İnsan, çoğu zaman sahip olduklarını kendi gücünün ve emeğinin bir sonucu olarak görme eğilimindedir. Oysa hayatın en temel hakikati şudur: Ne sahip olduğumuz servet, ne makam, ne de içinde yaşadığımız dünya gerçekten bize aittir. Hepsinin gerçek sahibi, mülkün yegâne hâkimi olan Allah Teâlâ'dır. Kur'an-ı Kerim'in altmış yedinci sûresi olan Mülk Sûresi, insana bu büyük hakikati yeniden hatırlatan ilahî bir rehberdir.
Sûre, "Mülkü ve hükümranlığı elinde bulunduran Allah ne yücedir. O'nun her şeye gücü yeter." (1) ayetiyle başlar. Bu ayet, insanın güç ve iktidar karşısındaki bakışını düzeltir. Gerçek kudret yalnızca Allah'a aittir. O, dilediğine verir, dilediğinden alır. İnsana düşen ise geçici dünya nimetleriyle övünmek değil; Rabbinin kudretine güvenmek, O'nun rahmetine sığınmak ve hayatını teslimiyet şuuru içerisinde yaşamaktır.
Mülk Sûresi'nin dikkat çektiği en önemli gerçeklerden biri de dünyanın bir imtihan yurdu olduğudur. Yüce Allah, "Hanginizin daha güzel amel işleyeceğini sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır." (2) buyurarak hayatın anlamını ortaya koymaktadır. Bu dünyada karşılaştığımız sağlık da hastalık da, zenginlik de darlık da, sevinç de hüzün de aynı imtihanın farklı yüzleridir. Başarı, bu imtihanlardan kaçmakta değil; sabırla, tevekkülle ve güçlü bir imanla onları karşılaya-bilmektedir.
İçinde yaşadığımız kâinata dikkatle bakıldığında kusursuz bir düzen ve şaşmaz bir denge görülür. Gökyüzündeki yıldızlardan yeryüzündeki en küçük canlıya kadar her şey, ilahî bir nizamın eseridir. Bu muhteşem düzen, Allah'ın varlığını ve birliğini gösteren en büyük delillerden biridir. Ne var ki tarih boyunca bu hakikati inkâr edenler olmuş, zulmü ve haksızlığı tercih etmişlerdir.
Bugün de dünyanın farklı bölgelerinde masum insanların kanını döken, çocukları açlığa ve ölüme mahkûm eden zalimler, yaptıklarının hesabını mutlaka vereceklerdir. İlahî adalet er ya da geç tecelli edecektir. Dünyada güç sahibi olmak, ahirette kurtuluş anlamına gelmeyecektir.
Öte yandan Mülk Sûresi, müminlere büyük bir umut da vermektedir. Allah'a karşı derin bir saygı ve sorumluluk bilinci taşıyan, emirlerine riayet edip yasaklarından sakınan, güzel ahlakı hayatına hâkim kılan kullar için büyük mükâfatlar hazırlanmıştır. Böyle bir mümin, yalnızca kendi ibadetleriyle ilgilenmez; mazlumun derdiyle de dertlenir. Dünyanın neresinde olursa olsun zulme uğrayan insanların yanında yer alır. Başta Gazze olmak üzere savaşın, açlığın ve işgalin pençesindeki mazlumlar için dua eder, imkânı ölçüsünde destek olur, vicdanını ve sorumluluğunu canlı tutar. Zulme karşı gösterilen meşru tepkiler ve bilinçli tüketim tercihleri de bu sorumluluğun bir parçasıdır.
Mülk Sûresi insana bir başka önemli gerçeği daha hatırlatır: Gizli ya da açık söylediğimiz her söz, yaptığımız her davranış ve hatta kalbimizden geçen her düşünce Allah'ın ilmindedir. Bu bilinç, insanın hayatına ayrı bir hassasiyet kazandırır. Elini kötülükten çeken, dilini incitici sözlerden koruyan, zihnini fay- dalı düşüncelerle besleyen ve gönlünü iyilikle dolduran kimse, hesap gününe hazırlanmış olur.
Sûre, aynı zamanda nimetler üzerinde düşünmeye de davet eder. Üzerinde yürüdüğümüz yeryüzü, içtiğimiz su, yediğimiz lokma, gördüğümüz güzellikler, işittiğimiz sesler... Hepsi Rabbimizin bizlere bahşettiği sayısız ikramlardır. Kalbimiz, gözümüz ve kulağımız bize emanet edilmiştir. Bu emanetleri hakikati görmek, doğruyu işitmek ve iyiliğe yönelmek için kullanmak, gerçek şükrün en güzel ifadesidir.
Belki de Mülk Sûresi'nin insana verdiği en büyük ders şudur: Hayatın değeri, ne kadar yaşadığımızla değil; nasıl yaşadığımızla ölçülür. Geride bıraktığımız makamlar, servetler ve unvanlar değil; ihlasla yapılan güzel ameller bizimle birlikte ebediyete taşınacaktır. Bu sebeple her günümüzü Rabbimizin rızasını kazanma gayretiyle geçirmek, hem dünya huzurunun hem de ahiret saadetinin en sağlam yoludur. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s.), bu sûrenin önemini yaşayışıyla da göstermiş; uyumadan önce Mülk Sûresi'ni okumayı alışkanlık hâline getirmiştir. (3) Günün sonunda okunacak birkaç ayetin, insanın kalbini yeniden asıl sahibine yöneltmesi ne büyük bir nimettir.
Kaynakça:
(1) Mülk, 67/1.
(2) Mülk, 67/2.
(3) Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân, 9.

