İnsanın tembellik yaptığı, tembellik yapmaya başladığı yıllardayız galiba. Bunda coğrafi olarak yaşadığımız memleket, “zor” diye kısaca ifade edilen bir memlekette yaşamanın büyük etkisi var. Ulaşım olarak en yakın – orta büyüklükteki şehre bile kıvrım kıvrım yorularak varabili yoruz. İşin tuhaf tarafı, geri dönmek daha zor!..
Gençliğimizde imkânlar daha da kısıtlı olduğundan ( genel itibari ile aşağı yukarı tüm ailelerdeki ) hemşerilerimiz İzmir, Manisa veya büyükşehirleri görmeleri ne mümkündü! Köyümüz var ise, oraya gidip – dönmek seyahat sayılırdı. Hastalık hasta kontrolü veya resmi işler için Manisa’ya seyahat, seyahatten ziyade işkence olurdu. Sabredin! Şimdiye de, geçen haftaki seyahatime de geleceğim. Ama geçmişimiz olmadan ne şimdi, ne de gelecek rayına oturmaz!
Aklıma gençlik yıllarıma geçişe az bir zaman kala Demirci otobüs işletmeleri arasına yeni bir firmanın katıldığı yıllar geldi. Hatırlayanlar bilir ki; bir zaman iki firma Demirci’de otobüs işletmesi olarak yer alıyordu ve rekabet çok sıkıydı. Yanlış hatırlamıyor isem, beş liraya İzmir’e gidiş beş liraya da dönüş oluyordu. Bugüne uyarlasak toplam elli lira ancak ederdi herhalde. Abartılı muhabbet edenler, “dün İzmir’e çay içmeye gittik, Allah razı olsun bu rekabetten” diye de espriler üretirlerdi. İzmir uluslararası fuarı da bu zamanlarda, herhalde, en çok ziyaret edileni Demirci’den gelenlerle istatistikleştirmişlerdir herhalde. Bu da benim abartım olsun!
Neden bu kadar altyapı yaptım yazıma: Bilmeyenler öğrensin, bilenler de hatırlasın diye. Çünkü zorluğun, meşakkatin bilincinde olmayan, kolaylığın değerini bilemez! Demirci – İzmir seyahatinin dört buçuk saat sürdüğünü, Demirci – Simav seyahatinin, neredeyse, iki saat sürdüğünü bilmek, hatırlamak, şükrü ve kıymet bilmeyi de yanında getirir vesselam.
Belki on – on beş yıldır Demirci gibi bir memlekette bile yüz aileden yetmiş beş – seksenin de arabasının olduğunu kabul edelim. Yolların biraz daha düzgün olduğunu da kabul edersek ve kendi arabamızla seyahat etmek ister isek; Demirci – İzmir iki veya iki buçuk saat sürüyor. Allah’a şükretmeyelim mi? Öğrenciliğim İstanbul’da geçti. İstanbul’a gitmem en az on üç – on beş saat sürüyordu. Genç yaşıma rağmen iki gün yol yorgunluğu da işin cabası. Şimdi İstanbul’a araba ile dört – beş saatte varabiliyoruz. Allah’a şükretmeyelim mi?
Gelelim geçen haftaki, benim açımdan önemli seyahate… Salihli’yi biz, ovada, Manisa – İzmir hattında batıya geçimizin göbeği, Ankara’ya ( otobüsle ) dönüşümüzde kısa bir mola olarak görürüz. Hâlbuki bu sefer bizzat yaşadım, Salihli; Kurşunlu Kaplıcaları ve Piknik Alanı, Bozdağ, Kırk Oluklu Çeşmeler, Mermer Oluklu Çeşme, Gölcük ve İzmir’in Birgi’si gibi bize göre arkasında, fakat önünden daha kıymetli ve kültür tabiat enstantaneli bir çehreyi gösteren şehir. Bir de imamı Birgivi ve Çakıroğlu Konağı var ki, benim için hepsinden daha önemli.
Haftaya devam edelim! Beklerim bak!
Çok hoşlanacak ve etkileneceksiniz!
Hadi kalın sağlıcakla...
