Dr. Öğretim Üyesi İsmail Taşlı (Emekli)


COĞRAFYANIN GÜNLÜK HAYATTAKİ ÖNEMİ EĞİTSEL ROLÜ


Coğrafya, kelime anlamı itibarıyla “yeri yazmak ve tasvir etmek” demektir. Ancak bu tanım, dar kapsamının ötesine geçerek insan yaşamını doğrudan etkileyen bir bilim dalını ifade eder. Günlük hayatımızda farkında olalım ya da olmayalım, coğrafi bilgiler sürekli olarak bizimle iç içedir. Coğrafya,  insanın çevre ile ilişkisini, toplumların yaşam biçimlerini ve çevreye karşı sorumluluklarını anlamamızı sağlama açısından da önem arz eder.

Coğrafya eğitimi yoluyla yerleşim yerleri, yerler arası ilişkiler, çevreye karşı tutum ve değerler, zihinsel bilgiler ve pratik beceriler kazanılır Bu eğitim, bireylere yalnızca bilgi değil aynı zamanda bilinç kazandırır. Coğrafya fiziki boyutu itibarı ile toprak, topografya iklim, sular gibi doğal unsurların yanında beşeri olarak insan, ekonomi, ulaşım, turizm gibi insana özgü tüm etkinlikleri de kapsar. Bu durum coğrafyanın bütüncül yapısını vurgular.

Toplum ve okul bir bütündür. Bu bütünlük içinde coğrafi algı sadece okullarda öğrenciler için değil, ayni zamanda okul dışında toplumun her kesiminde süreklilik arz eden yaşama biçimi olmak zorundadır. Dolayısı ile coğrafya eğitiminin sadece bilgi değil, aynı zamanda bilinç ve sorumluluk kazandırdığını asla göz ardı edemeyiz. Bu bağlamda kişilerde çevreyi koruma, geliştirme, gerektiğinde yanlış yapanı uyarma gibi bilinçlenmenin de varlığını dikkate almak gerekir. Çünkü coğrafya bilinci, ortak geleceğimiz için vazgeçilmezimizdir.

İçinde yaşadığımız şehirlerin kendine özgü kimlikleri vardır. Şehrin kimliği içinde yaşayan insan varlığı ve ortam özelliklerinin baskınlığı ile ortaya çıkmaktadır. Bu kimlik nasıl şekilleniyor? İnsan faktörünün etkisi ne? Doğal çevre hangi avantajlara sahip. Bütün bunlar bir arada değerlendirildiğinde kimliğin hangi yönde geliştiğinin verileri de ortaya çıkar.

Kimliğimizi bir örnekle değerlendirelim. İstanbul Üniversitesi mikro klimatoloji bölümünce yapılan bir araştırmada Türk insanın iklim sıcaklık değerleri ortaya konulmuştur. Buna göre 18.4 ile 24.4 arası ideal değerler olmaktadır. Demirci Haziran ayın-dan itibaren eylül ayı dahil olmak üzere olmak üzere bu değerler arasında kalarak insan yaşamı için ideal kabul edilen değerleri yaşamaktadır.

Şöyle ki
Ay Ortalama Sıcaklık Gün Sayısı
30 Haziran   20 derece                                 
31 Temmuz  23 derece                                 
31        Ağustos           23.7 derece                               
30  Eylül                  18.7 derece                                

Bu veriler dikkate alındığında Demirci 122 gün süre ile ideal sıcaklık değerleri arasında olduğu görülür. İzmir başta olmak üzere diğer Ege şerirlerinin bu ideal değerler arasında kalma süresi 90 - 95 gün arasındadır. Bu durum gösteriyor ki Demirci, iklim kimliği dikkate alındığında Yaz sezonunda ideal yaşanabilir bir ortam özelliği taşımaktadır. Sarı çayır, Başalan, Güldürdek gibi yayla turizmi potansiyeli olan ortamlar ile tarihi dokularımız ayrı ayrı potansiyel kimliklerimizdir. Sakin bir şehiriz bu ayrı bir kimliğimizdir.

Sonuç bu kimlikleri ortaya çıkararak iyi bir reklamla bir cazibe merkezi haline gelmemiz mümkün.

Örnek Sarı Çayır aparatlarda bir süreliğine kal gençleşerek geri dön. Altmış yaşın gücü ile gel, Elli yaşın enerjisi ile geri dön gibi.

Hepimize düşen görev, coğrafi çevrenin hepimizin ortak yaşam alanı olduğu bilincinden hareketle çevreyi koruma, doğal ve beşeri kaynakları geliştirme, yanlış uygulamalarda bireysel duyarlılığımızı harekete geçirme gibi etik ve sosyal sorumluluk bilincimizin açık olması gerekir.
 

YAZARLAR