Dr. Nurullah ABALI


Rasulullah Döneminde Spor


                Rasulullah döneminde insanların hayat tarzı, fazladan bir spor yapmayı gerektirmeyecek kadar ağırdı. Çölde ticaret kervanlarıyla birlikte yapılan seferler, çobanlık yaparken süren kilometrelerce yolculuklar, sıcak çöl iklimindeki Arapları yerleşik medenî toplumlardan daha hareketli, güç-lüklere daha dirençli bir hâle getirmişti. Aralarında savaş eksik olmayan Arap kabileleri, gençlerini buna hazırlamak zorundaydı. Bunun için de savaş oyunları yapma âdeti yaygındı.  

                Güreş :

                Asr-ı Saadette yaygın sporlardan birisi güreşti. Bazı delikanlılık çağındaki sahabiler, askerî seferlere katılabilmeye gücü yettiğini Rasulullah’a ispatlamak maksadıyla, onun huzurunda güreşe tutuşurlardı. Bunun sebebi yaşı küçük olanların, şayet kendilerinden büyük olan öteki gençlere üstünlük sağlayabilirlerse, gönüllü sıfatıyla bu savaşlara katılabilme hakkını elde etmeleriydi.

 

                Ağırlık Kaldırma (Halter) :

                Rasulullah bir gün, içlerinde hangisinin daha kuvvetli olduğunu bilebilmek için büyük bir taşı yerden kaldırmaya çalışan bir yığın insanın yanından geçti ve bu yarışlarında hiçbir kötü yan bulmadı.

 

                Yüzücülük :

                Rasulullah bizzat kendisi de yüzme öğrenmişti. Annesi ile birlikte, henüz çocukken Medine’ye gitmişti. Rasulullah bu gezi sırasında, bu kabileye ait su birikintisinde yüzmeyi öğrendi.

 

                Binicilik :

                İslâm’dan önceki Cahiliye dönemi Mekke’sinde at yarışları için bir saha vardı. Şehir halkı gibi, Rasulullah da bu yarışlara giderek kazananları belirler, onlara ödül verirdi. Günü-müzde bu yere Sabak/koşu Camisi yapılmıştır.  

 

                Okçuluk ve Mızrakçılık :

                Rasulullah, hem savaş gücünü arttırmak, hem de boş vakitleri değerlendirmek üzere, gençlerin okçulukla meşgul olmalarını ve kendi aralarında yarışlar düzenlemelerini teşvik ederdi. O devrin spor çeşitleri arasında, dirkele adında, mız-raklarla oynandığı anlaşılan ve özellikle siyahiler arasında yaygın bir spor dalı da vardı.

                Habeşistanlıların Mescid-i Nebevî’de ger-çekleştirdikleri mızrak oyunları kadın-erkek pek çok kimse tarafından seyredilirdi. Bir defasında Halife Ömer bunu engellemek istedi. Rasulullah ona “Bırak oynasınlar!” diyerek karşı çıktı. Rasulullah mescitte icra edilen bu mızrak oyununu Aişe Valide’miz ile beraberce, eşi usanıncaya kadar seyrettiler.

 

                Koşuculuk :

                Bir sefer esnasında Aişe Valide’mizle geride kalan Rasulullah, onunla koştu. Bu yarışı Aişe Valide’miz kazandı. Birkaç yıl sonra yeniden yapılan başka bir koşuyu ise Rasulullah kazandı ve Âişe Valide’mize şöyle dedi: “Bu birincilik, önceki birinciliğin karşılığıydı.” Ali ibn Ebu Talib’in de iyi bir koşucu olduğu belirtilmiştir.

 

                Kurrek (Futbol) :

                Cahiliye döneminde Mekkeliler, kurrek denilen bir tür ayak topu oynarlardı. Büyük kalabalıklar bu sporu seyretmeye gelirlerdi. Bu kurrek oyununu oynamak için Mekke’nin her semtinde sahalar bulunurdu. Medine’de de kurrek oynanırdı. Rasulullah kurrek oyununu yasaklamamıştı.

 

 

                Faydalanılan Kaynak :

                Vecdi Akyüz, “Asr-ı Saadette Spor,” Bü-tün Yönleriyle Asr-ı Saaddette İslâm, Beyan Yay., İstanbul Mart 1994, III, 497-512.