Yüce Rabbimiz, âyet-i kerimede şöyle buyuruyor: “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yolda olmaları umulanlar bunlardır.” [1] Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de, “Şehirlerin Allah’a en sevimli olan mekânları camilerdir.” [2] buyurmaktadır.
İlmî, irfanî ve ahlakî değerlerin dünyanın dört bir yanına dalga dalga yayıldığı mabedler olan camiler; bize, Rabbimize daha yakın olduğumuzu hissettiren en sıcak mekanlardır. Hayatın üzüntü ve sevinçlerini hep kubbesi altında yaşadığımız camilerde, iç dünyamız huzur bulur. Kalplerimiz, yalnızca Allah’a kul olmanın ve O’nun huzurunda eğilmenin hazzını hisseder.
Camiler; beldelerimizin ruhu; sosyal hayatımızın merkezi, dinimizi öğrendiğimiz eğitim yuvalarıdır. Kubbe ve minarelerinden gelen her söz, o sözü duyan bütün insanlara adeta hayat verir, mana ve değer katar. Bedenleri ve ruhları arındırır. Bizi hayatın bitmek bilmeyen kargaşasından çekip alır. Bizi manevi iklimiyle iyileştirir, güzelleştirir. Bize birbirimizi sevdirir. Rabbimizin huzurunda omuz omuza saf tutarken, kıyam ederken, rükû ve secdeye varırken, dilini, ülkesini hatta adını dahi bilmediğimiz kardeşlerimizle kalplerimizi birleştirir.
Camilerimizi değerli kılan bir diğer unsur da, o camilerde görev yapan din görevlileridir. Din hizmetlerinin yürütülmesi için büyük fedakârlıklar gösteren din görevlilerimiz, insani ve ahlaki değerlerin yaşanması için daima gayret içindedirler. Onların aşkla okudukları her ezan, sadece namazın değil, dirilişin, kulluğun, teslimiyetin de ifadesidir. Kederli ve sevinçli günlerimizde hep yanımızda buluruz onları. Her camiye gidişimizde onları mihrapta görmek, tilavetlerini dinlemek, bize huzur verir; kalplerimizi camiye bağlar.
Her yıl (01-07) Ekim tarihleri arasında kutlanan Camiler ve Din Görevlileri Haftası vesileyle “cami”yi, hayatımızın merkezine yerleştirmenin yollarını arayalım.
Çocuklarımızı camilere alıştırmaya, kalplerine Allah ve Resulu‘nün sevgisini yerleştir-meye çalışalım. Camiye gittiğimizde her daim edep üzere olmaya ve erdemli davranışlar sergilemeye gayret edelim. Müminlerden uzak kalan camilerin mahzun olacağını asla unutmayalım.
Ayrıca hafta boyunca çeşitli etkinliklerle gerçekleştireceğimiz “Camiler ve Din Görevlileri Haftası”nda, komşularımızı ve misafirlerimizi camilerimize davet edelim. Dinimizin güzelliklerini hep beraber yaşayalım.
Bu vesileyle, camilerimizin yapımında emeği geçen tüm kardeşlerimizi şükranla yâd ediyor, vefat etmiş olanlara Allah‘tan rahmet diliyorum. Emekli ve görevde olan tüm din gönüllüsü olan kardeşlerimizinde haftasını en içten dileklerimle kutluyorum.
Konumuzu Hz. Peygamber (s.a.s.)’in iki hadisiyle bitirelim: “Bir kimse evinde güzelce temizlenir, sonra Allah’ın farzlarından bir farzı yerine getirmek için Allah’ın evlerinden birine giderse, attığı adımlar-dan her biri bir günahı silip yok eder; diğer adımı da onu bir derece yükseltir.” [3] Yüce Allah, sabah ve akşam camiye giden kimsenin, her gidiş ve gelişine cennette bir yer hazırlar.” [4]
Kaynaklar :
1. Tevbe 9/18.
2. Müslim, Mesâcid, 288.
3. Müslim, Mesâcid, 282.
4. Buhârî, Ezân 37; Müslim, Mesâcid 285.

