Vaiz Muharrem DEMİR


KOMŞU HAKKI - 1


               Mekke'nin fethi sırasında Benî Kâ'b b. Huzâa kabilesinin sancaktarlarından biri olan Huveylid b. Amr el-Kâ'bî'nin anlattığına göre, birlikte ol dukları bir sırada Hz. Peygamber art arda üç kez, “Vallahi iman etmemiştir.” der. Meraklanan sahâ bîler, “Kim, yâ Resûlallah?” diye sorduklarında Hz. Peygamber, “Komşusunun, kendisine kötülük yapabileceği kaygısından kurtulamadığı kimse” cevabını verir. (Müslim, Îmân, 73)

 

               Komşularına kötülük yapabileceği kaygısı yaşatan bir kimsenin cennete giremeyeceğini dile getiren ve iyi bir komşuyu mutluluk kaynağı olarak gören Sevgili Peygamberimiz, komşuya yapılan eziyeti ise, şiddetle reddetmektedir. Nitekim bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Allah'a ve âhiret gününe iman eden ya hayır söylesin ya da sus sun! Allah'a ve âhiret gününe iman eden komşusuna eziyet etmesin! Allah'a ve âhiret gününe iman eden misafirine ikram etsin!” (Buhârî, Rikâk, 23)

 

               Muhammed b. Abdullah b. Selâm'ın anlattığına göre, kendisine gelip komşusunu şikâyet eden bir adamı Peygamberimiz, “Sabret.” diyerek geri çevirir. İkinci kez geldiğinde aynı tavsiye ile geri gönderir, üçüncü kez gelip komşusunun kendisine hâlâ eziyet ettiğini söylediğinde, “Eşyalarının yanına git ve onları yola at. Yanından birisi geçtiğinde, "Komşum bana eziyet ediyor." de. Bu durumda lânet onu bulacaktır.” buyurur. (İbn Ebû Şeybe, Musannef, Edeb, 10) Ra hatsız olan komşu kendisine söylenileni yapar, dolayısıyla insanlar komşusuna eza veren şahsa beddua etmeye başlarlar. Bunun üzerine şikâyet edilen şahıs Hz. Peygamber'e gelip, “Yâ Resûlallah, insanlar bana neden böyle davranıyorlar?” diye sorar. Sevgili Peygamberimiz, “Nasıl davranıyorlar?” dediğinde de, “Bana beddua ediyorlar.” diye cevap verir. Bunun üzerine Allah Re sûlü, “İnsanlardan önce Allah sana lânet etmiştir.” diyerek onu kınar. Söz konusu şahıs, “Bir daha böyle bir şey yapmayacağım.” diyerek pişmanlığını ortaya koyar. Şikâyet eden kimseye, “Artık benden hoşlanmadığın bir şey görmeyeceksin.” şeklinde söz verir.(Ebû Dâvûd, Edeb, 122-123) Peygamberimiz de ona, “Eşyanı kaldır, artık güvendesin.” buyurur. (Taberânî, elMu’cemü’l-kebîr, XXII, 134)

 

               Hz. Ali, kişinin komşularına karşı böbürlenmesinin kıyamet alâmetlerinden olduğunu belirtmektedir. Peygamber Efendimiz de eşi tarafından kendisine sağlanmayan birtakım imkânlara sahipmiş gibi görünerek komşusuna gösteriş yapmasının günah olup olmadığını soran bir kadına, “Kendisine verilmeyeni varmış gibi gösteren kimse, yalan elbisesi giyen kimse gibidir.” (Beyhakî, esSünenü’l-kübrâ, VII, 486.) buyurmuştur. Dolayısıyla masum görünen yalanları ve yapmacık davranışları reddederek komşuya karşı dürüst olunmasını tavsiye etmiştir.

