Dr. Öğretim Üyesi İsmail Taşlı (Emekli)


İNSAN VE ÇEVRE


Çevre; insanların ve diğer canlıların hayatları boyunca iliş-kilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları fiziki, biyolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamdır. Çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribini, bozulmasını ve yok olmasını önlemeye, mevcut bozulmaları gidermeye, çevreyi iyileştirmeye ve geliştir-meye yönelik çalışmaların bütününe çevre koruma denir.

İnsanın çevreyle kurduğu bağ, yaşamın en temel gerçeğidir. Bizler nefesimizi havadan, gıdamızı topraktan, huzurumuzu ise çevrenin sessizliğinden alırız. Ancak çoğu zaman bu bağı görmezden gelir, çevreyi yalnızca tüketilecek bir kaynak gibi algılarız. Oysa çevre, bizim dışımız-da var olan bir alan değil; hayatımızın ayrılmaz bir parçasıdır.

Çevreyi korumak, sadece ağaç dikmek ya da çöpleri ayrıştırmak değildir. Asıl mesele, doğaya karşı duyduğumuz sorumluluğu içselleştirmektir. Bir plastik şişeyi çöpe atarken bile geleceğe dair bir seçim yaparız. Küçük gibi görünen bu davranışlar, büyük bir bütünün parçasıdır. Çünkü ekolojik denge, milyonlarca küçük kararın birleşiminden oluşur.

Duyarlı bireyler çevreyi yalnızca korumakla kalmaz, aynı zamanda güzelleştirir. Bir parkı temiz tutmak, bir sokakta çiçek yetiştirmek, teknolojik atıkları azaltmak ya da doğal kaynakları tasarruflu kullanmak… Bunların her biri, yaşadığımız dünyaya değer katmanın yollarıdır.

Çevre eğitiminin amacı da tam olarak budur: insanlara doğayla uyumlu yaşamayı öğretmek. Çevre sorunlarına akılcı çözümler üretmek, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için bilinçli adımlar atmak gerekir. Sonuçta çevreyi korumak bir görev değil, bir yaşam biçimidir. İnsan, çevresini korudukça kendini de korur. Ve ancak doğayla barış içinde yaşayan toplumlar, gerçek anlamda ilerlemiş sayılır.

Çevre sorunlarına dönük eğim alan bir kişi, çevre sorunlarının nedenleri ve sonuçlarını analiz edebilmelidir. Gerektiğinde bilimsel ve akılcı çözümler üretme yeteneği geliştirip kullanabilmelidir. Toplumsal sorumluluk bilincini güçlendirerek, doğal kaynakların korunması ve verimli kullanılmasına katkı sağlayabilmelidir.

Bu bağlamda Demirci çevresinde önemli sorunlardan birisi erozyon yolu ile toprak kaybıdır. Topografık  yapıya baktığımızda Asi Tepe 1535 m.. Türkmen Tepe 1487 m.  Ve Akçakertik geçidi 1475 m olmak üzere  Demirci’yi çevreler durumdadır. Salihli istikametinden şehir merkezi girişi 850 m. İken tedrici olarak daha yüksek noktalar ile daha derin vadi ve engin alanlara sahiptir.
 
Bu durumu Demirci tarımsal alanları bağlamında düşündüğümüzde oldukça engebeli, eğimli tarım arazileri bulunmaktadır. Toprak kabiliyet sınıflaması açısından değerlendirildiğinde 6. Ve 7. Sınıf topraklar olması sebebiyle potansiyel erozyon alanlarıdır. Buralarda tarımsal faaliyetler genellikle traktör kullanılarak işlendiğinde tehlike kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Bu eğimli arazilerin çoğunda tarlalar enine değil kaza riskine karşı boyuna işlenmektedir. Böylece tarlalarda su kanalları oluşmakta sağanak yağışlar geldiğinde bu kanallar yolu ile toprak aşınmaya uğramaktadır. Köylerimizde taban tarla diye bir tabir kullanılır ve değerlidir. Çünkü aşınan toprakların bir kısmı burada birikerek daha verimli hale gelirler. Zamanla zirvede kalan arazi verimsiz kıraç topraklara dönüşür. Unutmayalım ki bir yerde eğim % 12 ise orada erozyon meydana gelir.
                  
Erozyona zemin hazırlamak unutulmasın ki bu topraklar şehit olan vatan evlatlarının hatırasına saygısızlıktır. Onlar bu vatan toprakları için şehit oldu. Biz de ayağımızın altından kayıp giden topraklar için önlem alalım ki şehitlerimizin ruhu şad olsun.

Neler yapılabilir;  Erozyonu önleyebilmek için ormanları korumak, yeterince ağaçlandırma yapılmak arazileri enine sürmek, çıplak ve eğimli yerlere teraslama yapmak ve tarla açma gibi sebeplerden dolayı ormanlar tahrip edilmemelidir. Rüzgârın çok etkili olduğu alanlara, hızını azaltmak için engeller yapılmalıdır.

YAZARLAR