Menü Halıkent Bölge Gazetesi
Ahmet Tevfik Selçuk

Ahmet Tevfik Selçuk

Tarih: 09.09.2026 09:22

DEMİRCİ’NİN TARİHİ BÖLÜM -1-

Facebook Twitter Linked-in

    Demirci kazasıyla alakalı Boyacıoğulları ve Alakese’nin müşterek çalışmalarının bir mahsulü olan HER YÖNÜYLE DEMİRCİ isimli muhteşem eseri Demirci’nin tarihi, kültürel ve etnografik tarihinin anlatan ilk kitap olması son derece manidardır. Çünkü her iki müellif de akademik eğitim almamış ve tarih metotlarıyla haşır neşir olmamış sade vatandaşlardı. 
    Daha sonraları akademisyenlerin 40 - 50 yıl sonra doktoralarını yaparken müracaat ettikleri ilk ve muhteşem kaynaktır. İktibas alma ve intihaller yapılan bu başucu kitabından sonra 2000’li yılların başından itibaren arka arkaya değişik kaynaklara da dayanan doktora çalışmaları belediyenin gayretleri ile kitap olarak iki üç tane çalışma neşredilmiştir. 
    Bunların içinde Doçent Doktor İsmail Bey’in çalışması takdire şayandır. 
    Yine bir doktora çalışması olan Doçent Doktor Ertan Gökmen Bey’in Türkiye Cumhuriyeti’nin değişik arşivlerinde çalışarak hazırladığı resmî belgeler ve salnamelerden de istifade ettiği, Demirci Belediyesi’nce neşredilen mükemmel çalışmasını da takdirle zikretmek bir borçtur. 
    Fakat bu mükemmel çalışmaların sahipleri Demirci doğumlu ve nesepleri de Demirci geçmişine dayanmadığı için genlerden gelen hatıralarla olgunlaşıp bugünlere kadar ulaşan malumat ve rivayetlere erişememeleri kadar normal bir şey yoktur.
Mesela F. Parlak’ın kitabının 87 - 90 sahifeleri arasında şehrin ortasındaki mescidi metruk (terk edilmiş) ifadesini kasıtlı veya ciddi olarak kullanması affedilir bir hata değildir. 
    Bu hatayı Demirci’de doğup büyüyen bir yaşayanın – tarihi olayları çarpıtmak gibi bir niyeti yoksa – yapması mümkün değildir ki bu vakayı ve sonrasındaki gelişmeleri de tarihe unutulmaması gereken bir not düşmek için ileride geniş bir şekilde işleyeceğiz. 
    Demirci’yi en iyi Demirci’de yaşayıp büyüyen, dedelerinden ve babalarından anlatılanları dinleyerek yetişen, cami odalarında, mahalle odalarında – ne yazık ki ben yetişemedim – kahvehanelerdeki yaşlı dedeler ve gazilerin yaşadığı hatıralarını anlatırken merakla dinleyip hafızasının en özel ve mutena yerlerine saklayıp zamanı ve pundu gelince bunları bir sonraki nesillere aktaranların dışında Demirci’nin son 150 yılını sağlıklı bir şekilde hariçte yaşayanların layıkıyla anlatıp yazamayacağına inananlardanım. 
    Salnamelerdeki bilgileri esas alarak mevzuları araştırıp yeni bilgi ve belgelerle ilave yaparak, bilhassa bu zamana kadar hiç işlenmemiş olan Demirci’yi o dönemde Demirci yapan meslekleri her biri yaşayan bir tarih olan usta ve esnaflardan yaptığımız sohbet ve mülakatlara dayanarak inşallah yeni bir pencere açacağız. Açılan bu pencereden görülenler, muhakkak yeni ufuklar ve Demirci için görüşler açacaktır. 
    Maksadımız hiçbir kuruluş ve insanı tahkir etmek olmayacak ve inşallah okunabilir bir araştırma olur. Niyetimiz tamamen halis olup tarihi bir metot ve seyir içinde bu zamana kadar yayınlanmamış bilgileri sonraki nesillere ulaştırmaktır.
    Medeniyetler birbirini takip eden, eskilerin tabiri ile birer mütemmim cüzdür. Yani bir öncekinin eksiğini tamamlayan parçadır. Yahya Kemal’in şiirindeki “Bir meşaledir devletimiz, geçer elden ele.” mısraı bizim fikirlerimizi ifade eden şahane bir vecizedir. 
    Bu çalışmayı yaparken 5 ana bölüm halinde plânlanmış değişik yılları anlatan bir çalışma planlıyorum. 
    Bu bölümler :
    A. Demirci’nin karanlık yılları olarak vasıflandırdığım ciddi bilgi ve belgelerin olmadığı, tamamen efsane ve rivayetlere dayalı geçmişi ve isimlendirilmesiyle ilgili başlangıç çalışması.

    B. Abdülhamit Han’ın emriyle miladi 1879 yılında başlayıp İttihatçıların ayaklanıp askeri darbe ile Osmanlı’nın başına geçtikleri ve salnamelerin neşrine son verdikleri 1908 yılları arasında Demirci’nin ekonomik, etnik, etnografik yapısını resmî olarak ve devletin memurları tarafından hazırlanan bugünlere kadar ulaşan salnameleri bugünün diline aktararak ve ilave bilgiler katarak hazırladığımız salnameye dayalı yıllar.

    C. Bu salnamelerden de ilham ve bilgiler alarak 1900’lü yıllar ile 1920 yılları arasındaki Demirci’nin İzmir, Ankara ve payitahta yapılan Demirci’de üretilen imal edilen emtianın bahsettiğimiz illere yapılan ticaretin çeşitliliği ve nakliyesini anlatan Hacı Davut Vapuru isimli bölümümüz olacak.
    D. 1911’de başlayıp 1922’nin Eylül’ünde zaferle neticelenen seferberliğin sebepleri, Demirci ve Devlet-i Âliyye’nin vaziyeti, yine bu tarihler arasındaki vuku bulan savaşların sebepleri, bu dönemi yaşayan, savaşan muharip gazilerimizin yaşadıklarını hatıralarına kazıyıp anlattıkları, bu gazilerin, subayların kitaplaşan ve ulaşabildiğim sayısı oldukça fazla kitaplara dayanarak Halıkent Bölge gazetesi vasıtasıyla meraklı okuyuculara buluşturmak.

    E. Artık tarih olup yazılmadığı için unutulup giden seferberlik sonrası Demirci’yi ilgilendiren ve Demirci’de yaşanmış belli başlı olayları 1970 yılına kadar yaşananları tarihe not düşmek kaydıyla - inşallah tamamı yayınlanabilir – sizlerle buluşturup hatıralarınızı canlandırmak.
    Faruk Nafiz’in mısralarında ifade ettiği gibi,
    Her hatıra bir damla yaş oldukça gözümde
    Hicranla dolan ruha dedim hazdır ölümde 
    Ümmid sarı bir kandil gibi içimde yandı
    Maziyi bugün yaşamak hissi uyandı
    Şiirinde ifade ettiği hasret ve melali deşerek gönül telimizde oluşabilecek daı-sılayı ortaya çıkarıp geçmişimizi hatırlatabilirsek ilave bir vazifeyi de yerine getirmiş sayacağız.
    Maksadımız 150 yıllık cemiyetin hatırlarını tekrar sizlere hatırlatmaktan başka hiçbir gayret ve niyetimizin olmadığını tekrar tekrar ifade ederek esas mevzumuza geçme vaktimiz herhalde geldi.
DEVAM EDECEK
 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —