Çocukların bir an önce ulaşmak istediği, yaşlıların ise ellerinden kayıp gittiği, zamanında kıymetinin yeterince idrak edilemediği en önemli nimetlerden biri de hiç şüphesiz ki gençliktir. Gençlik, gelişme ve olgunlaşmanın yaşandığı, hayallerin, tutkuların ve ideallerin yeşer-diği, kendini kanıtlama çabalarının yoğun olduğu, zaman zaman da ikilemlerin yaşandığı önemli bir dönemdir. Zira Peygamberimiz (s.a.s):
“İnsanoğlu, Kıyamet gününde; gençliğini nerede ve nasıl harcadığından sorguya çekilmedikçe yerinden ayrılamaz.” 1 buyurarak, gençliğin önemine ve nasıl değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir.
İslâm’ın ilk yıllarında Müslümanların çoğunluğunu oluşturan gençler, Allah Resulü (s.a.s)’ in etrafında toplanarak, ona en büyük desteği vermiş ve bu uğurda çok çetin sınavlardan geçmişlerdir. Gönülleri Allah ve peygamber aşkıyla yanan Hz. Ali, Zeyd b. Harise, Abdurrahman b. Avf, Musab b. Umeyr, Ubeyde b. Cerrah ve daha niceleri her türlü işkence ve zulümlere rağmen davalarından asla vazgeçmemişler, sıkıntılara karşı sabretmişlerdir.
Peygamberimiz (s.a.s).’e adeta kol kanat geren bu gençler, göstermiş oldukları samimiyet ve sevginin karşılığında daha dünyada iken cennetle müjdelenerek kendilerinden sonra gelen nice nesillere örnek olmuşlardır.
Şu fani âlemdeki varlık sebebimizi, yaratılış gayemizi, nereye gideceğimizi, hangi safta yer alacağımızı iyi düşünmeli ve örnek alacağımız şahsiyetleri iyi seçmeliyiz. Babasına nasihat eden ve puta tapan bir kavimle tek başına mücadele eden Hz. İbrahim’i, inandıkları gibi yaşama uğruna ülkelerini terk ederek mağarada kalmayı göze alan Ashab-ı Kehf i, nefsine dur diyerek "Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum." 2 duasıyla Rabbine sığınan Hz. Yusuf u, insanlığın neredeyse bittiği bir dönemde yaşamış olduğu örnek gençliği ile “Muhammed’ül emin” vasfını almış Hz. Peygamber’i iyi tanımalı ve örnek almalıyız. Gelin, gönüllerimizi vahyin ulvî ikliminde, Kur’an ve Sünnet ahlakı ile şekillendirelim. Zamanımızı boş ve faydasız şeylerle heba etmeyelim, nefsimizi dizginleyelim ve dahası Efendimiz (s.a.s)’in kıyamet gününde arşın gölgesinde barınacakların arasında saydığı “Rabbine ibadet ederek yetişen genç.” 3 müjdesine mazhar olalım.
İmanlı bir neslin yetiştirilmesi konusunda Rabbimiz bizlere Yüce Kitabında, Hz. Lokman’ın, “Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol” 4,
Hz. İbrahim’in, “Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat.” 5,
Hz. Zekeriya’nın “Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet.” 6 şeklindeki dua ve nasihatleri bizlere örnek olarak sunmuştur.
Efendimiz (s.a.s) de bu vazifenin önemine işaret ederek “Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.” 7 buyurmuşlardır.
Gençlerimizi daima önemseyelim, onları anlamaya çalışalım. Unutmayalım ki milli ve ma-nevi değerlerine bağlı imanlı bir gençlik yetiştirmek, sorumluluk sahibi bir toplumun vazifesidir.
Dipnotlar:
1- Tirmizî, Kıyamet, X.
2- Yusuf, 12/33.
3- Buhari, “Ezan”, 36,
5- İbrahim, 14/40.
6- ÂI-i İmrân, 3/38.
7- Tirmizî, Bîrr, 33.