 

               Allah Resûlü, “Sana komşu olanlara güzel davran ki Müslüman olasın.” (İbn Mâce, Zühd, 24) bir başka rivayette, “Komşuna iyilik yap ki mümin olasın.” (Tirmizî, Zühd, 2) buyurmak suretiyle güzel komşuluğun Müslüman için vazgeçilemez bir davranış olduğuna dikkatleri çekmiştir. Sevgili Peygamberimiz, bu güzel hasletin terkini ise bozulmanın bir tezahürü olarak görmüş ve kıyamet alâmeti olarak nitelemiştir. Öte yandan kendisine yöneltilen sorulara verdiği cevaplarda nafile olarak çok fazla oruç tutmasa, namaz kılmasa veya sadaka vermese bile komşusunu rahatsız etmeyen kişinin cennete gideceğini, çok namaz kıldığı, oruç tuttuğu ve sadaka dağıttığı hâlde komşusuna eziyet eden kimsenin ise cehenneme gideceğini belirterek bir başka açıdan güzel komşuluğun önemine dikkatleri çekmiştir. İnsanlar her zaman aynı varlık ve imkân içerisinde olmasalar da Hz. Peygamber onları komşularına ikram etmeye teşvik etmiştir. Komşu tarafından yapılan ikramın küçümsenmemesi gerektiğine de vurgu yapan Allah Resûlü, evi idare eden kadınlara hitaben şöyle buyurmuştur: “Ey mümin hanımlar! Sizden biri (pişirilirken) yanmış koyun paçası dahi olsa komşusu tarafından kendisine ikram edilen şeyi küçümsemesin.” (Muvatta’, Sıfatü’n-nebî, 10) Komşuya yapılacak ikram konusunda Rahmet Peygamberi'nin Ebû Zerr'e yaptığı tavsiye son derece dikkat çekicidir: “Çorba pişirdiğinde suyunu biraz fazla koy, sonra komşularına bak, uygun bir şekilde çorbandan onlara da ikram et.” (Müslim, Birr, 143)17 Söz konusu tavsiyelerin ne kadar anlamlı olduğuna vurgu yapmak ve komşunun gözetilmesini sağlamak isteyen Allah Resûlü, “Yanı başındaki komşusu açken, tok yatan kimse iman etmemiştir.” (İbn Ebû Şeybe, Musannef, Îmân ve rü’yâ, 6) uyarısını yapmakta, komşuya ikramda bulunulmasını ve hediyelerle de gönlünün alınmasını istemektedir. Nitekim kendisi de, biraz sert mizaçlı olan Mahreme'ye hediye vererek onun gönlünü almaya çalışmıştır. Hz. Peygamber kendisine gelen oldukça gösterişli kaf tanları ashâbına dağıtmıştır. Bunu duyan Mahreme oğluna, “Haydi biz de gidelim.” diyerek Resûlullah'ın yanına gelmiştir. Onun sesini duyan Allah Resûlü, kendisi için ayırdığı kaftanı göstererek, “Bunu senin için sakladım, bunu senin için sakladım.” demiş ve ona hediye etmiştir. (Buhârî, Edeb, 82)

 

               Resûlullah'ın komşuları için gösterdiği bu duyarlılığı ashâb-ı güzîn de sürdürmüş, yanlışları düzeltmeye çalışmışlardır. Meselâ İbnü'z-Zübeyr'i cimrilik konusunda uyaran İbn Abbâs, ona Hz. Peygamber'in, “Yanı başındaki komşusu açken karnını doyuran kimse mümin değildir.” hadisini hatırlatmıştır.(Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, X, 7.)

               Komşuyla iyi ilişkilerin sürdürülmesini tavsiye eden Allah Resûlü, kendisi için istediğini kardeşi/komşusu için istemeyen kimsenin (gerçek mânâda) iman etmiş olmayacağını belirtmiştir. Komşuya eziyet verecek ve onu rahatsız edecek sözlü ya da fiilî her tür davranıştan kaçınılmasını tavsiye eden Sevgili Peygamberimiz, komşusunun eziyetine sabreden insanları Allah'ın sevdiği üç gruptan biri olarak zikretmiştir. Zira insan, malı, eşi veya çocuklarıyla imtihana tâbi tutulduğu gibi, komşusuyla da imtihan edilebilmektedir.

               KAYNAK: HADİSLERLE İSLAM

YAZARLAR