Dr. Öğretim Üyesi İsmail Taşlı (Emekli)


TARİH ÖĞRENMEYE İHTİYACIMIZ VAR


Tarih; geçmişteki olayları, yer, zaman ve failleri göstererek kaynaklara dayalı olarak sebep ve sonuç ilişkisi içerisinde inceleyen bilim dalıdır. Haliyle bu alanda çalışmalar tarihçilerin işidir. Hal böyle olmasına rağmen özellikle sosyal medyada tarihe mal olmuş kişileri veya tarihi olayları belgesiz veya referans göstermeksizin yazan çizen insanları görüyoruz. Bazen iyi niyetli olsa da zamana, mekâna ve kronojiye aykırı paylaşımlar sempatik bağlantılarla hızla yaygınlaşabilmektedir. Dolayısı ile toplum olarak iyi bir tarih öğrenmeye ihtiyacımız gerçeği vardır. Ancak TV kanalları abartılı senaryolarla kısa yoldan tarih aktarıyor gibi görünse de burada da reyting kaygıları işi çığırından çıkarıyor.

Günümüzde sosyal medyanın oldukça yaygınlaşması ile birlikte her alanda olduğu gibi tarih alanında da hani çalakalem derler ya tuşlara basan veya sesli mesajları kullanan kişiler herhangi bir kontrol mekanizmasından geçmeden gelişi güzel paylaşımlar yapabiliyorlar.

Pandemi döneminde kısıtlamalı zamanlarda dinlediğim bir konuşmada hatip, “İmam-ı Rabbani”nin mektuplarından çeviri yapıyor. Araya da tarih sıkıştırıyor. Timur Hindistan’a uğramış. Arkadaşları ile yolda giderken bir binanın üst katlarından halı kilim gibi malzemeler silkeleniyormuş. Timur yukarıdan gelen halı kilim tozlarının altında özellikle beklemiş ve bu tozlar onun üzerine gelmeye başlamış. Bunun üzerine arkadaşları kendisini uyarmış. Fakat o burada muhterem bir zat var. Bu tozlar onun mekanından geliyor. Bu tozlarda mübarektir, onun için altında duruyorum der.

Bu olaya kronoloji açısından bakınca Timur’un doğumu 1336, ölümü 1405 tir. İmam-ı Rabbanin (Ahmet Sıhrindi) doğumu 1564, ölümü 1624 dür. Arada 159 yıl fark olup Timur 15. yy, İmam’ı Rabbani 16.yy. şahsiyetleridir. Burada paylaşımları yapanlara düşen bir görev olmalı. Bu da basitçe çağdaşlık testi olmalı. İki kişi veya olay aynı dönemde mi? Aralarında kaç yıl var? Bugün bu testi yapmak oldukça basit. Bilgi teknolojileri bize bu kolaylığı sağlar. Bu kronoloji dikkate alındığında Timur’un onun evinden gelen tozları “mübarek” görmesi tarihsel olarak imkânsızdır. Bu tür anlatılar genellikle menkıbe tarzında, tarihî gerçeklikten ziyade manevi mesaj vermek için üretilmiş hikâyelerdir. Menkıbeler dini veya ahlaki mesaj taşır, tarihî gerçeklik iddiası taşımaz.

Kaldı ki Timur’un arkadaşları değil, orduları vardır. Seferleri manevi olmaktan ziyade askeri ve siyasidir. Fil ordusuyla ünlü Timur Hindistan seferini 1 yılda tamamlamış ve Çin’e yönelmiştir. Tarihi kayıtlara göre 1405 yılında Çin Seddi civarında salgın hastalıktan hayatını kaybetmiştir.

Tarih öğrenmek, sadece olayları bilmek değil, aynı zamanda zaman - mekân ilişkisini doğru kurmak demektir. Fark edileceği üzere aslında tarih öğrenmek çok önemli. Neden önemli olduğunu bu örnek çok güzel gösteriyor. Sosyal medyada anlatılan hikâyeler, menkıbeler veya “tarihi” gibi sunulan rivayetler çoğu zaman kontrol edilmeden yayılıyor.

Tarihçi olmayıp tarihi paylaşım ve söylemlere yer veren bir kişi için kısa bir kaynak kontrolü yapmak esas olmalıdır. Modern tarihçilerin çalışmaları, akademik makaleler dikkate alınmalı. Bunun için de herhalde okuma alışkanlığının geliştirilmesi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. 
Daha önemlisi tarih araştırmacılarına saygı duymak gerekir. Bırakalım tarihi kurgu ve yorumları onlar yapsın biz de zevkle okuyalım. 
 

YAZARLAR