Dr. Yusuf ÇAKIR


‘COVİD 19’ 3. DÜNYA SAVAŞI MI?


                Cumhurbaşkanımız ve Sağlık Bakanımız dahil tüm işin içinde olan kişiler olarak sürekli evde kal diyoruz. Niçin evde kal diyoruz?  Covid 19’un etkeni olan bu virüs dış ortamda yaşayamıyor. Bir insandan diğer insana hastalık döngüsü 14 gün olduğu için sürekli evde kal diyoruz. Evde kalarak bu hastalık döngüsü kırılmış oluyor.

                Covid 19 hastalarının %80’ni bu hastalığı hafif şikâyetlerle geçirir. Bu yüzden hasta olduğunun farkına bile varmaz ama herkese de bulaştırmaya da devam eder.

                Hasta kişi hastalığı etrafa bulaştırdığını fark edemediği için, yayılımı hızlı olur.  Herkese test yapılmadığı için, herhangi bir şikâyeti olmayan ama bulaştırıcı olan bu kişilerin tespit edilmesi de zordur. İşte bu şikâyeti olmayan bulaştırıcı kişiler evde kaldıklarında, 14 günün sonunda vücutlarında taşıdıkları bu virüsün saltanatı sona erer.

                Covid 19 hastalığın etkeni olan virüsün, saltanatını devam ettirebilmesi ve yayılabilmesi için ortalama 14 gün süreye ihtiyacı vardır. Bu 14 günün sonunda bu virüs çoğalabileceği yeni bir canlı bulamazsa yayılımına son vermek zorunda kalır. 14 günün sonunda bu virüs bulaşabileceği yeni bir canlı bulursa bu yeni canlıda yaşam döngüsüne devam eder. Bir ülkenin tüm halkı 14 gün boyunca hiç dışarıya çıkmayacak olsa ve o ülkeye dışarıdan hiç kimse gelmeyecek olsa böyle bir durumda hastalık kendiliğinden yok olma sürecine girecektir. Bu sebeple devletimiz yurt dışından gelen kişileri “olası vakıa temaslısı’’ kabul ederek, olasılık yani ihtimal üzerede olsa yurt vb yerlerde karantinaya alıyor. İhtimali ya da ihtimalleri bile ihmal etmiyor. Birde olası vakıadan çıkmış olan “kesin vakıa temaslısı’’ denilen kişiler var. Asıl bunların bulaşma ve bulaştırma ihtimalleri yüksektir. Bunlarında karantinaya alınması gerekir. Bu yüzden gerek kesin vakıa temaslıları gerekse olası vakıa temaslılarını her bölgede günlük olarak aile hekimleri tarafından izlenir. Şu anda ilçemizde bu şekilde aile hekimleri tarafından günlük izlemi yapılan kişiler var. Yurt dışından gelen “olası vakıa temaslısı’’ olan ya da yurt içi “kesin vakıa temaslısı’’ olan bu kişilerin bulaştırıcı olmamaları için 14 gün karantina altına alınması gerekiyor.

                Bu yüzden hekimler bulaşıcı hastalık kodu ile normal 10 günlük rapor süresini de aşarak 14 gün hastalık istirahat raporu veriyorlar.  “Buraya kadar her şey güzel’’.

