Menü Halıkent Bölge Gazetesi
Ahmet Tevfik Selçuk

Ahmet Tevfik Selçuk

Tarih: 28.10.2026 09:31

DEMİRCİ’NİN TARİHİ BÖLÜM -13- DEMİRCİ’NİN TÜRKLEŞİP İSLAMLAŞMASI

Facebook Twitter Linked-in

    Boycu Noyan tarafından zapt edilen Demirci’de mevcut olan Hristiyanların ibadet ettiği kilisenin Demirci fatihleri tarafından camiye çevrilip Boycu Noyan’ın kumandanlarından Sulamış Bey’in ismi verildiğini belirtmiştik. Sulamış ismi daha sonraları inceltilip Sülemiş şeklinde telaffuz edilmeye başlanmıştır. Bu tarihlerden itibaren Saruhanlılar zamanında da Demirci’nin idaresi İslam kumandanları tarafından yapıldığı gerek tarih metodu ile hazırlanmış tarihlerde belirtildiği gibi gerekse de Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde de net bir şekilde ifade edilmiştir. 
Fakat geçen bu zaman içerisinde Demirci’de yaşayan halkın tamamının Müslüman Türklerden oluşup oluşmadığı, Türklerle beraber Demirci’nin Hristiyan olan eski halklarının da Demirci’de Müslümanlarla beraber yaşayıp yaşamadıkları hiçbir kaynakta bahsedilmemektedir. 
    Batı Anadolu’nun Türkleşip İslamlaşması 1402 Ankara Meydan Savaşı‘ndan sonra kesin bir şekilde Türk ve İslamlaştığı, Avrupa ve Türk tarihçilerinin tespitleriyle sabittir.
    I. Murat ve Yıldırım Beyazıt zamanında Anadolu’daki beyliklerin çoğu gönülleriyle veyahut Osmanlı Devleti’nin baskısı neticesinde ortadan kalkar. 1402 Ankara Çubuk Meydan Savaşı’nda Timur ile yapılan savaşta daha evvel ortadan kaldırılan Anadolu beyliklerine bağlı aşiretlerin savaş sırasında Timur tarafına geçmeleri neticesinde alınan ağır hezimetten sonra, dağılan Osmanlı Devleti 13 senelik bir fetretten sonra Çelebi Mehmet tarafından yeniden devlet olarak birliği sağlanınca tekrar böyle bir hezimet yaşamamak için Türk boylarını ve aşiretlerini mecburi iskana zorlamakla kalmayıp boy ve aşiret isimlerinin meskun mahallerde kullanılıp anılmasını da bir tedbir olarak yasaklamıştır. Bu sebepten dolayı zamanımıza kadar geçen müddet içerisinde bu boy ve aşiretlerin imparatorluk içerisindeki yerleşmeleri ve isimlerinin de unutulması sağlanmıştır. 
    Bu bölümlerde esas aldığımız salnamelerin hiçbirinde – bütün imparatorluk dahil – Türk boy ve aşiretlerinden katiyen bahsedilmez. 
    Ancak konar - göçer yörüklerin kışladıkları yerlere, yörük obalarının veya reislerinin isimleri ile halk arasında yaygın olarak kullanılmıştır. Mesela Halil Beyli, Saim Beyli gibi isimlerle anılarak boy ve aşiret isimlerinden aile reislerinin isimlerine kadar indirgenerek, aşiretten devlete doğru yol alarak toplumun insicamını ve birliğini temin etmiştir. 
    Boy ve aşiretlerin isimleri kullanılmadığı için de bu sebepten dolayı niyetleri temiz olup da sülale köklerini arayanların yanı sıra niyetleri ve maksatları münafıklık ve toplumda şüpheler yaratmak olan fesatçıların bazıları bu bilinçli belirsizliği kullanarak toplumu bölüp parçalamak gayesiyle “Bizim Ermeni, Yunanlı veya Rum olmadığımız ne malum?” gibi  kafa karıştıran ifadelerle halkın zihnini bulandırmak gibi gayret gösterenler de görülmüştür. 
    Her ne kadar devletimiz iskân edilme sırasında boy ve aşiretlerin isimlerini günlük hayatta kullanmasa da iskân – yerleşik hayata geçirilen – edilen aşiretleri ve yerleştirildikleri yerler ve yer isimleriyle beraber tahrirat ve iskân kayıtlarında net bir şekilde nokta itibarıyla da mevcuttur.
    Üniversitelerimizin tarih bölümleri bahsettiğimiz iskân kayıtlarını arşivlerden temin ederek orijinali Osmanlı harfleriyle yazılan bu kayıtları Latin harfleriyle yayımlamaya başlamaları son 20 - 25 yılda artarak devam etmektedir. 
    Verdiğimiz bu ön bilgiler ışığı altında Demirci’nin etnografik ve demografik yapısını boy ve aşiret isimlerini vererek yerleşme şekillerini ve bağlı oldukları Türk boylarını tespit edebildiğimiz kadar sizlere aktaracağız. 
    Şu anda da kullanılan isimlerle anılan köylerin isimleri iskân edilen aşiret ve boy isimleriyle anılır. Bunlardan bazıları :
    • Kuloğuzlar – Kılavuzlar 
    • Çağıllar – Çağuldur
    • Danişmentler
    • Karkınlar
    • Okçular
    • Ahmetler
    • Minnetler
gibi köylerde isim olarak da devam etmektedir.

