Dr. Nurullah ABALI


Hattat Hakikat (Catherine) Feller: Hat Bana Güç Veriyor

"...Bu yolun sonunda Allah’ı bulmak var. Hat yazarken Allah dışında her şeyi, her düşünceyi unutuyorum..."


  

             Paris doğumlu olan Catherine Feller, Avusturyalı bir baba ile Fransız bir annenin kızı olarak 1949 yılında dünyaya geldi. Babası Yahudi, annesi Hıristiyan olan Feller, 7 yaşında bir Hıristiyan okuluna yatılı verildi. 11 yaşında bu okuldan mezun olan Feller’in annesi ve babası O 13 yaşındayken boşandı ve Catherine annesiyle yaşamaya devam etti.

               Catherine resim ve kaligrafi sanatı üzerine eğitim aldı. Restorasyon çalışmaları yaptı. 18 yaşına geldiğinde İslam dinine ilk adımlarını atmaya başladı. Feller son derece yabancısı olduğu İslam dini hakkındaki ilk izlenimlerini 18 yaşında tanıştığı Afgan Nakşî Şeyhi Ömer Ali Şah’tan edindi. İslam dinini araştırmaya başladı ve başta Kur’an olmak üzere birçok kitap okudu. Birkaç yıl sonra 27 yaşındayken Müslüman olmaya karar verdiğini ifade eden Feller bu değişimini şöyle anlattı: “1976 yılında Paris Camisi’nde düzenlenen törenle Müslüman oldum. Catherine olan ismimi Hakikat olarak değiştirdim. Ailem bu kararıma saygı gösterdi.”

               Sanatçı, 1983 yılında Konya’da türbe ve cami restorasyonu sırasında hat sanatıyla ilgilenmeye başladı. Kaligrafi ve hat sanatını birleştiren sanatçı, ülkesinde Müslüman bir Fransız olarak yaşamaya devam etti. 11 Eylül 2001’de ABD’ye yapılan intihar saldırıları sonrası tüm dünyaya yayılan İslam karşıtlığı yurt dışındaki Müslümanları hayli zor durumda bırakmıştı. Feller de bu zorluktan payını alanlar arasındaydı. Müslümanlarla olan yakın diyaloğu nedeniyle Paris’teki sanat çevresinden dışlanan sanatçı kendi ülkesinde işini yapamaz hâle geldi ve 2007 yılında ülkesinden ayrılıp Sakarya’nın Sapanca ilçesine taşındı. Burada icra ettiği hüsnü hat esaslı tabloları ve samimi kalbiyle herkesin sevgisini kazandı.

               Hat sanatının insan ruhuna hitap ettiğini ve art arda kapılar açtığını ifade eden sanatçı, bir arayış sonucunda Allah’a giden yolu bulduğunu söyledi. Hat sanatının insanı kendi iç dünyasına ve Allah’a götürdüğünü belirten Feller şöyle dedi: “Kâinat kendi başına bir sanat eseridir. Allah’ın bize sunduğu eserleri görebildiğim için şükrediyorum. Ben de bu sanat pazarından payıma düşeni alıyorum.”

               Hattın kendisi için aydınlık bir yol olduğunu söyleyen sanatçı şöyle devam etti: “Bu yolun sonunda Allah’ı bulmak var. Hat yazarken Allah dışında her şeyi, her düşünceyi unutuyorum. Hayatta birçok sıkıntı ve üzüntü var, olmaya da devam edecek. Önemli olan bunlar karşısında sağlam ve düşmeden durabilmek. Allah’ın varlığı ve hat sanatı bana güç veriyor. Sıkıntılar karşısında üzülmüyorum ve endişelenmiyorum. Çünkü Allah beni seviyor bunu biliyorum. O bakımdan endişelenmeye gerek yok.”

               Kaynak: Huri Yazıcı, "Hat'la Gelen Huzur," Semerkand Aile Derg., Kasım 2008, 38. Sayı.