
BALKAN TURUMUZ-5
Geçen yazımda, Ohri'den yola çıkmıştık artık. Bu gün Arnavutluk Tiran, Elbasan, Blogay dan geçeceğiz. Sıkı durmayın,rahatça yaslanın arkanıza...
Tiran, Arnavutluk'un başkenti. Çoğunluğu Arnavut asıllı vatandaşlardan oluşuyor. Babam "Arnavut inadı gibi inadın var!" derdi, çok inat gördüğü insanlara. Demirci'de "Ne haber lan kelle!" diyen, yorgancı Emin aklıma gelir Arnavutluk denilince. İnanın, Arnavutluk'ta da aklıma geldi. Ne kadar iyi insanlardı,eski insanlar! Eski itfaiyeden yoncaya inen merdivenlerden kaçarmış gibi hızlı insen de bağırırdı dükkanından, "ne haber len kelle!"
Tiran'da, İskender Bey Meydanı var. Gün batımına yakın denk geldik oraya. Çok geniş bir meydan. Gün batımı da açıkçası harika bir manzara verdi bize. İskender Bey'in meydana bitişik, meydanın içerisinde devasa bir heykeli var. Hikâyesini duyunca pek sevmedim kendisini. Siz de sevmeyeceksiniz, derim ben. Osmanlı'ya iç oğlanı olarak gelmiş, Sancak beyliğine kadar yükselmiş, beyzademiz. Sonra Niş Savaşı sırasında Osmanlı'dan kaçmış ve Osmanlı'yı 25 sene arkasından uğraştırmış bir kişi, İskender Bey. "Besle kargayı oysun gözünü!". Bugünkü Arnavutluk bayrağındaki çift başlı siyah kartal da İskender bey'in sülalesinin simgesiymiş. İskender bey'in sülalesi kahraman yetiştirdiği için bayraklarının simgesi olmuş. Meydana bitişik Ethem Bey Camii, süslemeleri ile harika bir cami! Caminin sade olması gerektiğini her yerde savunan ben, cami olarak bakmadığım zaman, Ethem bey camiinin süslemelerinden çok fazlaca etkilendim desem yeridir. Girişte Arnavut inadı tutan kişi nerede ise bizi almayacaktı. TİKA tarafından restore edilen bu caminin masrafları için girişte para alınıyor. Ama bizden para almıyorlar. Other vatandaş muamelesi görmek güzel.
Tiran'da bayan arkadaşlardan birinin sırt çantasından hırsızın biri cüzdanını çaldı. Arkadan gelen bizim gruptan bir arkadaş, hırsızı yakaladı ve cüzdanı geri aldı. Gözlerimizi daha da açtı bu hareket, ne yalan söyleyeyim!
Tiran'daki Namazgah Camisi'ne de uğramadan geçmeyin. Türkiye'nin yaptığı, Türk cami mimarisine uygun yapılmış, Balkanların en büyük Camisi. Çamlıca Camisi'ne benziyor. Kendimizi, son dönem yurt dışı eseri Camii olması hasebiyle, iyi hissettiriyor. Osmanlı'dan sonra yeni eserlerimizle "yine buradayız!" dediriyor insana.Tiran daha geniş gezilip daha geniş anlatılabilir ama bu kadar olsun, yolumuz uzun daha.
Elbasan şehri de çok güzel! Ama daha bir sade. Abdülhamit Han'ın eseri saat kulesi, Elbasan Kalesi, Elbasan Kral Camii (Yıldırım Han'ın eseri) ve kuveytilerin yaptırdığı camileri gezmeniz Elbasan şehri açısından yeterli olacaktır. Kuveytliler sade ama mükemmel bir cami yapmışlar. içerisindeki lavaboları ve bölmeleri açıkçası benim yüreğimi ferahlattı ve dinlendirdi.
Karadağ'a geçip Kodor'a mutlaka gitmelisiniz! Koca Avrupa oraya geliyor çünkü. Sahilin yanı başındaki kale için başlı başına bir şehir diyebiliriz. İçerisindeki mükemmel yapılar çok çok eskilere dayanıyor. Osmanlı bu şehri kuşatmış ama ele geçirememiş. Barbaros bile fethedememiş bu şehri. Kalenin önü deniz arkası sarp mı sarp yokuş. Taş tepeden yuvarlansa aşağıya varıncaya kadar kum olur. O kadar dik bir bayır. Sonra Osmanlı vergiye de bağlayınca Kotor'u yani boy eğdirince, vakit kaybetmek istememiş burası için, anlaşılan.
Bir uyarıda bundayım! Gezmek, görmek, hissetmek ve hemhal olmak güzel, böyle yurt dışı gezilerinde. Ama yollar Demirci - Salihli yolundan kötü, Hem de ülkeler arası yollar olarak bakın! Demirci Salihli yolundan daha da kötü, anlatabiliyormuyum. Kotora giderken İstanbul trafiğinden kötü bir trafikle karşılaştık desem, gidenler inanır ancak. Ama gülü seven dikenine katlanacak!
Karadağ'dan bir otobüs için daha da fazla zorlanılarak yürünecek yollarla Bosna Hersek'e nihayet geçebildik. Tuvalet kültüründe de sıkıntı yaşadığımızı ifade etmek isterim. Bosna'dan ilk durağımız Blagay idi, yanlış hatırlamıyorsam. Notlarımın yerini karıştırmadıysam! Blagay'ın güzelliklerini de anlatıp bu yazıma son vermek istiyorum.
Blogay, bir nehrin kenarına, görünmeyen, bilinmeyen ve bulunamayan bir kenarına, bir yerlere nasıl saklanılabileceğinin en iyi göstergelerinden bir yer. Buna nehrinin dev bir kayadan çıkan kaynağının yanı başında, bayağı bir tekke. Etrafı hariç hiç bozulmamış. Turistik hale getirilmemiş olsa, bu günkü anlayışta dahi Tekke olarak kullanılabilir.
Balkanlardaki Sarı Saltuk efsanelerinden biri olarak da görülüyor bu Blagay Tekkesi. Suyun kaynağına gidilebilemek için küçük bir tekneye bindik, beynel milel. ( Beynel milel ne demek mi? Onu da sen bul! Aklında daha kalıcı olur! ) Köy tamamen Müslüman. Kahvesi , çayı güzel tavsiye ederim.
Bugün de burada kalalım! Haftaya da devam edelim, inşallah. Aliya ile devam ederiz artık. Bilge Sultan'ın coğrafyasına girdik nasıl olsa!
İşiniz, gücünüz rast gelsin! Allah yar ve yardımcınız olsun! Sağlıklar ve esenlikler diliyorum.
DEVAM EDECEK









