Ahmet Tevfik Selçuk


DÜRZİLER - 4 -


 İSMAİLİ MEZHEBİ 
VE HASAN SABBAH

Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun en muhteşem yılları olan 11. asrın sonlarında İsmailî mezhebi ve onun tenasüh inancını esas alan Hasan Sabbah isimli bir türedi, büyük ikna kabiliyeti ve afyonun etkisini kullanarak etrafına çok ciddi bir cemaat toplar.

Zaman içerisinde Kuzey İran’daki ALAMUT Kalesi’ni kendine merkez yapar. Uçurumun tepesinde olan bu kalenin belirli yerlerine iner kalkar büyük bir hamak yerleştirerek afyon ile uyuşturduğu müritlerinin gözü önünde surlardan kendine boşluğa bırakır. Hamaklar tarafından zapt edilen Hasan Sabbah 10 dakika sonra kendisinin atlayışını seyreden müritlerinin karşısına çıkar ve “ Gördüğünüz gibi İsmailîlere ölüm yok ”, “ Ölüm diğer fanilere. BİZ bakiyiz, ruhumuz asla ölmez, bedene tekrar geçerek varlığını sürdürür. ” Diyerek müritlerini kendine ve emirlerine tereddütsüz bir şekilde sıkı sıkıya bağlar.

Afyonla uyuşturulmuş olan bu müritler gözlerinin önünde gerçekleşen bu ölümsüzlük olayını her yerde anlatarak mezhebin halkasını genişletirler.

Dünyadaki her fikrî olayın sonunda ulaşılmaya çalışılan mutlaka siyasi bir hedefin olduğu hakikattir. Bunu ismi kapitalizm, komünizm, maoizm veya İsmailîlilik (-izm) olması fark etmez. Hedefi kendi saltanatını kurmak olan Hasan Sabbah gösterdiği bu mucizeler vasıtasıyla ölümü hiçe sayan fedailer yetiştirir. Tarih içinde bunlara “Hasan Sabbah’ın ölüm fedaileri” ismi verilir. Bu fedailer bölgelerinin sayılan ve hâkimi olan insanlara suikastlar tertip ederek  ortadan  kaldırır  ve  etrafa korkuyla karışık büyük hayranlıklar yaratırdı. Ölümü hiçe sayan ve asla ölmeyeceğine inanan bu fedailer Selçuklu Devleti’nin sultanı Melikşah ve onun veziri Bilge Nizam-ı Mülk’ü de ortadan kaldırarak ismini ve mezhebini bölgenin hâkimi haline getirir. Bu şekilde suikastlarla sayıları binlerle ifade edilen tanınmış şahsiyetleri ortadan kaldırır.

İsmailî mezhebinin ilkelerini halkına kabul ettirerek kendi devletini kuran Hasan Sabbah’ı ise uğradığı coğrafyalarda çok büyük katliamlar yapan, kendinden daha büyük ve kudretli hükümdar tanıma-yan Cengizhan’ın gazabına uğrayarak fedaileriyle tamamen imha edilerek bölgeyi İsmailî teröründen istemeden de olsa kurtarmıştır.

Hasan Sabbah’ın haşhaşla uyuş-turarak yüzlerce suikast yapan bu fedailere “haşhaşi” ismi verilmiştir. Batı dillerinde suikastçi manasına gelen, haşhaşi kelimesinden türetilen “assassin” kelimesi de halen İngilizcede suikastçi manasında kullanılmaktadır.

19. yüzyılda suikastleriyle meşhur Paraguay’ın baş şehrine de “Asunsion” ismi verilmiştir.

Bu konuda daha geniş bilgi almak isteyenler şu iki kitaba müracaat edebilir:

1. Hasan Sabbah ve Ölüm Fedaileri --- Ömer Rıza Doğrul 
2. Kapı Kilit Serisi --- Mustafa Necati Sepetçioğlu --- Damla Yayınları

 DEVAM EDECEK
 

YAZARLAR