Dr. Nurullah ABALI


TALİBAN ESARETİNDEN İSLÂM'A


Yvonne Ridley, İskoç asıllı İngiliz gazeteci. Eylül 2001’de, Amerika Birleşik Devletlerine yapılan terörist saldırıdan sadece on beş gün sonra, baştan ayağa mavi bir burkaya (bir çeşit çarşafa) bürünmüş olarak Afganistan’daki baskıcı rejim altında yaşanan hayatı kaleme almak maksadıyla, Taliban yönetimindeki bu ülkeye sızdı. Fakat onun oralı olmadığı anlaşılınca yakalandı. On gün boyunca alıkonuldu. Ama Kur’an okuyacağına ve İslâm’ı inceleyeceğine söz verirse, serbest bırakacağını söylediler. Yvonne onlara söz verdi ve serbest bırakıldı.

                Ridley, serbest kalmasının ardından Kur’an'ı incelemesiyle başlayıp İslam'a girmesiyle neticelenen süreci şöyle anlatıyor:

                “Taliban üyelerine verdiğim söz nedeniyle Londra’ya döndüğümde Kur’an’ı okumaya başladım. Arkasındaki indeksten kadınla ilgili tüm bölümleri tespit edip o bölümleri okudum. Kur’an bölümleri arasında kadının nasıl dövüleceğine, kızların nasıl baskı altında tutulacağına dair şeyler okumayı bekliyordum. Ama tam tersine kadının özgürleşmesini teşvik eden pasajlar okudum. Kadına ve aileye karşı ne kadar merhametli olunması gerektiğiyle alâkalı bölümler özellikle dikkatimi çekti. Okuduklarıma inanamadım. Çünkü kadına yönelik şiddet ve aşağılama iddialarına karşın, Kuran kadın eşitliğini, onun manevî kişiliğini tanıyordu. Eğitime çok önem veriyordu. Kadının evli ya da bekâr olsun, eğitim için evin dışına çıkması ona bir görev olarak sunuluyordu. Bu beni hayrete düşürdü.

                Daha sonra kadının boşanma hakkı, mülk edinme hakkı, miras haklarına baktım, onları inceledim. Kur’an’ın bu meseleleri 1400 yıl önce açıklığa kavuşturmuş olduğunu hayretle gördüm. 17. yüzyılda Amerika ve İngiltere’de kadınların elde etmeye çalıştıkları hakların onlardan çok daha önce Müslüman hanımlara verilmiş olması, benim için gerçekten çok değerli bir keşifti.”

                Taliban tarafından yakalanmasından iki buçuk yıl sonra Allah’ın hidayetiyle İslâm’a dahil oldu. Dost ve akrabaları arasında utanç, hayal kırıklığı yaşayanların yanı sıra cesaret verenleri de oldu.

                Ridley, keşfettiği bu bilgiden sonra İslâm coğrafyasında yaptığı seyahatlerde Müslüman kadınları daha yakından tanımaya çalıştı. Sonuçta İslâm’ın neden günümüze kadar bu kadar güçlü bir şekilde gelebildiğine dair bir başka sonuca ulaştı:

                “Ben İslâm’ı kabul ettikten sonra dünyanın farklı bölgelerinden Müslüman kadınlarla temas kurma imkânı buldum. Hepsi de diplomalı olsun ya da olmasın, parlak fikirliydi, güçlü ve esnek kimselerdi. Genellikle bu kadınlar ‘ilk eğitici’ konumundaydı. Buradan İslâm’ın günümüzde niçin güçlü olduğunu anladım. Bu sadece onların çabalarından ileri gelmiyordu. Aynı zamanda, kadınların büyük katkısı vardı. Çünkü onlar İslâm’ı kendi çocuklarına, onlar da kendi çocuklarına aktardılar. Dolayısıyla İslâm’ın koruyucusu aslında kadınlar oldu. Kadınların önemi İslâm’da o kadar büyük ki, ilk Kuran’ın muhafaza edilmesi görevi bir kadına verilmişti (Hafsa Validemiz).

                İslâm’ın güzelliği şu ki, Kur’an 1400 yıl boyunca en ufak bir değişikliğe uğramamış. Düşünürseniz, bu müthiş bir güç aslında. Yani, değişmesi için herhangi bir ihtiyaç duyulmamış. Ben Kur’an’ın mushaf halini alışını incelediğim gibi, İncil’in de bu konudaki tarihsel geçmişini inceledim. İncil, İsa Nebi’nin vefatından yetmiş yıl sonra kitap haline getirildi. Bir gazeteci olarak günün yirmi dört saati haberlerle iç içe olan birisiyim. Yetmiş yıl sonra yazılan bir haber ne kadar tam doğru olabilir ki? Anladım ki, değişik İncillerin birbiriyle çelişmesinin arkasında bu tarihsel geçmiş yatıyor.”  Yvonne Ridley kadın hakları yanı sıra, savaş karşıtı görüşleriyle de biliniyor. Yayınlanmış iki kitabı var: “Taliban’ın Ellerinde” ve “Cennet’e Bilet.” Ridley kişisel sitesi ve sosyal medya üzerinden insanları bilgilendirmeye devam ediyor:

 

                https://yvonneridley.org

                https://www.facebook.com/YvonneRidley1

                https://twitter.com/yvonneridley