Mustafa KAYA


DAİR…

"...Bilgi ve kültür en büyük mirasımız. Hem geçmişimiz hem de geleceğimiz. İlk insanın ilk tecrübesinden ki, bedeli ağır olmuştur, bu güne bayağı yol kat etmişiz. Hayallerimiz, fantezilerimiz, ulaştığımız baş döndürücü teknoloji sınır tanımıyor. Bence bir tek hususu hayal edemiyoruz, hayallerimizin sınırını. Hele son iki yüzyıl herhalde önceki bin yıllara denk..."


            İnsan, tüm dinlerde, tüm disiplinlerde, bilinen tarihte, en üstün canlı kabul edilir. Belki de bu, tarihi kendi yazdığı ve kendi okuduğu içindir. Ya da biz, bizim dünyamızı, görebildiğimiz, bizim dünyamızı  inceleyebildiğimiz ve bizim dünyamızı  yorumlayabildiğimiz içindir. İnsanı üstünleştiren akıl, öğrenebildiği ve öğrendiğini aktarabildiği için yeganedir.

            Bilgi ve kültür en büyük mirasımız. Hem geçmişimiz hem de geleceğimiz. İlk insanın ilk tecrübesinden ki, bedeli ağır olmuştur, bu güne bayağı yol kat etmişiz. Hayallerimiz, fantezilerimiz, ulaştığımız baş döndürücü teknoloji sınır tanımıyor. Bence bir tek hususu hayal edemiyoruz, hayallerimizin sınırını. Hele son iki yüzyıl herhalde önceki bin yıllara denk.

            Bilgiyi aktarmada ve geliştirmede mahir olan ülkeler ve milletler her yönden önde götürüyor maçı. Bir neslin tembelliği, ihmalkârlığı gelecek nesillere pahalıya patlıyor. Geri kaldın mı da yetişmek için artık iki değil üç kat çalışman lazım üç kat hileci, modern çağda…

            Lokomotif batıda bu gün… Hiç kaprissiz ifade edelim eski ağızla; adamlar çalışıyor. Bir kültür oluşturmuşlar: çalışman gereken zaman çalışacak, dinlenmen gereken zaman dinleneceksin. Başkasının çalışması ya da çalışmaması seni ilgilendirmiyor onlar için. Ben çalışmam gerekiyorsa arkama bakmamalıyım felsefesi. Olayı özetlerken sadece çalışmak, çabalamak ve üretmek yetmiyor artık. En iyi üreteni, kafası en çok çalışanı, geleceğe damga vuracak kişi ya da kurumu tespit etmek de gerekiyor çağımızda.Tespit edip kendi emrine alabilmek lazım tereddütsüz. Beyin göçü dediğimiz de bu zaten. Ecdat bunu becermiş yüzyıllarca. Hem çalışmış hem de çalışanı ülkesine davet etmiş. Şimdi ile öyle bir fark var ki arasında, insanlık namına, şimdiki mantalite anlayamıyor. Biz ürettiğimizi insana insanca sunarken, zulüm değil adalet götürürken hırs, intikam, açlık, sefalet için değil en üstün varlığa üstünlük katmak istedik. Sakın hamaset demeyin. Hâlâ daha o barış iklimine ve huzura  umutsuzca hasretiz.

            Son yıllarda tanıştığım, babalarımızın da eski dost olduğunu öğrendiğim bir abimiz şöyle demişti : “yıllarca Amerika’da çalıştım Amerika’da her şey menfaat ve daha fazla kazanmak için. Ezilen ezilir kimsenin umurunda olmaz. Uyum sağlayamıyor başka kültürler. Kendi ülkeme hizmet etmek istedim ama teknik imkânlarımız elvermediği için gelemedim. Artık ülkeme  hizmet etmenin ortamı oluştu ve geri döndüm..”  Ne kadar dokunaklı, ne kadar mutluluk verici bir anlayış. Geldikten kısa süre sonra ne mi oldu. Bu bilim adamımız pandemi döneminde ürettiği, kendi deyimi ile sentezlediği  ilaç ile çare oldu. İnşaallah yapacak çok şeyi var abimizin. Gurur duyulmaz mı sizce de ülkemiz ve ilçemiz adına…

            Eğitimin her yaşta, her zaman diliminde olması gerektiğini unuttuk. Ama biz millet olarak şunu ezberlemişiz; eğitim, okulda verilir. Bu konuda uzun uzun konuşup, kısa kısa tartışabilmeliyiz. Kısadan kazanmak, kısadan üretmek son elli yıldır kapitalist anlayışa dönüştü sessizce beynimizde… Sonra dönebilmek umudu ile bu konu buzlukta değil ama buz dolabında beklesin. Daha sonra “unuttuğumu zannetmeyin!” diye girerim konuya, bir öğretmen olarak, tüm öğretmen arkadaşlar gibi, hınzırca sırıtarak.

            Pandemi illeti ile son iki yıldır zor zamanlar yaşayan okullar tatile girmeye hazırlanıyor. Telafi eğitimi yaraya merhem olabilmek için devreye sokuldu. Mutlak faydası olacaktır. Sonra tatil. Yaz tatili. Bu yıl kısa olacak da olsa, uzun bir tatil , tatil anlayışı yatmak olanlar için bilhassa. Tatil ve tatil anlayışımızı iyi irdelemeliyiz. Tatili çok seven ülkeler zümresinden olduğumuz aşikar. Tatil nasıl bir dinlenme olmalı, tatil nasıl bir anlayışta olmamalı haftaya işleyelim. Hem belki katkıda bulunmak isteyen olur, okuyan ya da aktaranlar için. Nasıl olsa adres belli. Bu arada öğrencilerimiz için en iyi tavsiye öğretmenlerimizde. Biz daha ziyade velilerimizin bilgilendirilmesi için haftaya burada, bu konu ile ilgili  olacağız.

            “ Pazartesi sendromu” konu başlığı ile haftaya da bekleriz efendim!

YAZARLAR