Ahmet Tevfik Selçuk

Ahmet Tevfik Selçuk


DEMİRCİ’NİN TARİHİ BÖLÜM -11- SALNAMELERLE DEMİRCİ


    BÖLÜM 11 : 
    Salname kelimesinin kullanım manası olarak bir yerleşim yerinin her bir yıl içerisinde vazifeli memurlar, resmi daireler, okullar, sanatlar, iş yerlerinin çeşit ve adetleri, nüfusu ve nüfus içerisindeki milletlerin sayısı, zirai mahsulleri, şehir içi ve şehirler arası yol durumları, çeşitli içtimai müesseseleri kayıt altına alıp, bunları resmi bir şekilde üst makamlara bildirip devlet tarafından her yıl matbu olarak yayınlanan ve her yıl yeniden ve yeniden yayınlanan vilayet ve kazaların bir nevi nüfus cüzdanıdır diyebiliyoruz.
    Bu manada yüzyılda kullanılan ismiyle almanak veya yıllık olarak kısaca isimlendirebiliriz. Zaten salnamenin kelime manası bugünkü konuşulan dile aktarılacak olursa yıllık isimlendirme diyebiliriz.
    Salnameler, II. Abdülhamid Han’ın 1878 yılında bir hükümet darbesi neticesinde padişah olmasıyla ilk icraatlarından biri olarak başlayıp yaklaşık olarak 35 sene I. Dünya Harbi’ne devletimizin dahil olmasına kadar kesintisiz olarak her yıl devam etmiştir. 
    Biz 1878 yılında başlayan bu salnameleri esas alarak Demirci’nin 35 yıllık hayatını aynen salnamelerden aldığımız malumatları 2000’li yıllara kadar olan değişim ve gelişmeleri hiçbir art niyetimiz olmadan yerine göre 150 yıllık farkı rakamlar vererek de mukayese ederek insanımıza farklı bir bakış açısı sunmak halisane niyetimizdir. 
    Bu salnamelerde bazı yıllar hazırlayan yetkililerin baştan savma ve bir önceki yılların tekrarı veya üst makamlara yaranma gibi kabul edilmesi imkânsız, aslı astarı olmayan bilgiler verilse de bu tür bilgileri eleyerek hakiki bilgilerle niyetimizi tahakkuk ettirmeye gayret göstereceğiz. 
    İDARİ TAKSİMAT
    19. yüzyılda Osmanlı coğrafyası eyalet ismi verilen, çok geniş toprakları içine alan merkezi bir sisteme bağlı olarak vilayet, kaza, nahiye, köy ve mahallelere taksim edilerek idare edilirdi. 
    Mesela Meriç Nehri sınır olmak kaydıyla Batı Trakya – Paşa Eli – ; Selanik, Kuzey Yunanistan, Arnavutluk, Makedonya, Novi Pazar – Yeni Pazar – Selanik eyaletine bağlı yerlerdir. Bu eyaletin idari merkezi de Selanik şehridir. 
    2000’li yıllarda tanıdığımız bilhassa mübadele ile gelen göçmen vatandaşlara nere göçmenisiniz diye sorduğunuzda hemen hemen çok büyük kısmı “Selanik muhaciriyiz” şeklinde cevap verirler. Selanik’in hangi şehri veya kazasındansınız sorusuna ise bilmediklerini söylerler. 
    Bugün hâlâ Bafra, Sinop gibi vilayetlerde asıllarının Aydın yörüğü olduğunu ifade eden köylerle karşılaşırsınız. Kendilerini Osmanlı idari taksimatıyla ifade etmeye devam ettiklerine şahit olursunuz. 
    Aydın eyaleti; Batı Anadolu’nun Karahisar’dan – Afyon - başlayıp Adalar Denizi’ne kadar olan kısmını içine alan, eyalet merkezi İzmir olan eyaletin ismidir.
