Dr. Öğretim Üyesi İsmail Taşlı (Emekli)


İNSAN HAKLARI İHLALLERİ


Günümüzde medeniyet, insan olmanın bir ölçüsü kabul edilmektedir. Bu bağlamda İnsan hakları  ( Doğal Haklar ) ve temel haklar vazgeçilmezlerimiz olmaktadır. Yaşama hakkı, özgürlük hakkı, mülkiyet hakkı insan haklarının bazılarıdır. Din ve vicdan özgürlüğü, iktisadi ve sosyal haklar ile kültürel haklar temel haklara ait bazı örneklerdir. Gerçek bu olmasına rağmen hak İhlalleri İnsanın veya insanların insanlığa sığmayacak şekildeki hareketleri çok korkunç boyutlardadır. Dünya genelinde eko-nomik. Teknolojik, potansiyel nüfus vb gibi sahip olduğu güç-lerle ezenlerin ve de ezilenlerin dünyasında her gün insani felaketler yaşanıyor. Hedonizm (Zevkçilik), Bencillik (Egoizm), Kişisel Rahatlık (Konformizm), ırkçılık, etnik ayrımcılık vb. pek çok felaket senaryoları yazılıp oynanıyor. Nitekim Uygur Türkleri, Myanmar, Filistin, Gazze insanlığın, medeni düşüncenin iflas ettiği yerlerden bir kaçıdır.

Çin Halk Cumhuriyeti bugünkü yapısını 1949 yılında kazandı. Bu tarihten itibaren Doğu Türkistan Çin’in kontrolüne geçti. 1955 yılında Uygur Özerk Bölgesi ilan edildi, ancak özerklik pratikte uygulanmadı. 
2009 yılına gelindiğinde Urumçi olayları başladı. Yaşanan etnik çatışmalar ve güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu yüzlerce kişi öldü, binlerce kişi tutuklandı. 2016 sonrası baskılar daha da yoğunlaştı ve kitlesel gözaltı kampları kuruldu.

Uygur Türkleri İnsan hakları ihlalleri açısından çok ciddi bir zulüm yaşamaktadır. Nitekim BM ve bağımsız araştırmacılar yüz binlerce, hatta milyonlarca Uygur’un “mesleki eğitim merkezi” adı altında kamplarda tutulduğuna dair raporlar hazırlıyor. Tekstil ve tarım sektörlerinde Uygurların zorla çalıştırıldığına dair belgeler hazırlanıyor. Uygur dili, dini pratikler ve gelenekler sistematik biçimde bastırılıyor ve böylece kültürel asimilasyon uygulanıyor. Yüksek teknoloji kullanılarak yüz tanıma, DNA örnekleri ve dijital takip yöntemleriyle nüfus sürekli izleniyor. Zorla doğum kontrolü ve kısırlaştırma uygu-lamaları raporlanıyor. Halkın özgür ekono-mik faaliyetleri engelleniyor ve ciddi izolas-yonlar uygulanıyor.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği 2022 yılında bu durumu ciddi insan hakları ihlalleri olarak rapor etti. Bunun üzerine ABD ve bazı Avrupa ülkeleri Çin’in politikalarını “soykırım” olarak nitelendirdi.  Çin ise tüm suçlamaları reddediyor, kampları “mesleki eğitim merkezleri” olarak tanımlıyor.  Görülen o ki Doğu Türkistan’daki durum yalnızca bir “özerklik sorunu” değil, aynı za- manda uluslararası hukuk açısından insanlığa karşı suçlar ve soykırım anlamına geliyor. 

YAZARLAR