Hasan Efendi uzun yıllar aynı kurumda görev yapmış, tecrübesi ve bilgisiyle mesai arkadaşlarının sıkça danıştığı bir personeldir. Kurum yöneticilerinden Cemal Bey, Hasan Efendi’ye bir mesai arkadaşı olan Yusuf’un kendisine karşı tavırlı davrandığını iletir. Cemal Bey biraz da üzgüncedir. Bundan etkilenen Hasan Efendi, arabuluculuk yaparak durumu çözmek ister.
Ancak Hasan Efendi’nin Yusuf ile yaptığı görüşmede, beklenmedik bir sert tepkiyle karşılaşılmıştır. Yusuf, Cemal Bey konusunu sonra konuşuruz diyerek esas siteminin Hasan Efendinin kendisine olduğunu sert bir üslupla dillendirir. Güya, Hasan Efendi Yusuf’un mesai saatlerini amir üzerindeki etkisi aracılığıyla değiştirmiş ve Yusuf’ta bu durumdan oldukça rahatsız olmuştur. Hasan Efendi, bu iddiayı reddetmiş ama Yusuf’u ikna edememiştir. Yusuf biz bunu araştırdık ve doğru olduğunu gördük demekten vazgeçmemektedir. Bunun üzerine Hasan Efendi bu davranışı onursuzluk olarak isimlendiriyorum ve şimdilik üzerime alıyorum. Amir Bey toplantı yapınca gerçek ortaya çıkar diyerek Yusuf’un yanından ayrılır.
Kurum amiri tarafından düzenlenen rutin toplantıda Hasan Efendi söz almış ve amirin kararları çoğu zaman yardımcılarına dahi önceden bildirmediğini ortaya koymuştur.
Bu açıklama, Yusuf’un yanlış anlamalarının, yanlış yönlendirilmiş olmanın eseri olduğu ortaya çıkmıştır. Ancak Yusuf, özür dilemeden toplantıyı terk etmiş ve güven krizini sürdürmüştür.
Bu olay, kurum kültüründe iletişim ve güvenin ne denli önemli olduğunu göstermektedir. Yusuf’un kulaktan dolma bilgilere dayanması, doğrudan iletişim yerine söylentilere güvenmesi, kurum içi güveni zedelemiştir Hasan Efendi’nin olgun ve çözüm odaklı yaklaşımı, kurum kültüründe tecrübenin önemini ortaya koymuştur.
Kurum amirinin kararları önceden paylaşmaması, görev dağılımında liyakate dikkat edilmemesi ve personelin görüşlerinin alınmaması, benzeri sorunların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Deneyimsiz ve tepeden inme atanan yöneticiler, kurum içi iletişim sorunlarının artırabilmektedir. Yöneticilerin özellikle liyakate dayalı atamasının zorunluluğu bu örnekte açıkça ortaya çık-maktadır.
Hasan Efendi örneği, kurum kültüründe iletişim ve güvenin sürdürülebilir işleyiş için vazgeçilmez olduğunu göstermektedir. Yanlış anlamaların ve dedikoduların önüne geçilmesi, şeffaf iletişim kanallarının kurulması ve liyakat esaslı görev dağılımının benimsenmesi, kurum içi güveni güçlendirecek temel unsurlardır. Tecrübeli ve iletişim odaklı yöneticilerin varlığı ise bu sürecin sağlıklı şekilde işlemesini sağlayacaktır.
Kurum kültürü, bir kurumun ortak değerleri, inançları, tutumları ve davranışları ile şekillenir. Güçlü kurum kültürüne sahip kuruluşlar, çalışanlar arasında daha yüksek düzeyde bağlılık ve işbirliği sağlar. Kültür, işyerinde ortak bir düşünce tarzı geliştirerek üretim süreçlerinde uyum ve verimliliği artırır. Güven, insan ilişkilerinin en temel ihtiyaçlarından biridir. Kurumlarda güven, çalışan bağlılığı, örgütsel adalet, iş tatmini, motivasyon ve kurumsal verimlilik üzerinde doğrudan etkilidir. Kurum içi iletişim, kurum kültürünün şekillenmesinde belirleyici bir faktördür. Çalışanların değer yargıları ve kurumun inanç sistemi, iletişim süreçleriyle pekiştirilir. Kurum içi iletişim, kurum kültürünün şekillenmesinde belirleyici bir faktördür. Çalışanların değer yargıları ve kurumun inanç sistemi, iletişim süreçleriyle pekiştirilir. Kamu kurumlarında yapılan araştırmalar, iletişim eksikliklerinin kurum kültürünü zayıflattığını; şeffaf ve katılımcı iletişimin ise kültürü güçlendirdiğini göstermektedir.
Filiz Balta Peltekoğlu & Nazan Ayan:, Kurumsal Güven ve Çalışan İlişkisinde Kurum İçi İletişimin Rolü, Dergi Park. Karaman Üniversitesi.
Pelin Tekin: Kurum İçi İletişimin Kurum Kültürüne Etkisi: Bir Kamu Kurumu Uygulaması, İstanbul Gelişim Üniversitesi.
