Yazarların yaşadığı mekânları keşfetmeyi seviyorum.
Bu kez Namık Kemal’in peşindeydim.
Valilik yaptığı Gelibolu - Bolayır’daki mezarını ziyaret edip ruhuna dualar gönderdikten sonra Tekirdağ’a ulaştım.
Bir şehre gittiğimde önce yerel gazete merkezlerine uğrarım.
Kültür mahfilleridir, hafıza mekanlarıdır buralar. Üstelik şehirlerin nabzı da buralarda atar. Yeni İnan Gazetesi’ne uğrayıp kültürel atmosferi teneffüs ettikten sonra müsaade istedim.
“Namık Kemal Evi’ne nasıl gidebilirim?”
“Hükümet Meydanı’na yakın, birine soruver.”
“Teşekkürler.”
“Yine bekleriz.”
Meydandayım. Ortalık kalabalık, hareketli… Herkesin bir meşgalesi var.
Köşedeki büfeciye sordum:
“İyi günler, bir yer soracaktım.”
“Buyurun efendim.”
“Namık Kemal Evi’ne gitmek istiyorum, nasıl gidebilirim?”
“Yakın be ya… Meydanı geç, devam et, karşına çıkacak.”
Mekânları yürüyerek keşfetmenin tadı da başka oluyor.
Biraz ilerleyince şairimizin doğduğu üç katlı tarihi bina göründü. Restore edilmiş ahşap bir 19. yüzyıl evi. Garip bir heyecan var üzerimde… Görevlileri selamlayarak içeri girdim.
Namık Kemal Evi’nde hürriyet şairinin fotoğrafları, kitapları ve yayınları; ayrıca Tekirdağ’ın sosyal ve kültürel hayatını yansıtan etnografik malzemeler sergilenmiş.
Yazara ait yazılı ve basılı mal-zemeler, fotoğraflar; görev yaptığı, gezdiği ve sürgün edildiği yerlerin haritaları insanı hemen onun iklimine çekiyor.
Lise edebiyat kitabımızdan aklımda kalan Hürriyet Kasidesi’nden bir parçayı mırıldanıyorum:
“Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile imhâ-yı hürriyet?
Çalış, idrâki kaldır, muktedirsen âdemiyetten!”
Gezi sonrası görevliyle sohbete daldık.
“Ziyaretçi durumu nasıl?
“Yabancılar çok geliyo be ya.”
“Yerliler gelmiyor mu?”
“Dışarıdan gelenler genellikle.”
“Şehir içinden gelen olmuyor mu?”
“Daha çok öğrenciler getiriliyor.”
“Burası aynı zamanda dernek mi?”
Yok. ‘Namık Kemal Derneği’ var. Bu derneği de değerli büyüğümüz Mehmet Serez kurdu.”
“Kim o, sağ mı, nerede bulabilirim, görüşebilir miyim?”
“Tabii. Çarşıda özel kütüphanesi var, her gün oraya gelir.”
Gidip kütüphaneyi buldum. Dükkândan bozma bir mekân. Duvarlar lebalep kitap. Masada seksenine dayanmış ama diri bir adam… Misafirleriyle sohbet ediyor.
Her şehirde oranın tarihine ve kültürüne gönül düşürmüş bir “noter” mutlaka bulunur. Tekirdağ’ın noteri de kırka yakın kitabıyla Mehmet Serez Beyefendi idi.
Tanıştık. Gazeteci, yazar, araştırmacı, turizmci, aynı zamanda Rakoczi uzmanı…
Çaylar geldi gitti. Zengin birikimini paylaştı. Namık Kemal ve onun şehirdeki izlerinden söz edildi.
O kadar doluydu ki rahmetli, anlattıkça anlatıyordu. Garip bir tesadüf; o da şairden aynı dizeleri okudu:
“Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile imhâ-yı hürriyet?
Çalış, idrâki kaldır, muktedirsen âdemiyetten!”
Hiç unutmam. Vedalaşırken kitaplarından bir koli yapıp hediye etmişti.
Rahmetle anıyorum.
Kıbrıs’a bahar Anadolu’dan daha erken gelir.
Tekirdağ’dan sonra bu kez Gazimağusa’da, Namık Kemal Meydanı’ndayım.
Kaldığı zindanı ve yazdığı mekânları görmek için sabırsızlanıyorum.
Osmanlıların camiye çevirdiği Lala Mustafa Paşa Camii -eski adıyla Aziz Nikolas Katedrali- yakınındaki Venedik Sarayı kalıntıları arasındaki zindana doğru yürüdüm.
Vatan şairi Otuz sekiz ayını burada geçirmişti.
Venedik Sarayı iki katlı bir müze. Alt kat zindan… Daracık bir hücre.
Demir parmaklıklı penceresinden içeri baktım; taş sedir görünüyor. Duvardaki levhada Hürriyet Kasidesi’nden bir alıntı yer alıyor:
“Merkez-i hâke atsalar da bizi
Küre-i arzı patlatır çıkarız.”
Vatan sevgisini işlediği Vatan Yahut Silistre oyunu nedeniyle sürgün edilmişti buraya.
Sürgüne giderken, İstanbul’dan Çanakkale’ye kadar oyunu çılgınca alkışlayan halkın kendisini esaretten kurtaracağını düşünmüştü…
İlk üç gün bu hücrede kalmış; daha sonra valinin anlayışıyla üst kattaki biraz daha iyi bir odaya çıkmasına izin verilmiş.
Dik taş merdivenleri tırmanarak üst kata çıktım. Burası müze olarak düzenlenmiş. Eserleri, hakkında belgeler, çalışma masası ve şahsi eşyaları sergileniyor.
Şiirleri ve düşünceleriyle sonraki edebiyat kuşağını ve Atatürk’ü de derinden etkileyen bu büyük şair, eserlerinin önemli bir bölümünü burada kaleme almış.
İlginç insanlar bu yazar milleti… Onları keşfetmek için yollara düşmeye değer.

