Dr. Öğretim Üyesi İsmail Taşlı (Emekli)


DEĞERLER ÜZERİNE 12


Ankara’da bir simitçi

 Bu yazı Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Servet Özdemir’e ait olup kendisinden izin alınarak iktibas edilmiştir.

Son bir yıldır öğle yemeklerini dışarıda yemek durumunda kaldığımızdan işyerinden iki ağabeyimle Tunalı civarlarında yemeğimizi yiyor ve öğleden sonrası için de Tunalı Pasajı karsısındaki köşeden simit alıyoruz. Yaklaşık on - on beş gündür tezgâhın başka birisi tarafından işletildiğini fark etmiştim. Dün bu sefer simidi ben alacağım diyerek, tezgâha gittiğimde simitçi ortalıkta görünmüyordu. Ben de her tezgâhın başında simitçi olmadığında, Türklerin yaptığı refleks ile tezgâhın camını açacak ve parayı koyarak iki tane simit alacaktım. Öyle de yaptım tezgâhın sürgülü camını açtım. 1 YTL’yi rafa koydum ve tam simitleri alacaktım ki, orada üstüne el yazısıyla bir şeyler yazılmış, müsvedde kâğıtları gördüm. Beni iyi tanıyanlar ne kadar meraklı olduğumu bilirler; “Yahu bu da nedir, ne yazmış bu adam acaba, bir bakayım.” dedim:

8:15 – 1
8:21 – 1
8:22 – 2

Anlayacağınız bu listede öğleye kadar hangi dakikada kaç simit satıldığı yazıyordu. Sonra bu listenin altına 13.55 – 2 yazıp, ne yazdığıma dikkat etsin diye 2’nin üstüne bir de yıldız koydum ve simitleri aldım. Veri tabanı tutmaya bayılırım. “Allah’ım adamdaki bilince bak, veri tabanı tutuyor!” dedim. Ama emin değildim. “Belki de belediye böyle bir şeyler istemiştir falan...” dedim. Neyse uzatmayayım. Bugün yine aynı simitçiye uğradım, bu sefer oradaydı.
“Nasılsın, iyi misin? ” hoşbeşinden sonra, “13.55 simitlerini toplama ekledin mi?” diye sorunca: “Abi sen miydin o?” diye gülümsemeye başladı. “Neden böyle bir liste tutuyorsun?” diye sordum, “Belediye mi istiyor?” “Yok, Ağabey. Ben 15 gün önce aldım bu tezgâhın işletmesini. Henüz yabancısıyım müşterinin.” dedi. “Bunları dakika dakika yazıyorum, hangi saatlerde müşteri yığılıyorsa, ona göre sıcak simit getireceğim, o gün sabahın simidi akşama kaldı, utandım müşteriden.” Deyince ellerine sarılıp öpmek geldi içimden.

Yaa işte böyle... İster CRM (Customer Related Management) deyin, ister PR (Public Relation), isterseniz de Market Research...  Ben simitçinin yaptığı işten kendime mesaj çıkarmazsam ölürdüm. Ne mi çıkardım? Yoo, o kadar uzun boylu değil her şeyi de yazacak değilim ya! “Herkesin Mesajı Kendine...” Artık her simit aldığımda aklıma VERİ TABANCI SİMİTÇİ gelecek. Zekâ, işine saygı, kâr arttırma bilinci... Hepsinin sonucunda yaratılan gerçek katma değer ve farklılaşarak rakiplerinden ayrılma... Bunları öğretmek için yıllarca insanları yüksek ücretli okullarda okutuyorlar.  
Sonuç: “veri tabancı simitçinin” yanından bile geçemeyecek olanlar, bakın her yerde yüksek maaşlar alıp, endam gösteriyorlar.

( Dil ve üslup aynen korunmuştur. )

 

YAZARLAR