Hikâye bu. Açlıktan ölmek üzere olan bir tilki varmış. Öyle zayıfmış ki kemikleri kısa tüylü kürkünden bile belli oluyormuş. Zar zor yürüyormuş. Yiyecek bulmaya da pek ümidi yokmuş.
Bir ağaca yaslanmışken Anadolu Aslanı ona doğru yaklaşmış “Çok kötü görünüyorsun, çok uzun zamandır yemek yememiş gibisin.” demiş.
“Doğru söylüyorsun.” demiş tilki. “Sen ve arkadaşların koyunları çok iyi koruduğunuz için uzun zamandır açım. Şimdi çok güçsüzüm ve yiyecek bulma konusunda ümitsizim. Sanırım yakında öleceğim.”
“O hâlde neden bize katılmıyorsun?” diye sormuş Anadolu Aslanı. “Ben düzenli olarak çalışıyorum ve karnımı doyuruyorum. Sen de aynısını yapabilirsin. Bana yardım edersin ve beraber koyunları koruruz. Böylece biz de senin koyun çalmandan korkmayız. Sen de aç kalma konusunda endişelenmezsin. Bu hepimiz için iyi bir anlaşma olur.” Demiş Anadolu Aslanı.
Tilki, birkaç dakika düşünmüş ve Anadolu Aslanının haklı olduğuna karar vermiş. Birlikte Anadolu Aslanı’nın yaşadığı kulübeye doğru ilerlemeye başlamışlar. Fakat yürürken tilki, köpeğin boynundaki tüylerin azalmış, boynunun incelmiş olduğunu fark etmiş. Anadolu Aslanına bunu sormaya karar vermiş ve sormuş.
“Bunun için endişelenme.” demiş Anadolu Aslanı “O boynuma bağladıkları tasmanın yeri, sahibim beni geceleri bağlar.”
“Bağlamak” diye bağırmış tilki “Sen geceleri bağlandığını mı söylüyorsun? Öyleyse seninle gelirsem benim de boynuma tasma takıp bağlayacaklardır.” demiş tilki.
“Bu doğru!” diye cevap vermiş Anadolu Aslanı “Fakat buna sonra alışacaksın. Ben bunu artık düşünmüyorum bile.”
“Fakat tasmayla bağlanırsam istediğim gibi yürüyüşe çıkamam ve koşmak istediğim yere koşamam.” demiş tilki. “Eğer seninle gelirsem özgür olamam.” ve böyle dedikten sonra tilki dönmüş ve kaçmaya başlamış. Anadolu Aslanı tilkinin arkasından bağırmış. “Bekle, geri dön, istediğim zaman istediğim her şeyi yapamıyorum. Ama ben sağlıklıyım ve uyumak için sıcak bir yerim var. Sen hayattan zevk alarak yaşamak için çok endişeleniyorsun. Ben senden daha özgürüm.” Demiş.
Özgürlük perspektifi nedir? Tilki, Anadolu Aslanı gibi bir tasma ve kural altında yaşamıyor. İstediği zaman istediği yere gidiyor, kendi kararlarını veriyor. Bu açıdan bakıldığında özgür gibi gözüküyor. Fakat bu özgürlük, tamamen bireysel bir bakış açısıdır; tilki sadece kendi yaşamını sürdürebilmek için hareket ediyor. Çevreye zarar perspektifi açısından bakıldığında tilki yiyecek bulmak için çalıp çırpıyor, yani başkalarının düzenini bozuyor. Bu da çevresine zarar vermek anlamına geliyor.
Sosyal hayatta da benzer şekilde, bazı insanlar “özgürlük” adı altında başkalarının haklarını ihlal edebiliyor. Örneğin Kuralları yok sayıp topluma zarar vermek, Başkalarının emeğini sömürmek, Kendi çıkarı için düzeni bozmak. Vergi vermemek için kayıt dışı çalışmak, trafik kurallarını hiçe saymak, ben özgürüm deyip çevreyi tahrip etmek gibi daha sıralanabilecek pek çok olumsuz örnek mevcut.
Unutmamak gerekir ki özgürlük, başkalarının özgürlüğünü kısıtlamadığı sürece değerlidir.