                Kırılma noktası nedir? diye soracak olursanız hemen cevap vereyim. Bu kesin ya da olası vakıa temaslısı çalışanları, bazı işyerlerinin ve kurumların 14 günlük istirahat raporlarını dikkate almayarak çalıştırmaya devam ettirmeleri. Bu durumda temaslı kişi, çalışırken hizmet sunduğu kişilere,  farkında olmadan hastalık bulaştırmaya devam edebilir. Buda yeni vakıalar demek. Uzmanların yaptığı bazı simülasyon çalışmalarına göre bir vakıadan 16 kişiye kadar farkında olmadan bulaştırma olabiliyor. İşveren ya da kurum çalıştırmaya devam etme gerekçesi olarak daha çok kötü durumlar için hazırlanmış algoritmaları yani hazır hastalıkla mücadele plân ve şemalarını gerekçe gösterebiliyorlar. Öncelikle şunu söylemek gerekir algoritma dediğimiz şemalar yani plânlar bize yol göstermeli, bize kılavuz olmalı ve ihtiyaca göre değişebilir olmalı ama bizi kendisine mahkum etmemeli. Her ilin, her ilçenin demografik yapısı farklıdır. Bu yüzden her ilin ve her ilçenin kendi özel koşullarına göre bir plânı ve bir algoritması ya da stratejisi olabilir, olmalıdır. Bu tabloyu bilen ve gören devletimiz bu yüzden tüm yetkiyi illere yani illerdeki valilerimize vermiştir.

                Corona Virüsü ile mücadeleye nereden bakarsanız bakın bu bir savaş. Bu tüm ülkelerin savaştığı bir 3. dünya savaşı desek abartmış olmayız. Bu yüzden her görüş, her katkı değerli ve önemli kabul edilmelidir. Bu savaşta insanlar diğer savaşlar da olduğu gibi mal ve can kaybına uğruyorlar. Her savaşta olduğu gibi bu savaşta da strateji çok önemli! O yüzden “Sorun küresel, mücadele ulusal’’ deniyor. Bu savaşta sadece bir kişi ya da birden fazla kişiler önemli değil. Evet bu savaşta ön cephede savaşan sağlık çalışanları önemli, ama kurallara uyarak evinden dışarı çıkmayan televizyon izleyen vatandaş da önemli. Bir hastane de yada sağlık kurumunda çalışan, hasta bakan doktor önemli, ama o hastanenin çöpünü toplayan orayı dezenfekte eden temizlik görevlisi de önemli. Bir ilçede devlet hastanesinde çalışan doktoru ne kadar önemli ise o ilçenin giriş ve çıkışlarında soğukta ayazda şehre giren ve çıkan herkesin ateşini ölçen hemşirede o kadar önemli. O ilçedeki sağlık kurumları ne kadar önemli ise o sağlık ekibine refakat eden kolluk kuvvetleri de o kadar önemli. Unutmayın savaşlar sadece komutanlarla kazanılmaz. Komutan kadar askerlerde önemlidir. Osmanlı sultanları eskiden savaşa giderlerken asker yol kenarındaki bahçelerden meyve sebze kopardıklarında, orduya komutanlık eden sultan bu askerlerin ahlakı bozuk! Bu askerle zafer kazanılmaz deyip geri dönerlermiş. O yüzden bu savaşta mücadele eden herkes çakıl taşı bile olsa önemli. Birisi diğerinden daha az önemsiz değil.

                Özet bir sağlık çalışanı olarak hem bir aile hekimi hem de bir işyeri hekimi olarak sahada hizmet veren birisi olarak iki uyarıyı yapmayı üzerime vazife olarak kabul ediyorum. Niyetimiz kimseyi üzmek, kırmak ya da rencide etmek değil! hele hele bağcı dövmek hiç değil! Sadece güzel günlerde hep beraber üzüm yemek

                Birinci uyarımız işçi ya da işi olmayan tüm vatandaşlarımıza “lütfen evde kalın, evde hayat var’’.

                İkinci uyarımız işverene ya da kurumlarımıza  “lütfen olası ya da kesin vakıa temaslısı hiçbir kişiyi, temas tarihi üzerinden 14 gün geçmeden,  işyerinizde ya da kurumunuzda çalıştırmayın, hastalık tüm işyerinize ya da kurumunuza bulaşabilir.’’

                “Olası ya da kesin temas öyküsü olan her çalışan yeni bir vakıa demek’’.             

                Temennimiz: “Corona’sız, aydınlık, sıcak, pırıl pırıl günlerin en kısa zamanda gelmesi dileği ile.’’