Günümüzde yapılan merkezi sınavlara baktığımızda çoğu sınava bir sonraki yıl da girme durumunun olduğunu görüyoruz. Fakat Liselere Giriş Sınavı bu durumdan müstesna… Kısacası bir öğrencinin bir sınavda hata yapmasının telafisi varken, hata Lgs de yapıldığında bunun telafisi mümkün olmuyor. Bu şekilde bakıldığında ise sınav süreci öğrencilerde yoğun bir kaygının yaşanmasına neden oluyor.
Yaklaşık sekiz buçuk aylık bir süreç var önümüzde. İçtenlikle hedefler belirleyen ve belirledikleri hedefler doğrultusunda sınava çalışan öğrenciler için süreç daha iyi gitse de yaklaşık sekiz ay boyunca üst düzey bir motivasyonla sınava hazırlanmak çok ta mümkün değil. Ebeveynlerin desteği sınav sürecinde olan bir öğrencinin aradığı en önemli ihtiyaçlarından biridir.
Çocukluk ve ergenlik dönemindeki bir bireyin ailesi tarafından desteklenmesi okul sürecini olumlu etkilemekle birlikte bireyin genel gelişimine de olumlu etkide bulunacaktır. Günümüzde aileler çocukların desteklenmesi ve ihtiyaçları konusunda duyarlı davranmaktadırlar. Fakat sanki bu iki kavram biraz yanlış anlaşıyor. “ihtiyaç” denildiğinde ailelerin akıllarına gelenler kıyafet, oyuncak, yemek, çocuk odası takımı, kitap, defter gibi daha çok fiziki ögeler akıllara gelmektedir. Hâlbuki bir insanın ilgi, sevgi, saygı görme, itibar, sosyal gruplara dâhil olmak ta önemli ihtiyaçlar arasındadır. Bir ebeveyn çocuğunun ihtiyaçlarına gerçekçi bir şekilde eğilmek istiyorsa onun fiziksel ihtiyaçlarının yanında duygusal ve sosyal ihtiyaçlarını karşılaması için ona yardımcı olmalıdır. Bu şekilde baktığımızda öğrenciler için zorlu bir süreç olan Lgs’ye hazırlık sürecinde çocuklar anne ve babalarının desteklerini yanında hissetmek istemektedir.
Çocuklar yabancısı oldukları dünyada olup biteni anlamak için büyüklerinin tepkilerine bakarlar. Anne babayı memnun etmeyen bir deneme sınavının ardından verilen bir azarlama davranışı çocukların kendilerine bakış açısını olumsuz yönde etkileyebilecektir. Bununla birlikte tabi ki de ders başarısı düştüğünde çocukla konuşmak gerekebilir ama bu konuşmada amaç çocuğun sahip olduklarına ve kişiliğine yoğun bir eleştiri getirmek değil problem çözmeye odaklı yapıcı bir konuşma tercih edilmelidir.
Maalesef ki günümüzde Liselere Giriş Sınavı ve Üniversiteye Giriş Sınavı sonrasında başarısız olan öğrencilerin kendilerine zarar verdiklerini öğreniyoruz. Bunun nedeni öğrencilerin “rezil oldum’’ “ailemi mahcup ettim’’ “ailem beni başarılı olduğum oranda seviyor’’ “çalışkan arkadaşlarım öğretmenlerim tarafından daha çok seviliyor’’ “bu benim için büyük bir ayıp” düşünceleri olabilir. Bu düşünceler çocukların sınava hazırlık sürecinde yaşamış oldukları yaşantıların onlarda bıraktığı izlenim olarak düşünülebilir.
Sınava hazırlık sürecinde ders çalışma isteği azalan, motivasyon kaybı yaşayan öğrencilerle sürekli ders çalışmaları gerektiğini hatırlatmak yerine şu sorular sorulabilir:
- Terazinin bir kefesinde ders çalışmak olsa diğer kefesinde de ders çalışmamak olsa hangi kefe daha ağır gelir?
- Ders çalışmanın kısa vadede ve uzun vadede seni nasıl etkiler?
- Ders çalışmak yerine zamanının büyük bir çoğunluğunu başka şeylerle geçirmenin kısa ve uzun vadede seni nasıl etkiler?
