
BALKAN TURUMUZ-6
MOSTAR VE KÖPRÜSÜ
Bu yaz, biz, -Balkan'larda en çok merak ettiğim- Mostar'a ve Saraybosna'ya gezimizin en son halkası olarak gittik. Tatlının en sonda yendiği gibi. Hayır! Sadece Aliya İzzet Begoviç'e hayran olduğum için değil! Daha ziyade Evladı Fatihan'ın göbeğinde oldukları için.
Hayatım boyunca, Asya'da, Afrika'da, Çeçenya'da, Kafkasya'da devamlı müslüman kanının döküldüğüne şahit olduk. Çinlilerin, rusların, amerika - avrupalıların döktüğü kanlar veya döktürdüğü kanlar hep müslüman kanları idi. Müslüman coğrafyada.. Ama Avrupa, bize hep medeniyetin beşiği olarak öğretildi. Kendi kendini yediği tarihi kanlı savaşlar olsa da, Avrupa'da yaşayan müslüman halklara zulmetmiyor diye düşünüyorduk. Yugoslavya'yı ve demir yumruk ülkelerini, Avrupa medeniyetinden saymıyorum, doğal olarak.
Yugoslavya dağıldığında, Avrupa Birliği'nin açıklamasını iyi hatırlıyorum: "Her millet, kendi kendini yönetmelidir!" Boşnaklar da bir millet idi. Irkının ne önemi vardı. Hani, kendini ne hissederse o oluyordu? Boşnaklar da, kendini müslüman ve boşnak kabul ettilerse kendilerini yönetmeleri gerekmiyor muydu? Ama avrupalılar bunu kabullenmediler. Avrupa'nın göbeğinde müslüman bir devlet olmamalı idi. Buna izin vermemeliydiler. Ve vermediler...
Bosna savaşı ile ilgili kitap, makale vb. birçok eser okunabilir. Aliya'nın da eserleri okunabilir. Ama madem okuyamıyoruz ; film ya da belgesellerini hassas birer vicdan sahibi olarak izlemeli değil miyiz? "Nereye gidiyorsun aida?", "Tarafsız bölge", "Saraybosna'ya hoşgeldiniz!" gibi eserleri izleyelim lütfen!
Avrupa ve Amerika kan ve gözyaşını 150 - 200 yıldır müslüman coğrafyada akıttı, akıtıyor. Hadi gözünün önünde olmadığı için insanlarından gizleyebiliyordu. Son tahlilde, Avrupa'nun ortasında, hem de kendi gözetiminde, kendi barış taahüdünde bulunduğu yerlerde, gözünün içine sokula sokula kan ve gözyaşının dökülmesine ne diyeceksiniz? Katiamlar gerçekleşti ve soykırım seyredildi. Kılları kıpırdamadı.
Son yıllarda ortaya çıkan, Bosna'daki insan avı ile ilgili haberleri görmüşsünüzdür. Şımarık, vicdansız, merhametsiz Avrupa'nın, katil insan avcılarına ne diyorsunuz? "Medeniyet dediğin tek dişi kalmış!" sözünü milli şairimiz Mehmet Akif ERSOY taa 1916'da söyledi. hâlâ mı medeniyetiniz sadece canavar olarak varlığını sürdürüyor? Heyhat!
Mostar Köprüsü'nün yıkılışını da o zamanlar videoya çekmişler. Yazın telefonunuza ve izleyin! Aldıkları zevke bir bakın!
1993 yılında üniversiteye ilk başladığımda Mostar Köprüsü yıkıldı. 1995'te Sreb renista katliamı gerçekleşti. Tüm bunlar medeni (!) Avrupa'nın göbeğinde gerçekleşti.
Zulmün bir bedeli olacak! Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın!
Biz gezimize geri dönerek Mostar Köprüsü ile devam edelim. Mostar şehrinin 2 yakasını bir araya getiren köprü,1566 yılında Mimar Hayrettin tarafından yapılmış. Mimar Hayrettin, Mimar Sinan'ın öğrencisi. Eli değmiş oldu yine, Mimar Sinan'ın. Gezi sırasında gördüğüm ve öğrendiğim; Mimar Hayrettin, Neritra Nehri'nin üzerine Mostar Köprüsü'nü yapmadan önce, nehrin kollarından birinin üzerine, köprünün yanı başına, küçük ama çok şirin bir köprü yapmış. Mostar Köprüsü'nün provası adeta. Aynı sağlamlıkta duruyor. Mostar Köprüsü'ne gelince; 1993 yılında hırvatlar yıktı. Savaş bitince TİKA öncülüğünde, yıkılan köprünün taşları nehirden toplanarak ve mimari aslına uygun olarak yeniden yapıldı. Şimdi turistik olarak da olsa, iki yakayı birleştirmek için de olsa bir daha yıkılmamak üzere sapasağlam duruyor ve duracak inşallah. Anadolu'daki ve Balkanlar'daki taş işçiliği hem şehrin genelinde hem de köprüde kendini gösteriyor.
Gece harika bir manzarası var! Hilal şeklinde yapmış Mimar Hayrettin. Nehir ile köprünün arası bayağı uzak. Suya uzak yapmış kasıtlı olarak sanki, Mimar Hayrettin. Nehir hırçınlaşır da yıkar köprüyü diye herhalde! Şimdiki yapılarda biz kimi örnek alıyoruz bilmiyorum inanın! Şimdiki köprüler en ufak nehir taşkınında yıkılıyor!
Karşısındaki Koski Mehmet Paşa Camii ve Karagöz Bey Camii'lerini gezip, minaresinden Mostar Köprüsü'nü fotoğraflamanızı ve nehrin kenarlarında konuşlanmış kahvehanelerden birinden, nehre doğru bakarak boşnak kahvesini içmenizi şiddetle tavsiye ederim.
Saraybosna bir daha ki yazıya...
Bosna savaşını hatırlamak gezerken de yazarken de yordu beni. Katliamları hatırlamak canımı acıttı. Genç yaşta katıldığım Taksim mitingi aklıma geldi. Yüzbinlerin birkaç saat içerisinde toplanarak katliamı kınadığı ve Bosna için insanların varını yoğunu yardım olarak meydana attığı gün aklıma geldi.
Hadi, işiniz gücünüz rast gelsin! Allah böyle şeyleri, bırakın müslümanın başına kafirin başına dahi getirtmesin. Allah'a ısmarladık.
DEVAM EDECEK






