Mustafa KAYA


ÇALIŞARAK KAZANMA ÜZERİNE...


               Birkaç haftadır milleti ve memleketi kötülüğe sürüklenme gidişatından geri döndürme adına, yazması da okuması da zor konulara değinmeye çalıştık. Ben hem öğrencilerime hem de doğumundan benim ölümüme kadar sorumlu olduğum ve sizlerin de aynı hassasiyeti taşımanız gereken çocuklarımıza, her zaman şunu söylerim: “ zorluk çekmeden elde edilen her ne var ise, o sizin için hiçbir zaman gerçek değerinde olmayacaktır ve kolayca elinizden çıkacaktır. Emek harcayarak elde edin ki; değeri olsun. Aynı zamanda o değerin kıymetini bileceğin için sen istediğin sürece  elinde kalması daha mümkün olsun!”

 

               Kolaycı bir  toplum  olma yolunda  hızla ilerliyoruz. Abartıyorum ama; utanmasak yemeği bile karşıdakinden ağzıma götürmesini isteyeceğiz. Köyde, kentte herkes sermaye düşmanı olmuş. Kazanan herkese, kıskanarak ve haset ederek bakmak normal olmuş. Aynı zamanda her şeyi devletten bekler halde olmuş. Kolayca mal, mülk ve servet sahibi olan %5 - 10'luk zengin üzerinden (tespitteki oran benim uydurmamdır.) %95 çalışarak, emek harcayarak kazanan herkesi aynı durumda görmemek gerekiyor.

 

               Yazılarımızı okurken bile ki 10 dakikamızı almaz uflayarak, puflayarak olaya bakan öğrencilerim ve genç nesil şunu bilmeliler ki; o çok özendikleri, gitmek için can attıkları Avrupa, çalışanını robot misali bir düzen ile çalıştırıyor. Hadi size sizin ilgi alanınız ile örnek vereyim: Hami diye bir futbolcu vardı. Alman bir takıma transfer oldu. Röportajında Türkiye'deki antrenmanların transfer olduğu takımdaki antrenmanlar ile kıyaslandığında zorluk derecesi olarak yarısına bile yaklaşamadığını söylemişti. Almancılara bir sorun! Çalıştıkları yerde keyfi oturmak, keyfi konuşmak ve sohbet etmek, sigara içmek için iki saat beklemek mümkün mü ? Kaldı ki; İlber ORTAYLI’nın dediği gibi; “ siz vasıfsız insanlar olarak Avrupa'nın beklediği göçmenler arasında değilsiniz!”

 

               İlkokuldaki yıllarımda kütüphane haftasın da işitmiştim. O zamanki kurum amirlerimizden birisi şöyle demişti: “Almanya'ya gitmiştim. Tramvaya bindim. Herkes elinde gazete, dergi veya kitap okuyordu. Sağıma baktım, soluma baktım, herkes okuyor. Yanımdaki vatandaş (bize de benziyordu) Türkiye'den mi geldin? Dedi. Evet dedim. Nereden anladınız diye sorduğumda, bana can acıtıcı cevabı verdi: “ Bir tek sen okumuyorsun! Burada tramvayda geçen süre dahi kıymetlidir. Ve okuyarak değerlendirilir.” Dedi. Allah rahmet eylesin Babamın bir tabiri vardı. “Hani lafı nereye getireceğiz!” Hani lafı nereye getireceğiz; çalışanın, emek harcayanın, Allah da yardımcısı olur. İster gavur olsun, ister Müslüman… Ayette de belirtildiği gibi; “insan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.”

 

               Başta, çalışmadan kazanan - bana göre çok kazananların %10'u bile olmayanlara- gelince; hayatım boyunca onların gerçek kazananlar olmadığını gördüğüm gibi, saman alevi gibi bir anda da kaybedenler oluveriyorlar. İstisnalar kaideyi bozmasa da - uç örnek olacak ama-milli Piyango bileti kazananları yıllar boyu geriye doğru incelendiğimizde, üç beş tanesi hariç, hepsi fakir bir sona ulaşmadı mı? Sonra haksız, hukuksuz ve meşru olmayan yollardan elde edilen para, malmülk, makam - mevki her ne ise bu dünyada olmasa bile öbür dünyada hesabı sorulacak hırs larımız değil mi?

 

               Dolayısıyla kolay kazanma hastalığından, neslimizi kurtarmak; önce anne-baba, sonra yakın akrabalar sonra da devletin birincil görevi olmalıdır.

 

               Haftaya görseller de sunarak (Cengizhan Erdem abi izin verirse) bir hafta sonu gezisi incelemesi ve gözlemlerinden oluşan yazı kaleme alacağım. Bahar yaza karıştı. Gezmenin, görmenin ve idrak etmenin tam sırası. Hiç olmaz ise yakın çevremizi imkanlar ölçüsünde gezelim, derim ben. İnanın bu hafta çok zevk aldım anlatacağım geziden. Ayrıca rutin İzmir gezilerinin, herkesin gittiği yerlerin  aksine farklı bir mekana (eskilerin deyimiyle seyrüsefer) gezi yaptım ailece. Kendi gözlemlerimi de size sunarak, gezi notlarımı paylaşmak isterim sizlere…Laf aramızda gerçek dostlara....

 

               Hadi Kalın sağlıcakla…

YAZARLAR