzü değil, geleceğimizi de şekillendiriyor.
Para kazanmak elbette önemli. Ancak kazandığımız parayı nasıl yönettiğimiz, ne kadarını tükettiğimiz, ne kadarını biriktirdiğimiz, ne zaman borçlandığımız ve aldığımız finansal kararların geleceğimizi nasıl etkileyeceğini bilmek de en az para kazanmak kadar önemli.
İşte tam bu noktada finansal okuryazarlık hayatımıza giriyor.
Finansal okuryazarlık denildiğinde çoğumuzun aklına faiz, kredi, yatırım, döviz, enflasyon gibi ekonomik kavramlar gelebilir. Oysa konu bundan çok daha geniştir.
Finansal okuryazarlık, kazandığımız parayı bilinçli kullanabilmek, ihtiyaçlarımızla isteklerimizi birbirinden ayırabilmek, borçlanırken geleceğimizi de hesaba katabilmek, birikim yapabilmek ve finansal kararlarımızın sonuçlarını öngörebilmek demektir.
Aslında hepimiz hayatımızın bir döneminde finansal kararlar veriyoruz.
Bir ev veya araç alırken kredi kullanıyoruz. Çocuğumuzun eğitimi için birikim yapıyoruz. İşimizi büyütmek için yatırım yapıyoruz. Emekliliğimizi düşünüyoruz. Bazen de beklenmedik bir harcama nedeniyle borçlanmak durumunda kalıyoruz.
Peki bu kararları verirken kendimize yeterince soru soruyor muyuz?
“Bu borcun toplam maliyeti ne olacak?”
“Bu taksiti bugün ödeyebiliyor olmam, yarın da rahatlıkla ödeyebileceğim anlamına gelir mi?”
“Yaptığım yatırımın getirisi kadar riskini de biliyor muyum?”
“Her ay gelirimin ne kadarını geleceğim için ayırabiliyorum?”
Belki de en önemlisi :
“Paramı ben mi yönetiyorum, yoksa paramın nereye gittiğini sonradan mı fark ediyorum?”
Bence finansal okuryazarlığın başlangıç noktası tam da bu sorudur.
Küçük birikimler, büyük alışkanlıklar oluşturur.
Tasarruf konusunda toplum olarak zaman zaman büyük rakamlara odaklanıyoruz.
Oysa tasarrufun temelinde büyük paralar değil, doğru alışkanlıklar vardır.
Her ay gelirimizin küçük bir bölümünü dahi geleceğimiz için ayırabilmek, zaman içerisinde önemli bir finansal disiplin oluşturabilir.
Burada önemli olan yalnızca ne kadar para biriktirdiğimiz değil, biriktirme alışkanlığını kazanabilmemizdir.
Çünkü finansal güvence çoğu zaman bir anda oluşmaz. Küçük ve istikrarlı adımların sonucunda ortaya çıkar.
Esnafımız ve üreticimiz açısından da konu farklı değil
Demirci’nin ekonomisine baktığımızda finansal okuryazarlığın yalnızca bireyler için değil, işletmelerimiz için de önemli olduğunu görüyoruz.
Bir işletme sahibi için ciro elbette önemlidir. Ancak ciro ile kârın aynı şey olmadığını bilmek, işletmenin gerçek finansal durumunu görebilmek açısından hayati önem taşır.
Nakit akışını takip etmek, alacak ve borçların vadesini bilmek, işletme sermayesini doğru yönetmek, yatırım kararını verirken finansman maliyetini hesaba katmak ve mümkün olduğunca geleceğe yönelik bir finansal plan oluşturmak, işletmelerimizin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşır.
Çünkü başarılı bir işletme yalnızca bugün ne kadar kazandığını değil, yarınını nasıl finanse edeceğini de bilmelidir.
Çocuklarımıza bırakabileceğimiz en değerli alışkanlıklardan biri
Finansal okuryazarlığın belki de en önemli taraflarından biri, bunun küçük yaşlarda kazanılabilecek bir alışkanlık olmasıdır.
Çocuklarımıza paranın yalnızca harcanan bir şey olmadığını; kazanılan, planlanan, biriktirilen ve doğru zamanda kullanılan bir kaynak olduğunu öğretmek, onlara gelecekte kullanabilecekleri önemli bir yaşam becerisi kazandıracaktır.
Çünkü çocuklarımızın gelecekte ne kadar para kazanacağını bilemeyiz.
Ama paralarını nasıl yöneteceklerini öğrenmelerine yardımcı olabiliriz.
Son söz…
Bana göre finansal okur-yazarlık zengin olmakla ilgili değildir.
Sahip olduğumuz kaynaklarla daha bilinçli kararlar verebilmekle ilgilidir.
Bazen birikim yapmaktır.
Bazen ihtiyacımız olmayan bir harcamayı ertelemektir.
Bazen bir kredi kullanmadan önce bütün maliyetleri hesaplamaktır.
Bazen de yüksek getiri vaadi karşısında önce “Bunun riski nedir?” diye sormaktır.
Kısacası finansal okuryazarlık, paramızı değil, hayatımızı daha bilinçli yönetebilme becerisidir.
Yeni görevim vesilesiyle tanımaya başladığım Demirci’de; esnafımızla, üreticimizle, sanayicimizle, girişimcilerimizle ve tüm hemşehrilerimizle sohbet ettikçe şunu daha iyi görüyorum:
Bu ilçenin üreten, çalışan ve geleceğe dair hedefleri olan güçlü bir insan kaynağı var.
Ben de bir bankacı olarak, sahip olduğum bilgi ve tecrübeyi yalnızca bankacılık hizmetleriyle sınırlı görmüyor; finansal konularda doğru bilgiye ulaşmanın ve bilinçli kararlar verebilmenin herkes için önemli olduğuna inanıyorum.
Çünkü finansal açıdan bilinçli bireyler, güçlü işletmeler; güçlü işletmeler ise güçlü bir yerel ekonomi oluşturur.
Ve belki de hepimizin kendimize bugün sorabileceği en güzel soru şu:
“Bugün kazandığım parayla yalnızca bugünü mü yaşıyorum, yoksa yarınımı da inşa ediyor muyum?”
Bence finansal okuryazarlık, tam olarak bu sorunun cevabını aramakla başlıyor.
Fatih ALBAYRAK
Bankacı