Menü Halıkent Bölge Gazetesi
Tarih: 07.09.2021 23:42
PARTİ PEHLİVAN'IN TORUNUNDAN,  BAŞKAN SELAMİ SELÇUK’A ZİYARET

PARTİ PEHLİVAN'IN TORUNUNDAN, BAŞKAN SELAMİ SELÇUK’A ZİYARET

Facebook Twitter Linked-in

                Dedesiyle aynı isim ve soyadını taşıyan Mehmet BASKAK, “Millî Mücadele Kahramanlarından Gördesli Molla Mehmet Efendi ve Parti Pehlivan Mehmet BASKAK’ın torunlarından biri olmanın heyecanı ve mutluluğunu yaşıyorum. Gerek 1. Dünya Savaşında çeşitli cephelerde gerekse Kurtuluş savaşımızla mücadele veren, ismi hatırlanan hatırlanmayan, binlerce vatan evladından iki kahramanın torunu olmanın onurunu onlara layık olmak gayretiyle taşımaya çalışıyorum. Dedelerimle aynı ismi taşıyor ve yaşatıyor olmak benim için tarifi imkânsız gururdur. Ağustos ayı Türkün şanlı tarihinde en büyük zaferlerin kazanıldığı, şanlı milletimizin gurur ayıdır. Gazi Alparslan’ın 1071 Malazgirt Zaferi resmi olarak Anadolu’nun Türk yurdu oluşuna açılan kapı olmuştur. Anadolu’da Türk varlığından rahatsız olanlar hiç boş durmadılar. En zayıf olduğumuz 1915 yılında Çanakkale’de üzerimize çullandılar. Emelleri Anadolu’da Türk’ü yok etmek yada Anadolu’ya girdikleri kapıdan Asya boz kurtlarına geri sürmekti. 1915 Çanakkale de bir avuç inanmış Türk evladı Mustafa Kemal’in üstün askeri zekası yeniden bir doğuşun işaret fişeğini ateşlemiştir. Emellerinden vazgeçmeyenler Anadolu’yu işgal etmişler, son darbeyi vurmaya kendilerine inandırmışlardır. Yine devleti ebed müddetten başka hiçbir şey düşüncesi olmayan bir avuç inanmış Türk evladı vatanın derdiyle dertlenmiş, vatan savunmasına koşmuştur. Onlardan biriside dedem Pati Pehlivan Mehmet BASKAK’dır. Dedem Parti Pehlivan daha Balkan Savaşı başlamadan önce doğduğu Seres ve civarında Sırp ve Bulvar çetelerinin Türk köylerine basmaları ırz ve namusumuza musallat olmalarını hazmedemeyip etrafında topladığı bir gurup yiğit arkadaşıyla onları dünyaya dar etmiştir.

                     Balkanlarda Rum komiteleri başına ödül koymuş yakalanacağını anlayınca takma isim ve hoca kıyafetiyle İzmir’e giden bir gemiye binip İzmir’e gelmiştir. Manisa hapishanesinde gardiyan olarak çalışmaya başlamış O, dönemde İzmir’in işgali ile  birşeyler yapabilmenin telâşına düşmüştür. Bir gurup insanın vatan ve bayrak konusundaki duyarsızlığı, onu daha da kamçılamıştır. Cezaevinde yatan, idamlık ve müebbetlik mahkûmları vatan savunmasına ikna etmiş, Kur’an üzerine düşmanı İzmir’den kovuncaya kadar savaşacaklarına yemin ederek söz vermişler, dedemin Çaybaşı çukuruna getirdiği atlara binerek, düşmana haddini bildirmek üzere karanlığa kaybolmuşlardır. Dedem Parti Pehlivan Akhisar Cemiyeti’ne katılarak Gölmarmara ve Bintepeler bölgesinde millî mücadele kuvvetlerin başına geçmiştir. Daha sonra 30 adamıyla birlikte Balıkesir cephesi’ne giderek millî müfrezeler emrine girmiş, 14 Haziran 1919 tarihinde Bergama baskınına katılmış, Yunan kuvvetlerine ağır zayiat verdirmiştir. Bir süre sonra Çerkez Ethem’in emrine girerek Düzce, Hendek ve Yozgat isyanlarının bastırılmasında büyük hizmetleri olmuştur. Çerkez Ethem’in Yunanlarla sığınmasından sonra Çerkez Ethem’den ayrılmıştır. Demirci’de bulunan Kuvayi Milliyeci Kaymakam İbrahim Ethem beyin Akıncı Müfrezelerine Usturumcalı Halil Efe ile birlikte katılarak müfreze komutanı olmuş, cephe gerisinde önemli görevler üstlenmiştir. Bir buçuk sene boyunca birçok köy ve kasabayı yağma ve yakılmaktan kurtarmışlardır. Büyük Taarruzun başlamasıyla birlikte Balıkesir ve Manisa ilçelerinin kurtul masında üstün hizmetlerde bulunmuşlardır. Dedem Parti Pehlivanı zaferden sonra Ankara’ya çağırırlar ve orada görev vermek isterler. Fakat Pehlivan oraya gitmek istemez. “Ben savaşmayı ve düşman öldürmeyi bilirim.” diye bu teklifi geri çevirir.

                  Vücudunda İstiklâl Harbinden kalma dokuz kurşun ve savaş yaraları vardır. Ayrıca Parti Pehlivan bir gözünü de Kurtuluş savaşında kaybetmiştir. Bu durumdan şikâyetçi olmamıştır. Bir keresinde Mustafa Kemal Paşa Manisa’ ya geldiğinde Parti Pehlivan’a, “Gel seni ameliyat ettirelim Pehlivan bütün bunlardan ağrılardan kurtulursun.” demiş. Pehlivan ağada, “Allah’ın huzuruna bu gözle ve bu kurşunlarla çıkıp hesap vereceğim Atam.” diye cevap vermiştir. Kurtuluş savaşı sona erince Albay rütbesiyle emekli edilmiş ve maaşa bağlanmıştır. İstiklâl Madalyasıyla ödüllendirilmiş ve üstün hizmetlerinden dolayı Hacıaliler kasabasında verilen bir çiftliğe ailesiyle birlikte yerleşmiştir. Yüce Rabbimin bahşettiği nimetleri hep paylaşmış, aç olanı doyurmuş çıplak olanı giydirmiş darda kalanı düze çıkarmış, zoru kolay eylemek için mücadele etmiş ve çocukluktan itibaren vatansız kalmamak, düşman esareti altında yaşamamak için girdiği mücadelenin neticesinde çok şükür vatansız kalmamış 1941 yılında çok sevdiği vatanına hak’a yürümüştür. Bizim için en kıymetli varlıkları canlarından geçen damarlarındaki asil kanlarıyla toprağı sulayıp vatan yapan kahramanlarımızı rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.

                Unutmak unutulmaktır. Unutmayacağız unutturmayacağız. Her zaman aziz hatıralarını yaşayıp yaşatacağız. Her daim uyanık ve diri olacağız. Birliğimizi dirliğimizi güçlü tutacağız.” diye konuştu.

        *Cengizhan ERDEM




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —