İslam dini insana insan olduğu için değer vermiş, üstünlüğün takvada olduğunu bildirmiştir. İslam dininin korumayı amaçladığı şeylerin başında hayat (can), nesil (nesep, ırz), akıl, mal ve dinin muhafaza edilmesidir.
İslâm dininin korumayı taahhüt ettiği hak ve özgürlükler içerisinde diğerlerine de temel teşkil eden en önemli hak hayat hakkıdır. Bu hak diğer bütün hakların üstünde yer alır. Dolayısıyla yaşama hakkının gerek insanın kendisi, gerekse başkaları tarafından ortadan kaldırılmasını kesinlikle yasaklanmıştır. O kadar ki, ana karnındaki bir çocuğun bile geçim sıkıntısı ve benzeri endişeler-le yok edilmesi yasaklanmıştır. (En’am, 6/151; İsrâ, 17/31).
İslâm’da yaşama hakkına yönelik tecavüzleri önleyici tedbirler alınmış, cana kıyma yasak-lanmış, bir kişinin öldürülmesi bütün insanlığın öldürülmesi olarak kabul edilmiş, buna karşılık bir canı kurtarmanın da bütün insanları kurtarmak anlamına geleceği belirtilmiştir. (Mâide, 5/32).
İslam, insan sağlığını korunması gereken önemli bir değer olarak görür ve ona zarar verecek şeyleri de yasaklar.
Nitekim Rabbimizin içkiyi, eroini, kokaini, afyon gibi zararlı maddeleri yasaklamasının te-melinde insan sağlığını korumak yatmaktadır. Yüce Rabbimiz Kuran-ı Kerim’de şöyle buyur-maktadır:
“Kendi elinizle kendinizi tehlikeye at-mayınız fakat iyilik ediniz.’’ Bakara, 2/195.
Peygamber efendimizin sünnetinde de hayatın ve sağlığın Cenab-ı Hakkın, emaneti ve nimeti olduğu belirtilerek bunların korunması emredilmiştir. Peygamber efendimiz bir hadislerinde şöyle buyurur: “İki nimet vardır ki insanların çoğu bunlar hususunda aldanmıştır: (bunlar) sıhhat ve boş vakittir.’’ Buhari, Rikak, Bu iki nimetin şükrünü bilip bu emanetlere sahip çıkarsak dünyada başarılı ve mutlu bir hayat sürer, ahirette de huzur buluruz.
Organ Bağışı ve Önemi
Organ ve doku nakli, tedavisi sadece nakil ile mümkün olan organları hasar görmüş hastalara büyük umut ışığı olmaktadır. Günümüzde, birçok organ için naklin mümkün hale geldiği söylenebilir. Organ nakli konusundaki bilinç son yıllarda oldukça artmasına rağmen Dünya’da ve Türkiye’de de organ nakli bekleyen insan sayısı çok fazladır. Dün-yada, organ nakli yapılmazsa yaşamı ölümcül bir tehlike altında olan 1 milyara yakın insan yaşa-maktadır. Sağlık Bakanlığı'nın son verilerine göre, bu sayının yaklaşık 30 bini Türkiye’de yaşamak-tadır.
Organ Bağışı, kişinin hayatta iken, serbest iradesi ile tıbben yaşamı sona erdikten sonra doku ve organlarınızın başka hastaların tedavisi için kullanılmasına olanak tanır.
Bir birey, sağlığında vücudunun tamamını veya belirli dokularını, tedavi, teşhis ve bilimsel amaçlar için bıraktığını resmi veya yazılı bir vasiyet ile belirtebilir. Bu şartların sağlanmaması durumunda sırasıyla eşi, 18 yaş ve üzeri çocukları, anne, baba, kardeşlerinin veya yanında bulunan herhangi bir yakınının muvafakatiyle ölen kişiden organ ve doku alınabilmektedir. Birey, ölümünden sonra, kendisinden organ veya doku alınmasına karşı olduğunu belirtmişse, organ ve doku alınamaz.
Dinen bir sakıncası var mıdır?
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu organ bağışını insanın insana yapabileceği en büyük yardım olarak tanımlanmıştır. 06.03.1980 tarih ve 396 sayılı kararı ile organ naklinin caiz olduğunu bildirmiştir:
Bilindiği üzere, insan mükerrem bir varlıktır. Yaratıklar içinde Allah onu mümtaz kılmıştır. Bu itibarla, normal durumlarda ölü ve diri kimselerden alınan parça ve organlardan faydalanılması, insanın saygınlık ve kerametine aykırı olduğu için, caiz görülmemiştir. (Buhârî, Libâs, 83-87) Ancak zaruret durumunda, zaruretin mahiyet ve miktarına göre bu hüküm değişmektedir (Mecelle, md. 22).
İslam âlimleri, karnında canlı halde bulunan çocuğun kurtarılması için ölü annenin karnının yarılmasına, başka yoldan tedavileri mümkün olmayan kimselerin kırılmış kemiklerinin yerine başka kemiklerin nakline, bilinmeyen hastalıkların teşhis ve tedavilerinin sağlanabilmesi için, yakınla-rının rızası alınmak suretiyle, ölüler üzerinde otopsi yapılmasının caiz olacağına fetva vermişler; canlı bir kimseyi kurtarmak için, ölünün vücut bütünlüğüne müdahale etmeyi caiz görmüşlerdir. (Nevevî, el-Mecmû‘, III, 145)
Bu bağlamda, aşağıdaki hususlara dikkat edilmek kaydıyla, organ nakli caiz olur. Nitekim İslam konferansına bağlı, uluslararası bir fetva kuruluşu olan Mecmeu’l-Fıkhi’l-İslâmî de bu istikamette karar almıştır. Buna göre;
a) Zaruret hâlinin bulunması, yani has-tanın hayatını veya hayatî bir uzvunu kurtarmak için, bundan başka çaresi olmadığının, meslekî ehliyet ve dürüstlüğüne güvenilen uzman doktorlar tarafından tespit edilmesi,
b) Hastalığın bu yoldan tedavi edilebileceğine zann-ı galibinin bulunması,
c) Organ veya dokusu alınan kişinin, bu işlemin yapıldığı esnada ölmüş olması; eğer organ canlı bir insandan alınacaksa, bu organın, alınan kişide (donör) temel bir hayatî fonksiyonu devre dışı bırakmaması,
d) Toplumun huzur ve düzeninin bozul-maması bakımından, organ veya dokusu alınacak kişinin sağlığında (ölmeden önce) buna izin vermiş olması veya hayatta iken aksine bir beyanı olmamak şartıyla, yakınlarının rızasının sağlanması,
e) Alınacak organ veya doku karşılığında hiçbir şekilde ücret alınmaması
f) Tedavisi yapılacak hastanın da kendisine yapılacak bu nakle razı olması gerekir.
g) Devlet kontrolü altında yapılmalıdır.
Organ bağışı için nereye başvurmak gerekir?
• İl sağlık Müdürlükleri
• Devlet Hastaneleri
• Üniversite Hastaneleri
• Özel Hastaneler
• Semt Poliklinikleri
Dünyada huzurlu ve mutlu olabilmek, başkalarına muhtaç olmadan yaşayabilmek, dini vecibelerimizi eksiksiz olarak yerine getirebilmemiz için sağlığımıza dikkat edelim. Netice de bu can bize Rabbimizin bir emanetidir. Bu emaneti korumak ve O’nun rızası doğrultusunda bunu değerlendirmek dini bir sorumluluk olup kıyamet gününde bu emanetin hesabını vereceğimizi unutmayalım.
Selam ve Dua ile.
