Ne Kadar Özgürlük
Bir kaç gün önce bir haber kanalında insanlar deprem oluyor korkusu ile ve panik içinde kahveyi hızla terk ediyordu. Habere göre aslında bu durum dışarıda bir araçtan gelen müzik sesi olarak açıklandı. Bir müzik sesi hangi desibelle yayınlanıyor ki tüm kahvehane halkı bu sesi deprem gibi algılıyor. Müziği açan kişi “ben özgürüm” diyebilir; fakat bu davranış toplumsal güvenliği tehdit eden bir durumdur. Araç içinde yüksek sesle müzik dinlemek, sürücünün özgürlüğü gibi görünse de çevredeki insanların huzurunu bozar.
Tedirgin eden yanlış özgürlük algıları sadece müzik sesi ile sınırlı değil elbette. Kaldırıma park edilen araç, sahibinin özgür tercihi gibi görünse de yayaların özgürlüğünü kısıtlar. Medyada doğrulanmamış haberler paylaşmak, ifade özgürlüğü olarak savunulsa da toplumda korku ve panik yaratır.
Trafikte geçiş üstünlüğü olan araçlara yol vermemek, site ve apartman katlarında kural tanımadan yaşamak, insanların yoğunluklu yaşadığı ortamlarda özellikle saldırgan köpek dolaştırmak, sigara başta olmak üzere elindeki çöpü yerlere atmak ve daha niceleri günlük hayatımızda karşılaştığımız ben özgürüm diyen yanlış düşünceli insanlara dolu. Toplumda sıkça karşılaşılan bu ve benzeri durumlar, özgürlük olarak açıklansa da aslında başkalarının haklarını ihlal etmektedir:
Özgürlük, insanın en temel hakkı olarak görülür. Ancak bu hak, sınırsız değildir. Bir bireyin özgürlüğü, diğer bireylerin özgürlüğüyle kesiştiği noktada sınırlandırılır. “Benim özgürlüğümün başladığı yer-de başkasının özgürlüğü biter” sözü, bu gerçeği özetler.
Bu anlamda yaşanan sorunların tamamı aslında özgürlüğün sınırlarını tartışmaya açıyor, Çünkü özgürlük, tek başına bir bireyin değil, toplumun içinde anlam kazanan bir kavramdır. Özgürlük, yalnızca bireysel bir hak değil, toplumsal bir denge unsurudur. Yanlış algılar, aşırı bireysel çıkarlar veya sorumsuz davranışlar özgürlük olarak açıklanamaz. Gerçek özgürlük, baş-kasının özgürlüğünü koruyarak var olur.
Özgürlük, bireyin kendi yaşamını şekillendirme hakkı-dır; ancak başkasının yaşamını tehdit ettiği anda sınırlandırılır. Bu nedenle özgürlük, sorumlulukla birlikte düşünülmelidir. Sınırsız özgürlük, anarşi doğurur; sorumlulukla dengelenmiş özgürlük ise toplumsal uyumu sağlar.
Özgürlüğün toplumsal kurallarla sınırlı olduğunu unutmadan ve ona uygun olarak yaşamaktan geçtiğini unutmamak gerekir.
İlahiyatçı bir hocamız özgürlüğü ifade ederken cennette bile özgürlüğün sınırları olduğunu Hz. Adem ile Hz. Havva’nın bu özgürlük sınırını aştıkları için cennetten çıkarıldıklarını örneklendirir.

