
Görsel medya, bazı programlar ve filmler aracılığıyla toplumsal yapıya zarar verebilecek yayınlar yapabilmektedir. Şiddet, olumsuz davranışlar veya gerçek dışı yaşam biçimleri, izleyiciler üzerinde farkında olmadan etkiler bırakabilmektedir. Bu nedenle bireylerin medyayı sorgulamadan tüketmesi, hem kişisel hem de toplumsal açıdan ciddi sorunlara yol açabilir.
Bu noktada eleştirel medya okuryazarlığı büyük önem taşımaktadır. Birey, izlediği programları sorgulamalı, değerlendirmeli ve kendi değerleri doğrultusunda karar vermelidir. Medyayı bilinçli bir şekilde takip eden kişi, olumsuz etkilerden korunarak faydalı içerikleri seçebilir. Böylece medya, birey üze- rinde zararlı bir etki yaratmak yerine, toplumsal gelişime katkı sağlayan bir araç haline gelebilir.
Medyanın bireyler üzerindeki etkisi yalnızca kişisel düzeyde kalmamakta, aynı zamanda toplumsal yapıyı da doğrudan etkilemektedir. Yanlış rol modellerin yaygınlaşması, toplumda şiddet eğilimlerinin artmasına, tüketim alışkanlıklarının değişmesine ve kültürel değerlerin zayıflamasına yol açabilmektedir. Bu bağlamda medya, toplumsal düzenin korunması ve sağlıklı bir kültürel aktarımın gerçekleşmesi açısından kritik bir sorumluluk taşımaktadır. Ancak bu sorumluluk çoğu zaman ticari kaygılar nedeniyle göz ardı edilmektedir.
Medya günümüz toplumunda güçlü bir etki aracıdır. Ancak bu etki, sorgulanmadan kabul edildiğinde bireylerin ve toplumun değerler sistemine zarar verebilir. Bu nedenle bireylerin medyayı eleştirel bir bakış açısıyla izlemeleri, içerikleri değerlendirmeleri ve kendi kültürel değerleri doğrultusunda seçim yapmaları gerekmektedir. Bilinçli medya tüketimi, hem bireysel gelişim hem de toplumsal düzen açısından önem arz eder. Değerler unutulur şahsi kaygılar ön plâna çıkarsa günlük hayatımızda çok çarpık kaybolmuş değerlerimizin yerini vurdumduymaz, sorumsuz, bencil vb davranışların örnekleri yer alabilir.
Genelleme yapmaksızın bazı olumsuz örekler, çok insanın dile getirdiği, gözlemlediği yanlış davranışlarımıza birkaç örnektir. Toplu taşıma araçlarında insanların birbirine yer vermemesi, yaşlılara veya ihtiyaç sahiplerine karşı duyarsız davranışlar, trafikte kurallara uymamak, yol vermemek, agresif sürüşle başkalarının güvenliğini hiçe saymak sıradanlaşmış yanlış davranışlardır. Gürültü, ortak alanların kirletilmesi, birbirine selam vermeme gibi saygısız davranışlar, çalışanların fikirlerinin küçümsenmesi, emeğe değer verilmemesi, mobbing davranışlar, sosyal medyada veya yüz yüze konuşmalarda hakaret, küçümseme ve empati yoksunluğu örnekleri verilebilir.
Bu örnekler, sevgi ve saygının olmadığı ortamlarda güvenin zedelendiğini, toplumsal huzurun bozulduğunu ve bireylerin birbirinden uzaklaştığını gösterir.. Aslında küçük görünen bu davranışlar, toplumun genel atmosferini olumsuz etkileyen zincirleme sonuçlar doğuruyor.
