Menü Halıkent Bölge Gazetesi
Mustafa KAYA

Mustafa KAYA

Tarih: 04.11.2026 10:52

BALKAN TURUMUZ - 9 -

Facebook Twitter Linked-in

Saraybosna 3 
    Saraybosna ile ilgili çok daha güzel hatıralar anlatma hakkımı saklı tutuyorum. Bazı arkadaşlar Balkan turu yazılarımın üst üste olması ve fazlalığından bahsetti. Onlara 400 - 500 yıl adaletle hükmettiğimiz, fethedilinceye kadar binler, onbinlerce şehit verdiğimiz; suyu, toprağı hâlâ biz kokan, bizden olan bu coğrafyadan aylarca, yıllarca bahsetsek azdır, dedim. Bazı konuları; anlayışını genişletememiş, yaşantısını dar bir alana hapsetmiş ve para - kasa - nisa üçgeninden başka hiçbir hedefi benimsememiş kimselere de anlatamamak benim suçum olmasa gerektir, diye düşünüyorum.
    
    Aliya ile ilgili 26.10.2001 tarihinde yazdığım yazıdan bir kısım alıntı ile Aliya (Aliya İzzet Begoviç) yı anlatmaya başlayacağım:
    "Bosna Savaşı’nı bilir misiniz? Hatırlarlar mı yaşları müsait olanlar? Medeni dediğimiz, hani mede-niyeti ihraç eden Avrupa’nın (!)  ortasında, gayet mütevazı bir ülkedeki savaşı hani…

    Dürbüne bile gerek duymadan, ellerini kaşlarının üstüne götürecek şekilde koyup, kafalarını hafifçe kaldırdıklarında apaçık görebilecekleri bir savaşı, bir ulusun yok edilme girişimini merhametsizce izleyen Avrupa’nın ortasındaki savaşı diyorum. Sırpların insan kasabı liderlerinin, Avrupalı hümanistler (!) eliyle gaza getirilip soykırım yaptıkları, Hitleri nitelik olarak aratmayacak, katliamı diyoruz. Son elli altmış yıl içerisindeki en büyük katliamlardan birinin, demokrasi havarisi, insan haklarının kalesi, özgürlüğün teminatı olduğunu savunan medeni (!) Avrupa’nın ortasındaki savaş, tam da benim üniversite yıllarımın başlangıcına denk gelmişti. Edirne’ye yakın bölgedeki göçmen kamplarındaki dramı gözlerimle görmüş ve ziyaretimiz esnasında “dua, dua, eller karıncalanmış; yıldızlar avuçta gök parçalanmış.” Üstadın dizeleriyle yürekten dua etmiştik zafer kazanmak için. Ama zaferden daha da ziyade insanların ölmemesi için dua edesi geliyordu insanın. Bugün bize insan hakları dersi vermeye kalkan bu Avrupa’nın yatacak yeri yok bence. Ya da Allah ıslah etsin !

    İçimi döktüm biraz. Benim asıl konum Bosna Savaşı’nın Bilge Kral’ı Aliyya İzzet Begoviç. Bosna Savaşı’ndan sonraki küçük bir çocukla oturuşundaki mütevaziliği, samimiyeti beni çok etkilemişti. Ve yıllar sonra yeniden kendisini tanımış, şaşırıp kalmıştım. Neden Bilge Kral dediklerini de o zaman anlamıştım. Çünkü hayat hikâyesi de, bize; yazan, okuyan, üreten,  batı kültürüne ve İslam literatürüne gayet hakim, zeki ve çalışkan biri olduğunu gösteriyor. Hadi üşenmeyelim de kısaca hayat hikâyesini okuyalım Bilge Kral’ın. Okumakla kalmayalım, okutalım, okutabileceklerimize. Yazdığı kitaplar ve söylediği mükemmel sözler nasıl da çağımızın önemli fikir ve siyaset adamı olduğunu gösteriyor. İlme meraklı insanımızın O’nu okumaya ve anlamaya davet ediyorum."
    Şimdi de size, Saraybosna ziyaretimiz sırasında rehberimizin bize, Aliya'nın kabri başında okuduğu mektubunu ve öncesindeki duygularımı sunacağım. Buyurun!
(24 ağustos 2026 tarihli facebook hesabımdan)
    "Bosna'dayız bu gün. Yıllar önce Aliya İzzet Begoviç ile ilgili bir yazı yazmıştım, Halıkent Bölge Gazetesinde. Hayran kaldığım, son yüzyılın  en önemli mütefekkirlerinden biri. Kendisine Bilge Kral denmesine karşı ama ben Bilge Sultan bari diyeyim. Rahmetli malum Osmanlı hayranı idi. Şimdi Onun doğup büyüdüğü memleketteyim. Size bir tavsiyede bulunacağım. Küçük bir bölümünü de buraya yazayım. Malum okumayı sevmiyoruz. Uzun bir metni bir anda okumayı hiç sevmeyiz.

    Aliya'nın Türklere yani bize yazdığı mektubu okuyun derim. Sessiz bir köşede, seslice, sanki herkes duyacakmış gibi okuyun! Ama sadece siz duyun! Ben onun toprağında gönlümle bir daha okudum.

    Ağlayabilse idik keşke. Ne doğru dürüst ağlamasını ne de gülmesini becerebiliyoruz.

    Hadi buyrun!

ALİYA İZZETBEGOVİÇ’İN TÜRKLERE YAZDIĞI MEKTUP !

YAZISI
GELECEK SAYIMIZDA
 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —