Menü Halıkent Bölge Gazetesi
Ahmet Tevfik Selçuk

Ahmet Tevfik Selçuk

Tarih: 05.10.2026 10:55

DEMİRCİ’NİN TARİHİ BÖLÜM -8- DEMİRCİ’NİN İSLAMLAŞMASI

Facebook Twitter Linked-in

    BÖLÜM 8 :

    Yine bu imar faaliyetleri esnasında vazifesi veya iştimai durumu bilinmeyen Horasanlı Hacı Hasan isimli zat kendi ismiyle anılan bir cami ile erkek ve kadınların ayrı ayrı kullandığı iki kubbeli bir hamam, hamamın yanında bir kervansaray (daha sonra Memeli’nin Han’ı), dükkanlar, çay bahçeleri ve medrese yaptırıp bunları vakfetmiştir. Bu kadar geniş ve çok sayıda gelir getiren mülkün de bulunması vakfedilen bu eserlerin giderlerini vakfiyenin gelirleriyle karşılanması içindir. Bu dükkanlar 1930’lar civarında şehirdeki mütegallibeler tarafından tapuları kendi üzerlerine geçirilerek vakfın mallarını gasp ederler. Hamam ise 1957’nin sonlarında şehrin ortasındaki ana caddenin çok dar olması hasebiyle (hasır yüklü bir kamyonun geçemeyeceği kadar dar olmasından dolayı) caddeyi genişletmek gayesiyle 100 amelenin iştirakiyle gece 12’den sonra gün ağaran vakte kadar ne yazık ki yıktırılır.

    Hamam’ın arsası ihtilâl hükümeti zamanında satılarak bugün de mevcut olan dükkanlar yapılır. Bu üç dört vakıf eserini yapımı sırasında o devrin adeti veçhilesinde bir gün içerisinde inşaatta kaç amele çalıştığı, o gün çalışan ustaların sayısı, inşaat için satın alınan malzemelerin çeşidi ve tutarının yazıldığı Yevmiye Defteri ismi verilen bir zabıt tutulurdu.

    O gün çalışanların ücretleri gün bitiminde Hz. Peygamber’in – Çalışan işçinin ücretini teri kurumadan verin. – hadis-i şerifine binaen mutlaka verilip bu deftere kaydedilirdi. Ücretler mutlaka güneş batmadan verilirdi ki o gün parayı ihtiyacı olan işçi, amele gönül koymasın, ah etmesin, ihtiyacını görsün diyerek verilirdi. Eğer ah ederse ah alan bir hayrın sevabı eksik olur düşüncesi o devrin Müslüman’ını düşünce ve hareketlerine hâkim idi.

    Bu Yevmiye Defteri 1948 yılında Merkez Kahve’sinde Kahraman Hoca ve Serdaro Mustafa Efendi tarafından kahvehanede hazır olan eşraf ve halkın huzurunda tamamı okunmuş olup deri üzerine aharlanmış kâğıt yapıştırılarak, bakır kap içine koyularak Kahraman Hoca’ya teslim edilmiş olup bu vakfiye hücceti (vakfiyenin şartlarının delili) bir daha bulunamamış olup daha sonraları aranmasına rağmen bulunamamıştır. Vakfiye hücceti ortadan kalkınca da vakıfların arazileri mütegallibeler tarafından rahatlıkla yağmalanmış olup bu yağma halk nazarında devamlı olarak itham altında tutulan bu mütegallibeler şehri terk etmek mecburiyetinde kalmışlardır (Alakese – Boyacıoğulları).

    1390 yılına kadar Saruhan Beyliği Osmanlı’ya bağlı bir beylik olarak devam etmiş olup Anadolu Beyliklerini merkezi idareye bağlayan Yıldırım Beyazıt beylikleri kaldırınca beyler vazifeden alınır, o devirde Demirci beyi olan Hızır Bey de azledilir.

    1402 Ankara Savaşında Aksak Timur’a mağlup olan ve Osmanlı Devletince kaldırılan beylikler Timur tarafından tekrar beylerine iade edilir. Hızır Bey de Saruhan Beyliğinin tekrar başına geçer.

    Yıldırım Beyazıt’ın esir düşmesiyle başsız kalan Osmanlı Devleti’nde kardeşler arasında iktidar mücadelesi başlayınca kardeş kardeşi, Türk’ün Türk’ü kırdığı bu döneme Fetret Devri denir.

    Hızır Bey de kardeşlerin birine iltihak edip destekçisi olarak Fetret Devrine son veren Çelebi Mehmet’e karşı savaşta öldürülünce Saruhan Beyliği de sona erer. Böylece Manisa ve dolayısıyla Demirci de Osmanlı hakimiyeti altına girmiş olur.

    Demirci, 1750 yılına kadar payitahttan tayin edilen kadılar tarafından idare edilmiş olup daha sonra sipahilere verilen tımarla idare edilmiştir. Tımar; yetişmiş ve bilgili insanlara verilen, kazanın bir yıllık vergisini toplayıp belirlenen orandaki kısmıyla kazadaki memurların maaşını ve bayındırlık için bir kısmı ayrılıp bir kısmını da kendi hizmeti karşılığında almak kaydıyla devletin koyduğu toprak kanununun bir kısmıdır. Tımarın büyüklüğüne göre savaş zamanında sayısı daha önceden tespit edilen, eğitilip daima hazır bulunan sipahileri – süvarileri – orduya göndermek mecburiyetinde idiler.

    Kalemimiz bizi savaş için ordu sefere çıkmadan sipahilerle birlikte orduya asker toplamak için yapılan, davul çalınarak yapılan çağrılara ve asker uğurlamasına götürüyor.

    Davul çalınarak toplanan ahaliye asitaneden gönderilen ferman şehirde ve köyde tellallar tarafından okunup ilan edilirdi. Ordu için çeri - asker toplandığını tellallar davul çalarak ilan ederler – O devirde davulu herkes çaldıramazdı; tımar, has ve zeamet sahiplerine verilen bir haktı. Bugün de düğün ve eğlencelerde davul çaldırmak da izine tabiidir. - Asker toplanılmaya başlanınca şehrin hemen dışına da Sancak asılırdı. Belirtilen günde çeriler bu meydanda toplanır, Türk’ün Mehmet’i de Ayşe’si de vatanı için çekilmeyeceğini ifade etmek için bu asker toplama merasimine Çeri Eşe ismi verilmiştir ki bu isim zaman içinde Çereşe şeklini almıştır. Anılan devirlerde ve zamanımızda da Anadolu’nun birçok yerinde Ayşe ismi, Türkçedeki ses uyumundan dolayı Eşe şeklinde kullanılır. Bugün dahi köylerde Eşe isminin kullanıldığı görülmektedir.

    18. yüzyılda tımar usulü verimliliğini kaybedince Voyvoda denilen, Romen dilinden geçme Voyvodalık usulüne geçilmiştir. Bu Voyvodalar Demirci’de kullanılan isimleriyle Çeribaşılar, Abdü Çelebiler, Yakup Ağalar, Raşit Ağalar, Bektaş Ağalar gibi sülalelerdir.

    Daha sonraki yıllarda merkezi idare, Osmanlı coğrafyasındaki idari zaafı başlayınca bu Voyvodalar kuvvet kullanılarak ele geçirilmeye başlar.

    1840’larda Kulalar civarında yerleşmiş olan Kayı Boyu’nun Karakeçili kolunun bir aşireti olan Şehitoğulları 160 atlı ile şehri basıp Voyvodalığı zapt ettikleri bilinir. Şehitoğulları daha önceki Voyvodaların aksine şehir içi ve civarlarına birçok hayır ve hasenat yapıp, binalar ve medreseler inşa edip vakfetmişlerdir. Şeğitoğulları’nın Voyvodalığı ise tabii olarak Cumhuriyet Devri’nde sona ermiş olup, 1960’lı yıllara kadar da şehirde ağırlıkları ve itibarları devam etmiş olup daha sonraları Manisa, İzmir, Ankara gibi şehirlerde kaybolup gitmişlerdir.

KAYNAKÇA
• Fuat Köprülü, İlk Mutasabbuflar, Diyanet Yayınevi
• Boyacıoğulları - Alakese, Her Yönüyle Demirci
• Prof. Osman Turan, Türk Cihan Hakimiyeti Tarihi
• Prof. Osman Turan, Selçuklular Tarihi
• M. Necati Sepetçioğlu, Çatı, İrfan Yayınevi

          DEVAM EDECEK


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —