ON ALTI TÜRKÜ DAHA
TRT TÜRK HALK MÜZİĞİ
REPERTUVARINA GİRDİ.
IX
HATİCE'M TÜRKÜSÜ
Bozköy’ün gavakları
Tellidir yaprakları
Askerdeki İsmayil oğlanın
Çınlasın gulakları
Aygedikden aşmaz mı
Dolu gazan daşmaz mı
Merak etme Durgadın yengecim
Gız olur da gaçmaz mı
Badılcanı doğradım
Doğradım da furmadım
Kılçıklının sözlerine uydumda
Çadırlara uğradım
Ay doğar elek gibi
Sevdiğim melek gibi
Hatice’yi sorariseñ Hüseyin’im
Kökende düğlek gibi
Ay doğar anasından
Bulutlar arasından
Gül sineleriñ görünüyor Haticem
Düğmeler arasından
Goca gazan dolamaz
Haticem inek sağamaz
Merak etme Ali’si
Haticem seniñ olamaz
Bozköy’ün buñarları
Harıl harıl harlıyor
Hatice gızın yanakları
Parıl parıl parlıyor
Gaynar gazan daşmaz mı?
Gün gedikten aşmaz mı?
Sana diyom gız Haticem
Ayrılan gavuşmaz mı?
Türkünün Öyküsü :
Hatice, Demirci’nin Bozköy köyünden fakir, ama güzel bir kızdır. Hatice köylüsü İsmail’in yavuklusudur. Yavukluyken İsmail askere gider. İsmail askerdeyken Hatice de Şehitli yörüklerinden Hüseyin’e kaçar. Ha-tice’yi ayrıca Ali adında bir akrabası da istemektedir. Bu kaçma olayı çevrede uzun zaman konuşulur. Olay köylüleri tarafından türküye yakılmıştır. Bu olay 1940’lı yıllarda olmuştur.
2015 yılında Melek Gencer’den alınan türkü Bozköy köyünden derlenmiştir. Erkan Demirel tarafından notaya alınan türkü 6372 numara ile TRT arşivine kaydedilmiştir.
******************************************
X
KINA ÖVME TÜRKÜSÜ
I
Gaya dibi garıncalı
Çifte çifte görümceli
Gız anaya yerinceli
A gadeş kınañ kutlu osuñ
Yareniñ mürüvetiñ kutlu osuñ
II
Yuka yazar nazik nazik
Ak gola çifte bilezik
Gelin oluyo yazık
A gadeş kıneñ kutlu osuñ
Yareniñ, mürüvetiñ datlı osuñ
III
Atımıñ guyruğu düğüm
Goydu yüreğime düyün
Ayrılık günleri böyün
A gadeş kıneñ kutlu osuñ
Yareniñ, mürüvetiñ datlı osuñ
IV
Atımıñ guyruğu saçak
Goydu yüreğime bıçak
Ayrılık günleri gerçek
A gadeş kıneñ kutlu osuñ
Yareniñ, mürüvetiñ datlı osuñ
V
Ocakda keşgeği bişe
Yaşmağı ocağa düşe
Ayrılık nişanı düşe
A gadeş kıneñ kutlu osuñ
Yareniñ, mürüvetiñ datlı osuñ
VI
Boyuna göre sayası
Ne güzel girmiş kınası
Tez gelsin gızın anası
A gadeş kıneñ kutlu osuñ
Yareniñ, mürüvetiñ datlı osuñ
VII
Duz daşınıñ duzuydum
Ben bir eviñ gızıydım
Duz daşını duzsuz goyan
Evleni gızsız goyan
A gadeş kıneñ kutlu osuñ
Yareniñ, mürüvetiñ datlı osuñ
VIII
Gül dalini bıdamışla
Teze gülü bitsin deyi
Gelin gızı donatmışla
Evleni unutsun deyi
A gadeş kıneñ kutlu osuñ
Yareniñ, mürüvetiñ datlı osuñ
2009 yılında Esma Dikmen ve rahmetli annem Hatice Eren’den alınan türkü İrişler köyünden der-lenmiştir. M. Ali Kafadar ve A. Tolga Yaşkaya tarafından notaya alınan türkü 6373 numara ile TRT arşivine kaydedilmiştir.
*****************************
XI
MEZAR İLAHİSİ
I
Gabrime endi bir guru baş
Üsdüme dikdiler iki daş
Ne anam var ne gardeş
Ne bubam var, ne yoldeş
İmanım osuñ bene yoldeş
Guranım osuñ arkadeş
Guran da meclisine gel
İman da meclisinden ol
II
Gabrim gabriñe bakar
Ara yeden su akar
Sesim cenneti dutar
Guran da meclisine gel
İman da meclisinden ol
III
Abası var kırk yama
Kapıñda çekdim cafa
Arkeñde sürdüm safa
Guran da meclisine gel
İman da meclisinden ol
-IV
Altımdan daşlar batar
Üsdümden çümen biter
Kokuñ cenneti dutar
Guran da meclisine gel
İman da meclisinden ol
V
Ölüm kuşağını kuşandım
Sular gibi boşandım
Ben gara yere döşendim
Guran da meclisine gel
İman da meclisinden ol
2008 yılında Ayşe Dikmen’den alınan ilahi İrişler köyünden der-lenmiştir. A. Tolga Yaşkaya tarafın-dan notaya alınan türkü 6374 numara ile TRT arşivine kaydedilmiştir.
*************************
XII
NAZİFE TÜRKÜSÜ
Siziñ goyun bizim goyun
Geñ tarladan iniyon
Nazife gız arkasından usul usul geliyor
Nazife’niñ ince golañ belinde
Yetiş anam bubam galdım duşman elinde
Anam bubam gelmicek Memet Ali dayım gelseñ ya
Gıvrım gıvrım gara goçuñ buynuzu
Neden neden yolladıñ sen bu Nazife gızı
İşte de noldum ben gandım, Memet Ali’ye inandım
Umaçam’ıñ ereltisini büşmeli
Ali Dayıyı urganıyla asmalı
Çil çil olmuş Gölcük gırañınıñ dikeni
Umaçam boğazı Nazife’nin gayrik mekânı
TÜRKÜNÜN ÖYKÜSÜ :
Nazife Mahmutlar köyündendir. Olay Mahmutlar köyünün Umarçam mıntıkasında yaşanmıştır. Olayın ne zaman meydana geldiği kesin olarak bilinememektedir. Ancak olayın günümüzden yaklaşık seksen yıl önce yaşandığı sanılmaktadır. Nazife’nin babası ile hayvan alım satımı yapan cambazlar arasında alacak verecek meselesi bulunmaktadır. Cambazlar bu yüzden Nazife’nin babasına çok kızmaktadırlar. İntikam almak için de ara sıra köylerinden Mahmutlar yaylasına gelerek fırsat kollarlar. O gün de babası Nazife’yi koyun gütmeye gönderir. Bunu gören cambazlar Nazife’nin peşine takılırlar. Nazife ıssız bir yer olan Umarçam boğazına geldiğinde cambazlar harekete geçer. Nazife’yi orada yakalarlar. Nazife’ye hem tecavüz ederler, hem öldürürler, hem de koyunlarını alıp memleketlerine götürürler. Nazife, öldürüldüğü yere gömülür. Günü-müzde gömüldüğü yere Nazife’nin mezarı denilmektedir.
2015 yılında Rabia Akgün’den alınan türkü Mahmutlar köyünden derlenmiştir. Erkan Demirel tarafından notaya alınan türkü 6375 numara ile TRT arşivine kaydedilmiştir.
*********************************
XIII
RAHMANLAR’I
KARA DUMAN BÜRÜDÜ
Rahmanları kara duman bürüdü
Demirci’den tabip doktor yörüdü
Gelme tabip ciğerlerim çürüdü
Ağlatmayın Zeynep’imi kıymadan
Ben vuruldum gençliğime doymadan
Musa’m gelmez koyunları meleşir
Kara haber annesine ulaşır
Küçük Zeynep beşiklerde söyleşir
Ağlatmayın Zeynep’imi kıymadan
Ben vuruldum gençliğime doymadan
Akşam oldu yakamadım kazımı
Eve varıp göremedim kuzumu
Kadir Mevla’m böyle yazmış yazımı
Ağlatmayın Zeynep’imi kıymadan
Ben vuruldum gençliğime doymadan
Aşağı evle yukarı evin arası
Pek mi koygun Musa oğlanın yarası
Merhem bulup saramamış anası
Ağlatmayın Zeynep’imi kıymadan
Ben vuruldum gençliğime doymadan
TÜRKÜNÜN ÖYKÜSÜ :
Olay 1940’ların sonlarında Demirci’nin Rahmanlar köyünde yaşanmıştır. Mehmet ve Hatice’nin oğlu olan Musa, köyün kadirler sülalesindendir. Evli olan Musa, köyde çobanlık yapmaktadır. Musa, akşam olunca koyunlarıyla evlerinin önüne gelir. Tam o sırada kayını Mustafa da değirmenden katırla bir yük un getirir. Musa ve Mustafa un dağarcıklarını indirmek için biri katırın bir tarafına diğeri de öteki tarafına geçer. Bu sırada Musa’nın belinde piştov denilen çakmaklı tabanca bulunmaktadır. Musa un dağarcığı kucakladığı sırada tabancanın çakmağı semerin ipine takılır ve çakmak açılır. Çakmağın açıldığını fark etmeyen Musa, ipten kurtulmak için uğraşırken tabancanın çakmağı düşer ve tabanca ateş alır. Karnından yaralanan Musa oracıkta can verir.
2015 yılında Şükrü Şen’den alınan türkü Rahmanlar köyünden derlenmiştir. Erkan Demirel tarafından notaya alınan türkü 6376 numara ile TRT arşivine kaydedilmiştir.
DEVAM EDECEK....

