Avukat M. İkbal GÜLMEZ


Korona Virüsü Taşıyanların Hukuki Sorumluluğu

Öncelikle belirtmek isteriz ki bu yazı vatandaşlarımızın bulaşıcı Korona virüsü karşısında bilinçlenmesi amacıyla kaleme alınmıştır.


                Virüs karşısında tüm vatandaşlarımızın el birliği ile önlem alması ve virüsün yayılmasını engelleyici eylemlerde bulunması gerekmektedir. Bu çabalar yetkili makamlarca alınan önleyici tedbirlerin faydalı olabilmesi için elzem niteliktedir. Aksi yöndeki davranışlar ise tedbirlerin etkisini ortadan kaldırabileceği gibi ilgili kişi için cezai sorumluluğu da gündeme getirebilecektir. Bu yazıda virüsü taşımak değil, başkalarına kasten veya taksirle bulaştırmak suç kapsamında değerlendirilmiştir.

                Türk Ceza Kanunu'nda suçu manevi unsurları diye adlandırılan iki unsur kast ve taksirdir. Kast suçun bilerek ve istenerek işlenmesidir. Taksir ise dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.

                Bulaşıcı ve ölümcül bir virüsü veya hastalığı taşıdığını bilerek veya bilmese de taşıma ihtimalinin yüksek olduğu bir haldeyken virüsün başka kişilere bulaşmasına neden olabilecek davranışlarda bulunan kişi; virüsün veya hastalığın başka kişilere bulaşması halinde olayın durumuna göre kasten yaralama veya taksirle yaralama, eğer ölüm meydana gelirse kasten öldürme veya taksirle öldürme suçlarını işlemiş olacaktır.           

Korona virüsü niteliği gereği kolay bulaşabilen ve ölümcül sonuçlar doğurabilen bir virüstür. Bulaşıcı bir virüs taşıdığını bilerek hareket eden kişi, virüsün başka kişilere bulaşmasını engelleyici tedbirleri almak zorundadır. Tedbirleri almadan, virüsü başka kişilere bulaştırabilecek davranışlarda bulunması halinde yukarıda açıkladığımız suçları işlemiş olabilecektir. Yazıda kaleme aldıklarımız bulaşıcı hastalıklar için genel olarak geçerli olsa da ülke ve dünya gündemine istinaden Korona virüsü kapsamında özellikle değerlendirilmeye çalışılmıştır.

                Kişinin Korona virüsünü taşıdığının bilincinde olup olmamasına göre suçun niteliği değişecektir. Hasta kişi Korona virüsü taşıdığını biliyor ve isteyerek virüsü başkasına bulaştırıyorsa, kast söz konusu olacak ve meydana gelen neticeye göre neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamadan ya da kasten öldürmeden sorumlu olabilecektir. Kişi korona virüsü taşıdığını biliyor fakat hastalığı başkalarına bulaştırmak istemiyorsa gerekli önlemleri almak zorundadır. Eğer bulaştırmak istememesine rağmen gerekli önlemleri almadan (örneğin başkalarının yüzüne karşı maske takmadan öksürüyorsa)  mevcut duruma göre bu kez olası kastla veya bilinçli taksirle yaralamadan veya öldürmeden yine sorumlu olabilecektir.

                Korona virüsünün kasten başkasına bulaştırılması durumunda neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan söz edilebilecektir. Kendisine Korona virüsü bulaştırılan mağdur iyileşme olanağı bulunmayan bir hastalığa yakalanır veya bitkisel hayata girerse; duyularından veya organlarından biri işlevini yitirirse bu durumda fail neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu işlemiş olabilecektir. Ama belirtmek isteriz ki; bu nitelikli halin uygulanabilmesi için virüsün mağdurda telafisi olmayan bir durum yaratması ve hayat boyu süreceği öngörülen bir zararın ortaya çıkmış olması gerekmektedir.

                Taşıyıcı kişi Korona virüsü taşıdığını bilmeden başka bir kişiye bulaştırması halinde de suç işlemiş olabilir!

                Taşıyıcı kişi Korona virüsü taşıdığını bilmese de içinde bulunduğu durum gereği Korona virüsü taşıma ihtimali yüksek bir halde bulunuyorsa virüsün kendisinde bulunma ihtimali öngörülebilir bir durum olacağından karşı tarafa hastalığı bulaştırması halinde taksirle yaralama veya taksirle öldürmeden sorumlu tutabilir. Burada kişinin Korona virüsü taşıyıcısı olduğunun öngörülebilir ve beklenebilir olması gerekmektedir.

                Özetle Korona virüsü taşıdığını bilen kişi bunu başka kişilere bulaştırırsa suç işlemiş olabilecektir. Yalnızca suçun doğrudan kastla mı, olası kastla mı yoksa bilinçli taksirle mi işlendiği taştırma konusu olacaktır. Korona virüsü taşıdığını bilmemesine rağmen içinde bulunduğu durum gereği virüsü taşıma ihtimali yüksek olan kişi de başka kişilere virüsü bulaştırırsa bu kez taksirle suç işlemiş olabilecektir.

                Örneğin korona virüsünün bulaşma yollarından olan öksürme eylemini ağzını kapatmadan gerçekleştirmesi ve virüsü bu nedenle başka bir kişiye bulaştırması halinde suçun ilk unsur şartını tamamlamış olacaktır. Bu yolla kendisine virüs bulaşan kişi hastalanırsa bu durum yaralama eylemi sayılarak failin hareketine göre kasten veya taksirle yaralama suçu işlenmiş olabilecektir. Kendisine virüs bulaşan kişi korona virüsü nedeniyle hayatını kaybederse virüsü bulaştıran kişi kasten veya taksirle öldürme suçunu işlemiş olabilecektir.

                Yargıtay’ın birçok kararında bulaşıcı hastalığın başka kişilere bulaştırılması suçun tüm unsurlarının tamamlanması halinde suç olarak kabul edilmektedir. Korona virüsünün ülkemize henüz yeni girmesi nedeniyle tamamlanmış bir yargı süreci yoktur. Farklı bulaşıcı virüsleri konu alan emsal nitelikte sayılabilecek kararlar vardır. Belirtmek isteriz ki Korona virüsünün taşıyıcı tarafından başka bir kişiye bulaştırılması elbette suç konusu olabilecektir. Fakat bulaştıran kişiye ceza verilebilmesi için aradaki nedensellik bağının kurulabilmesi gerekmektedir. Bunun tespiti her ne kadar teoride mümkün görünse de pratikte oldukça güçtür.

                Karantina uygulamasına uymamak ayrıca suçtur.

                Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davrananlar için şu an yürürlükte olan Türk Ceza Kanunu’nda özel bir hüküm düzenlenmiştir. İlgili maddede (TCK md. 195) “Bulaşıcı hastalıklardan birine yakalanmış veya bu hastalıklardan ölmüş kimsenin bulunduğu yerin karantina altına alınmasına dair yetkili makamlarca alınan tedbirlere uymayan kişi, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” denmektedir.

                Yetkili makamlarca alınan karantina uygulamasına ilişkin tedbirlere uyulmasının bir tercih değil bir zorunluluk olduğu belirtilmiştir. Böylece kamu sağlığının korunması amacı güdülmektedir. Aksi halde uymayan kişi suç işlemiş olacaktır.

                İzolasyon hepimiz için emniyettir.

                Evde Kal Türkiye