    Kazamızda yerleşen en eski ve büyük aşiret olan Karakeçililerdir. Kayı boyunun bir aşireti olan Karakeçililerin yanı sıra keçilerinin rengiyle isimlendirilen Kızılkeçili, Akkeçili aşiretleri de mevcuttur. Karakeçili aşiretinin Şehitli oymağına bağlı olan aşiret 1300’lü yılların sonuna doğru Kulalar, Okçular ve Kayranokçular köylerine yerleşmiş olup son zamanlara kadar Karakeçiler ardında dolanan Şehitoğulları da bu aşiretin mensubu olarak 1800’lü yıllarda Demirci’de voyvoda olarak hükümran olmuşlardır.

    Selçuklular zamanında Söğüt’e yerleştirilmiş olan Kayı boyu, Siverek ile Diyarbakır arasından yer alan Karacadağ ve bölgenin devamı olan Suriye’deki Kamışlı ve Haseke bölgelerinde kalmışlardır. Bugün kendilerini hâlâ Karakeçili olarak isimlendiren bu aşiret dilini kaybettikten sonra benliğini de kaybetmesine rağmen Karakeçililer olarak anılmaya devam etmiştir. 
    Demirci’ye 14. asırda Söğüt’ den gelip Kulalar civarı merkez olmak kaydıyla yerleşmiş olan Şehitoğulları’nın soy ağacını 1960 yılının başında bir miras davası sebebiyle - mesleği de kadastroculuk olan Osmanlı tapu kütüklerine girip inceleyebilen, yıllarca İzmir ve havalesinde birinci derecede kadastro ve tapularda bilirkişi olarak mahkemelerde kabul edilen bir eksper amcam Asım Selçuk’un 3 yıl boyunca Bilecik ve Söğüt’deki araştırmaları neticesinde bulup ortaya çıkardığı soy ağacı–neticesinde kabul edilen soy ağacı resmiyet kazanmıştır.

    Asım Selçuk’un hazırladığı bu nadide kütük halihazırda orijinali aile tarafından muhafaza edilmekte olup birleştirilmiş büyük kağıtların üze rinde 5 metrekare civarında bir yer kaplamaktadır. Bu nesil şeceresi Halıkent bölge gazetemiz tarafından da geçmişte bir bütün olarak yayımlanarak Demircililerin dikkatine sunulmuştur. Fakaat;

    Bazı açık göz müntehiller – başkasının emeğini kendi adına neşreden – kendi isimleriyle yayınlama cüretini de göstermişlerdir.

    Bu 2 - 3 yıl ter ve emek sarf edilerek ortaya çıkarılan eserin kıymet ve önemini düşünebiliyor musunuz? Şöyle bir düşünülüp sual edilirse acaba Türkiye’de kaç ailenin soyu 600 - 700 yıl geriye doğru ispatlanabilmiştir?            
        DEVAM EDECEK


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —