Emrah GENÇER  Demirci Vaizi/ Demirci İlçe Müftülüğü

Emrah GENÇER Demirci Vaizi/ Demirci İlçe Müftülüğü


Çağın Savrulan İnsanı ve Nebevî Rehberlik


İnsan, teknoloji bakımından hiç olmadığı kadar ilerledi; fakat kendisini tanıma, anlamlandırma ve doğru bir istikamette yaşama konusunda aynı ölçüde mesafe kat edebildi mi?

Bugün elimizde dünyanın bütün bilgilerine ulaşabileceğimiz cihazlar var; fakat doğru ile yanlışı, faydalı ile zararlıyı, ihtiyaç ile arzuyu birbirinden ayırmakta zorlanıyoruz. İletişim imkânlarımız arttı; fakat birbirimizi anlamakta güçlük çekiyoruz. Evlerimiz büyüdü, fakat aile içindeki muhabbetimiz aynı ölçüde büyümedi. Dünyayı avucumuzun içine sığdırdık; ancak bazen kendi iç dünyamıza yabancılaştık. Tam da böyle bir zamanda insanlığın yeniden bakması gereken bir rehber var: Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.).

Yüce Rabbimiz, insanı en güzel şekilde yaratmış; onun fıtratındaki güzellikleri koruyabilmesi ve dünya ile ahiret saadetine ulaşabilmesi için peygamberler göndermiştir. Son rahmet elçisi Hz. Muhammed (s.a.s.) ise yalnızca belli bir dönemin insanlarına değil, kıyamete kadar gelecek bütün insanlara örnek olacak bir hayat yaşamıştır. Nitekim Kur’an-ı Kerim, onun örnekliğini şu ifadelerle ortaya koyar: “İçinizden Allah’ın lütfuna ve ahiret gününe umut bağlayanlar, Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki Resûlullah’ta güzel bir örneklik vardır.” (1)

Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) örnekliği yalnızca ibadetlerle sınırlı değildir. O, Allah’a kullukta olduğu kadar aile hayatında, insan ilişkilerinde, çocuklara yaklaşımında, mazlumlara karşı tavrında, ticaretinde, komşuluğunda ve toplumsal hayatında da rehberdir.

Onu anlamak, aslında güzel ahlakın ne olduğunu anlamaktır. Hz. Âişe validemize, “Resûlullah’ın ahlakı nasıldı?” diye sorulduğunda verdiği cevap son derece dikkat çekicidir: “Onun ahlakı Kur’an’dı.” (Müslim, Müsâfirîn, 139) Bu cevap, Peygamberimizin (s.a.s.) hayatının özünü anlatan en güçlü ifadelerden biridir. O, Kur’an’ın sadece tebliğcisi değil, aynı zamanda yaşayan bir örneğiydi. Kur’an neyi emrettiyse hayatına taşıdı; neyi yasakladıysa ondan uzak durdu.

Bugün ahlakın gündelik hayatımızdaki ağırlığını kaybettiğinden söz ediyoruz. Yalanın sıradanlaştığı, kaba sözün normalleştiği, öfkenin kolayca şiddete dönüştüğü, insanların birbirlerinin kusurlarını araştırmayı neredeyse bir alışkanlık hâline getirdiği bir çağda yaşıyoruz. Oysa Peygamberimiz (s.a.s.) bize başka bir insan modelini gösterdi: Yumuşak huylu, merhametli, vakur, affedici, güvenilir ve vefakâr insanı…

Onun aile hayatına baktığımız da da aynı örnekliği görürüz. Allah Resûlü (s.a.s.) ailesine karşı şefkatli ve anlayışlı bir eş, çocuklara karşı merhametli bir baba, çevresindeki insanlara karşı güven veren bir rehberdi. “Sizin en hayırlınız, ailesine en güzel davranandır. İçinizden ailesine karşı en güzel davranan da benim.” (2) buyurması, aile hayatının İslam ahlakındaki yerini açıkça ortaya koymaktadır.

Bugün aile kurumunun ciddi imtihanlardan geçtiği bir dönemdeyiz. Evliliklerin zorlaştırıldığı, beklentilerin çoğaldığı, tahammülün azaldığı bir ortamda aileyi yeniden huzurun adresi hâline getirmek istiyorsak, Peygamberimizin (s.a.s.) aile hayatına yeniden bakmamız gerekiyor.

Aynı şekilde çocuklarımız ve gençlerimiz için de onun rehberliğine ihtiyacımız var. Çocuklarımızı yalnızca başarılı, bilgili ve meslek sahibi insanlar olarak değil; güzel ahlak sahibi, sorumluluk bilinci taşıyan, merhametli ve erdemli insanlar olarak yetiştirmek zorundayız. Zira bir çocuğa bırakılabilecek en değerli miraslardan biri güzel terbiyedir. Peygamberimiz (s.a.s.) de “Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunamaz.” (3) buyurarak bu hakikate dikkat çekmiştir.

Bugün çocuklarımızın karşısın-da sadece aile ve okul yok. Sosyal medya, dijital platformlar, akran grupları ve sınırsız içerik dünyası da onların karakter oluşumunda etkili oluyor. Tüketim kültürü, dijital bağımlılık, akran zorbalığı, mahremi-yetin zedelenmesi, batıl inanışlar ve gençleri hedef alan zararlı akımlar, çağımızın yeni imtihan alanlarını oluşturuyor.

Bu problemlerin tamamına geçmişten bugüne hazır teknik cevaplar bulmak mümkün olmayabilir. Fakat insanın nasıl bir varlık olduğunu, neye muhtaç bulunduğunu ve nasıl bir hayat yaşaması gerektiğini anlamak konusunda Nebevî rehberliğin hâlâ söyleyecek çok şeyi vardır. Çünkü zaman değişse de insanın temel ihtiyaçları değişmemektedir. İnsan hâlâ sevgiye, güvene, merhamete, aidiyete, anlamlı bir hayata ve sağlam bir ahlaka ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle Peygamberimizin (s.a.s.) sünneti, geçmişte kalmış tarihî bir hatıra değildir. Bilakis bugünün insanının karşı karşıya bulunduğu birçok problemin karşısında yeniden okunması gereken canlı bir rehberliktir.
Ailede huzur arıyorsak onun aile hayatına, çocuklarımızın geleceğinden endişe ediyorsak onun çocuk ve gençlere yaklaşımına, toplumdaki kabalıktan şikâyet ediyorsak onun merhametine, dijital dünyanın savurduğu gençlerimize istikamet kazandırmak istiyorsak onun ölçülerine bakmalıyız. Çünkü insanın asıl ihtiyacı yalnızca daha fazla bilgi değil; bilgiyi hikmete, gücü merhamete, özgürlüğü sorumluluğa ve hayatı kulluğa dönüştürebilmektir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bize tam da bunu öğretti. Sözün güzeline, davranışın zarafetine, kalbin temizliğine ve hayatın anlamına giden yolu gösterdi.

Bugün ihtiyacımız olan şey, onu sadece anmak değil; anlamak ve hayatımıza taşımaktır. Çünkü çağın bütün gürültüsü arasında insanı yeniden kendisiyle buluşturacak olan şey, daha fazla tüketmek, daha fazla görünür olmak veya daha fazla bilgiye sahip olmak değil; doğru bir istikamete sahip olmaktır. Ve o istikametin en güzel örneği, Kur’an’ın ifadesiyle, üsve-i hasene olan Allah Resûlü Hz. Muhammed Mustafa’dır (s.a.s.).

Kaynakça   : 
(1) Ahzâb, 33/21.  
(2) Tirmizî, Menâkıb, 63.  
(3) Tirmizî, Birr, 33.
 

YAZARLAR