Mustafa KAYA


KADİR KIYMET

"...Kadir kıymet bilmek aslında önemli bir konu. Öyle hemen yenilecek, içilecek bir şey değil. İnsani olmak ile ilgili,  insani olabilmek asıl mesele. Ele aldığım konuları alelâde seçmiyorum inanın. Ya okurken, ya sohbet esnasında ya da izlerken seçiyorum..."


“Eller kadir kıymet bilmiyor annem,

Senin kadar kimse sevmiyor annem.”

                Bir şarkıdan alıntı sadece. Anne sevgisi, muhabbeti insanlık tarihi kadar eski olduğu gibi hayvanlar aleminde dahi dikkat çekici mahiyeti olan bir özellik. Sevgi, en iyi ifade edilme şekli olarak annenin yavrusuna olan bağlılığı olsa gerek. Annenin evlada sevgisi ile o kadar olmasa dahi evladın anneye sevgisi şiirlerin, şarkıların, türkülerin, deyişlerin, atasözlerinin vazgeçilmez ana temalarından... Baba sevgisi bir “level” altta olsa da duyguların en özellerinden. Çoğunlukla da öldükten sonra kıymeti bilinenlerinden. Benim konuyu bu doğrultuda ele alışımın gerekçesi  ki kadir kıymet bilmektir konum bu deyimin anne - babanın evladına sevgisi ile daha iyi açıklanabilir olduğunu vurgulamak istememdir.

                Deyimlerimiz ve atasözlerimiz, bana mı öyle geliyor yoksa genel olarak hepimiz mi öyle düşünüyoruz bilmiyorum ama daha güzel, daha özlü geliyor. Kelimeler öyle yerli yerinde kullanılmış oluyor ki süzüle süzüle, özümsene özümsene tam yerine oturmuş gibi geliyor bana. Sanki yerleri değişse bina toptan yıkılacakmış gibi geliyor. Hani gerçekten eskiye özlem, yeniye karşıtlık değil benim amacım. Bundan yıllar yıllar sonra gene atasözü mahiyetinde, deyimleştirebildiğimiz özlü ifadeler olacak mı literatürümüzde bilemiyorum, endişeliyim. Bırakın daha iyisini acaba eskinin çizdiği çerçeve, götürdüğü gerçeklik, deruni mana açısından yetişebilecek miyiz eskiye, tarih gösterecek. Her seferinde vurgulamak asli vazifem olsun; her konudaki tüketim toplumu olma özelliğimiz, sanatta, edebiyatta, felsefede, ekonomide vb. aynı şekilde devam ettiği sürece benim yanılma ihtimalim ne yazık ki yok. Ama yanılmam namımıza daha iyi olacak galiba...

                Allah aşkına!.. Gençlerin, hatta orta yaşa yakın zümrenin günlük dilde 50 - 60 ortalama  kelimeyi geçmediği ölçülüyor artık. Biz gençken 150 - 200 diye hayıflanılırdı. Tüm imkânlara rağmen geldiğimiz noktaya bak. Neyse girmeyelim daha derine. Olacak elbette. Daha iyisi, daha güzeli olacak, daha da ileride inşallah.

                Kadir kıymet bilmek aslında önemli bir konu. Öyle hemen yenilecek, içilecek bir şey değil. İnsani olmak ile ilgili,  insani olabilmek asıl mesele. Ele aldığım konuları alelâde seçmiyorum inanın. Ya okurken, ya sohbet esnasında ya da izlerken seçiyorum. Kitap okurken, okuyanlarla sohbet ederken ya da belgesel izlerken aklıma takılıyor. Paylaşmalıyım bu konuyu diyorum. Önce üzerine üzerine gidiyorum konunun. Sonra bana ve bana inanana ne faydası olura götürüyorum. Kadir kıymet bilme konusu da yazarın 70 - 80 yıl önce yazmış olduğu bir kitapta "artık insanlarda kadir kıymet bilme kalmadı" serzenişinden mülhem oldu.

                Kadir kıymet bilmek, insanın herhangi bir eşyanın veya insani duygunun değerini olabildi ğince üst seviyeden kabul etmesi değil mi sizce de?  Özellikle insanın, insan kadrini bilmesi değil mi? Bir insanın diğerini, sadece insan olduğu için kadir kıymetini bilmesi gerekmez  mi? Peki kainattaki kendi emrine amade kılınmış tüm yaratılmışların, menfaati için bile olsa kadrini kıymetini bilmesi gerekmiyor mu? Peki dostluklar, arkadaşlıklar, akrabalıklar, aynı dili konuşuyor olmalar, aynı millete  memlekete sahip olmalar kadir kıymet bilmenin en iyi gerekçesi olmalı değiller mi Allah aşkına? İnsanlık her şeyden kaçtığı gibi bundan da mı olabildiğince uzaklaşacak artık? Hayvanlar aleminde bile birbirine kadir kıymet içgüdüsel olarak takdir edilirken ve sadece bu örnek için olsa yeri iken; Ey insanoğlu size ne oluyor da, neyi tartıştırıyorsunuz bize, diyemiyoruz? Toplumun genci yaşlısı, eğitimlisi - cahili, zengini fakiri ne kendi malının, ne devletin milletin malının kadir kıymetini bilmemesi ne ile açıklanabilecek doğrusu bilemiyorum? Ne değişti elli altmış yılda? Uzaydan istilacılar geldi de habersiz miyiz?

                Hiçbir şey için vakit çok geç değil. Edebiyatını bir kenara koyalım, vatanın, ananın, babanın, yolun, suyun, soluduğumuz havanın kadir kıymetini bilelim. Tüm jeostratejik hesaplar bir yana, ülkemizdeki Suriyeli, Afgan, Kazak, Özbek milletleri de göz önünde bulundurarak, daha da geç kalmadan, toplu iğne dahil her şeyin kıymetini bilmeliyiz. Tam bir sonuç cümlesi olarak ve özetin özü olarak, sevdiğimiz, sevmek zorunda olduğumuz ne varsa kadir kıymetini bilelim. Ölüm bizi bulmadan veya ölüm kıymetini bilmediklerimizi bulmadan… Hadi selametle...

 

YAZARLAR