Vaiz Muharrem DEMİR


MELEKLERE İMAN : Rahmetle Kuşatılmak - 2 -

"... Melekler Allah'a tam teslimiyetin sembolüdür. Zira onlar, Allah'a kayıtsız şartsız itaat eden, O'nun emrinden çıkmayan sadık kullardır..."


               İslâm inancına göre melekler, duyularla algılanamayan ancak farklı suretlere girebilen, nurdan yaratılmış varlıklardır. Bu nedenle insanlar tarafından görülemezler. Ancak peygamberler bazen onları asıl suretlerinde görebilmişlerdir. Meleklerin, maddî varlıklar gibi cinsiyet sahibi olma, yeme içme gibi özellikleri yoktur. Âyet ve hadislerde bazı meleklerin çok güçlü ve heybetli oldukları haber verilmiş, ayrıca meleklerin ellerinden ve kanatlarından bahsedilmiştir. Ancak mahiyeti tam olarak bilinmediğinden, İslâm âlimleri tarafından, söz konusu el ve kanatların mecazî olarak anlaşılmasının daha doğru olacağı ifade edilmiş, meleklerin insanlara veya kuşlara benzer şekilde tasavvur edilmesi uygun görülmemiştir.

               Melekler Allah'a tam teslimiyetin sembolüdür. Zira onlar, Allah'a kayıtsız şartsız itaat eden, O'nun emrinden çıkmayan sadık kullardır. Allah'tan önce söz söylemez ve sadece Allah'ın emriyle iş görürler,  O'na  asla karşı gelmezler. Cebrail'in Allah Resûlü'ne söylediği üzere melekler, yalnızca Allah'ın izniyle hareket ederler, O'nun bildirdiğinden başka bir şey bilmezler 39 ve O'na huşû içinde ibadet ederler. “Şüphesiz Rabbin katındaki (melek)ler O'na ibadet hususunda kibirlenmezler. O'nu tesbih ederler ve yalnız O'na secde ederler.”

               Melekler, melekût âleminin görevlileridir. Sayılarını ve görevlerini tam olarak yalnızca Allah Teâlâ'nın bildiği meleklerin farklı dereceleri olduğu bildirilmiş, bunların bir kısmı hakkında âyet ve hadislerde bilgi verilmiştir. Allah Teâlâ'nın peygamberlerine vahiy iletmekle görevlendirdiği Cebrail, rızık ve rahmet meleği olan Mîkâil, ölüm meleği olarak tanıtılan Azrail ve kıyametin kopmasının habercisi olarak sûra üfleyecek olan İsrafil dört büyük melek olarak bilinmektedir. Bunların dışında Allah'a yakın olduğu kaydedilen mukarrebûn melekler, arşı taşıyan melekler, “kirâmen kâtibîn” yani “saygın kâtipler” diye isimlendirilen, insanların iyi ve kötü amellerini kaydetmekle sorumlu melekler, kulların dünyadaki hâllerini devamlı kaydeden melekler ve insanları korumakla görevli hafaza melekleri bulunmaktadır. Ayrıca insanları kabirde karşılayacak olan “münker” ve “nekir” isimli sorgu melekleri, cennet ve cehennemin bekçiliğini yapan melekler 52 ve azap melekleri olan zebanilerden bahsedilmiştir.

               Özel görevlerle sorumlu olduğu bildirilen meleklerin dışında, isimleri ve sayıları bilinmeyen öyle melekler vardır ki sanki yalnızca müminlerin iyiliği için yaratılmışlardır. Bunlardan bazıları Allah'ın vaadini ve rahmetini müjdeleyerek müminlere mânevî anlamda destek olurken bazıları da onların bağışlanmaları için Allah'a niyaz ederler. Bazıları hasta ziyaretinde bulunanlar için istiğfar edip cuma namazına gelenlere şahitlik ederken bazılarıysa sahura kalkan ve sabırla oruç tutan müminler için rahmet dilerler. Meleklerin bir kısmı namaz kılan insanlarla birlikte “âmîn” derken bir kısmı ise her gün namazlarda müminlerle beraber olur. Ayrıca onlar Allah'ı zikreden ve Kur'an okuyan Müslümanları ziyaret eder. İlim meclislerinde ilim öğrenmek isteyenlere kanatlarını geren melekler olduğu gibi bir de savaşlarda inananların yardımına koşan melek orduları vardır. Ve bütün bu melekler Allah Resûlü için hayır dua ederken Peygamber Efendimizin ifade buyurduğu üzere, “Allah'ın yeryüzünde dolaşan ve ümmetimin gönderdikleri selâmları bana ulaştıran melekleri vardır.” (Nesâî, Sehiv, 46)

               Melekler, insanın doğumundan ölümüne kadar olan süreçte daima onlarla beraber olan, onların iyiliği, dünya ve âhiret huzuru için çabalayan, onları koruyup gözeten, Allah ile aralarındaki birtakım münasebetlerde görev alan elçilerdir. Bu nuranî elçilerin varlığına inanan kişi yalnızlıktan korkmaz; bilir ki kimsenin olmadığı yerde kendisine Allah'tan sonra bu koruyucu varlıklar arkadaştır. Herhangi bir haksız ithama maruz kaldığında ve kimsenin kendisine inanmadığı zamanlarda ümitsizliğe kapılmaz; bilir ki ona Kirâmen Kâtibîn melekleri şahittir. En çaresiz kaldığı durumlarda dahi kendini bırakmaz; nurdan yaratılmış günahsız kulların Yüce Rabbe kendisi için yakarışta bulunduğunu düşünerek ferahlar. Yaptığı her iyilikte meleklerin desteğini hissederek gönlü huzurla dolar ve ölüm onu ürkütemez. Çünkü meleklerin ölüm anında onu şu sözlerle karşılayacağına inanır: “Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) vaad edilmekte olan cennetle sevinin! Biz dünya hayatında da âhirette de sizin dostlarınızız. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah'tan bir ağırlama olarak, orada canlarınızın çektiği her şey var, istediğiniz her şey orada sizin için var.” (Fussilet, 41/30-32.) Dolayısıyla Yüce Allah'ın şerefli kulları olan meleklere Kur'ân-ı Kerîm'de ve Hz. Peygamber'in hadislerinde bildirildiği şekliyle inanmakla kişi, mümin olmanın temel şartlarından birini yerine getirmenin yanı sıra dünya hayatında kendisiyle barışık, huzurlu bir hayat sürmenin de sırrına erer.  

          KAYNAK : HADİSLERLE İSLAM

YAZARLAR