Mustafa KAYA

Mustafa KAYA


BALKAN ÜLKELERİ TURUMUZDAN İZLENİMLER


    Balkan deyince, sarp ve engebeli arazi aklımıza gelir. Balkan ülkeleri de zaten aynı adı gibiler... Paket program şeklinde geziye katılan yüzlerce vatandaşımızı bu coğrafyada gördük, bu arada. Tahmin ettiğiniz gibi bu sarp, bol yamaçlı, sıradağlarla çevrili arazileri görmek için gelmiş değildik. Balkanlar demek, Anadolu'yu vatan belledikten sonra, bizim ikinci bir Anadolu edindiğimiz coğrafya demektir. Balkanlar demek, 1900'lerden sonra zorunlu göçe tabii olan milyonların, gözyaşı ile anadan, babadan ayrılışı ve yapılan zulümlerin merkezi sıkıntılı coğrafya demektir.

     Balkanlar Osmanlı'nın İstanbul'dan bile önce el attığı, kadim coğrafyamızdır. Osmanlı'yı Osmanlı yapan bir fetihler silsilesidir Balkanlar. Osmanlının küffarla mücadelesini ( Osmanlı, beylikler arası mücadeleden kaçındığı için ) tüm İslam aleminin takdirle karşıladığı Balkan fetihleri, yüzyıllara damgasını vuran, çığır açıcı ve kalıcı izler taşıyan faaliyetler olarak kabul edildi, İslam coğrafyasında.

    Balkanların sosyalijik ve ekonomik durumlarının bozukluğu, halkların dini ve mezhebi çatışmalardan bıkması da Osmanlı'ya yer açmış mıdır? Açmıştır! Tüm bunlar değerlendirildiğinde, yani son tahlilde, Osmanlı 1300'lerden itibaren çok da yavaş sayılmayacak ilerleyişle Balkanları fethetmiştir. "Fethetmiştir" Diyorum çünkü, bizim savaşlarımız,gönüllere de girer ve gönüllerde yerini alır da, ondan diyorum...

     Ülkemizin özellikle, Trakya tarafı, Eskişehir, Bursa, Sakarya, İzmir ve daha birçok yöresinde Balkan coğrafyasından son 200 yıllık süreçte göç eden insanları mutlaka biliyorsunuzdur. Dedeleri, dedelerinin dedelerini araştırsanız, Balkan göçmeni olanların çokluğunu görürsünüz bu bölgelerde. Bununla beraber, kendilerini Türk olarak kabul etselerde ( bana göre de Türktürler ) milliyet olarak Boşnak, Bulgar ( Pamak ) ve diğer milletlerden; ülkemize, Anadolunun bağrına sığınmış ve bizi bizden daha çok sevmiş milletler de bu göçlerle ülkemize gelmişlerdir. Daha sonra değineceğim üzere, Boşnak lider, bilge sultan, Aliya İzzet BEGOVİÇ'inde dediği gibi, "Balkanlarda ve Avrupa'da Türk demek, müslüman demektir, müslüman demek, Türk demektir." Anlayışındayız biz.

    Bu duygularla, yıllardır ha bu sene, ha gelecek sene diyerek ertelediğim Balkan turuna nihayet bu sene katıldım. Bir grup arkadaşlarlaki arkadaşların entellektüel düzeyleri oldukça yüksekti- çoluklu çocuklu, fiziken yorucu olmasına karşılık, manen doyurucu ve zevk aldığımız bir tur gerçekleştirmiş olduk. 
    
    Gezmek için gitmedik; görmek, anlamak ve hissetmek için gittik. Kendimizle ve tarihimizle yüzleşmek, geleceğe, yetişen nesle bakış açısı sunmak için gittik. Buraya veya başka platformlara yazmak, aktarmak ve müstefid ( faydalanılmasını sağlamak ) olunması için gittik. Birçok not aldık, video çektik, fotoğrafladık gittiğimiz yerleri. Geçmişiyle, geleceğiyle ve şimdiki haliyle kıyaslamalar yaptık. Ders aldık, ibret eyledik. Böylece turistik bir gezi değil, ibret aldığımız ve aldıracağımız bir gezi olmasını sağlamaya çalıştık.

    Bu günkü yazımız, Balkan turumuzun girişi olsun! Haftaya daha somut, daha fazla örneklerle dolu anlatımla devam edelim İnşallah !

    Bu arada yaklaşık bir senedir gazeteye yazamamanın sebeplerini de size anlatmayacağımı zannetmeyin. Biz, bize dokunan, kendisine dokunduran herkesi seviyoruz. Bizi sevmeyenleri dahi bazen seviyoruz. Yazamamanın sebebi yerin darlığı, yenin darlığı gibi sebeplerden ziyade şahsi uğraşılarımdır diye kısa bir ipucu vereyim. Takip ettiklerim kadar takip edildiklerimin çokluğunun da farkındayım.

    Hadi, herşey gönlünüzce olsun! Allah işinizi rast getirsin! Sağlığınız, muhabbetiniz ve gidişatınız hayrolsun!             

Kalın Sağlıcakla !   
 

YAZARLAR