    Kuzeyinde Hüdavendigar – Bursa – eyaleti, doğusunda Karaman eyaletiyle sınırlanmıştır. Germiyan – Kütahya -, Karahisar – Afyon -, Teke – Burdur & Isparta -, Menteşe – Muğla -, Saruhan – Manisa – ve İzmir vilayetlerine sahip olan bir eyalettir. 
    1926’lı yıllarda idari taksimat yeniden yapılandırılırken bu şehirlerin tarihi isimleri bir kalemde silinerek Osmanlı öncesi Rum isimleri vilayet ismi olarak kullanılmaya başlanmıştır. 
    Mesela Saruhan Mebusu ismiyle anılan Mahmut Celal – Bayar – yıllarca mebusu olduğu şehirle anılan ismi daha sonra Manisa Mebusu olarak anılmaya başlanmıştır. Kaldı ki Manisa ismi Yunanca’dan geçme Magnesia isminden bozma bir isimdir. 
    Salnamelerde Saruhan ili Aydın eyaletinin bir ili olarak idari taksimatta yer alır. Demirci kazası da Saruhan iline bağlı bir kazadır. 19. yüzyılda Saruhan iline bağlı bütün kazalar Eşme kazası hariç Cumhuriyet döneminde sabit kalmak üzere Manisa vilayetine bağlanmıştır.  Demirci kaza merkezi, 1830 nüfus sayımında 13 mahalleye taksim edildiği görülmektedir. 1898 idari taksimatta ise Gavur mahallesiyle beraber Yağmur – Kozağaç -, Yenice – Kıran – mahalleleriyle beraber 17 mahalleye çıkmıştır. Bu mahallelerin isimleri bugün de bazı küçük değişiklikler ile aynen kullanılmaktadır.     
    Bunlar; Cami-i Atik – Eski Camii - , İçhisar, Hacı Baba, Hacı Hamza, Hacı Hasan, Hacı Türbek, Kasımfakı(h) – Anadolu Türkçesinde İslam hukuku alimi manasına gelen fakih kelimesini fakıh şeklinde kullanılmış olup birçok Anadolu şehrinde …..fakıh şeklinde mahalleler mevcuttur - , Kavaklı, Sinan – Efendi - , Sofular, Şecaattin, Şehreküstü – Bu isimde birçok Anadolu şehrinde kenarda kalmış, merkeze uzak yerleşim yerlerinin ismi olarak kullanılmıştır -, Yağmur – Kozağaç - , Yenice ( Kıran, şehrin en yüksek rakımlı yerine verilen isimdir), Ece Sultan (Bugün bu isimli bir mahalle yoktur, fakat Simav’da vardır) ve son olarak da Gavur mahallesi ismiyle mahalleler vardır.
    Osmanlı idari taksimatında kaza merkezi de nahiye olarak ayrıca taksimata girerek Merkez nahiyeye bağlı olan köyleri idari merkezini ifade eder. 1908 salnamesine göre Merkez nahiyeye bağlı 39 köy mevcut olup 1926 yılından sonra bazıları terk edilmiştir. 
    Osmanlı idari taksimatında nahiye; 500 kişinin yaşadığı, kadı tarafından veya kaymakamca tayin edilen okur yazar bir şahıs tarafından idare edilen meskûn mahaldir. Cumhuriyet devrinde de bu taksimat aynen devam etmiştir. 
    Orta Pare, ikinci nahiye olarak bugün Kula veya Selendi’ye geçmiş olan 1908 kütüğünde 34 köy mevcut olup bu köyler Demirci’nin batısındaki Çomaklı Dağı ve Güneyindeki As Tepe’nin arka yüzünde kalan köylerdir. Borlu’nun Köprübaşı’na bağlanmasıyla beraber bu köylerin Borlu’yla beraber Köprübaşı idari taksimatına dahil edilmiştir. Orta Pare kelimesi bugün kullanılmayıp orta bölüm manasına gelmektedir. 
    Karataş nahiyesi ise bugün de aynı isimle anılan Demirci’nin Güneydoğusunda Simav - Selendi hattında kalan, bir kısmı Simav ve Selendi’ye ilhak edilen, 50 köye sahip olan Demirci’nin en büyük nahiyesidir.  
        DEVAM EDECEK

YAZARLAR