Altı şubatta bir felakete rastladık gece!
Yıkıldı onbir ilde yapı, yol daha nice,
Dünyadaki güzel anılar, hayaller döndü hiçe
Çok korkunç, çok kötü bir halde geleceğe.
Allah böyle bir duruma düşürmesin düşmanımızı,
İçimizde ve ülkemizde nasıl dinecek ki bu sızı.
Ağlama, telaş, koşturmaca, panik gece yarısı.
Yoktu bu korkuyu duymayan cesuru, arsızı.
Ne yazık ki bunu yaşamakta varmış. Bu ülkeme!
Çabucak geçmeliydik, ulaşmalıydık hemen harekete
Çaresiz ayakta kalmalıydık. Koştuk o illere
Yaraları sarmak kolay değildi. Uzanan çaresiz ellere
Rabbimizden dualarla yardım istedik. Gece, gündüz.
Bütün yapılar sanki iller, ilçeler olmuş dümdüz.
Ancak yardımları yapsakta , acılarla çok üzgünüz.
Gerekli dersleri kendi payımıza almalıyız yüzde yüz.
Mısralarla acıları, sarmak, anlamak belki de yetmez,
Dersler çıkarmazsak, tedbir almazsak afetler bitmez
Biz Anadolu’yu sevdikçe kardeşliğimizin sonu gelmez.
Beraber sevinip, beraber üzülürsek bu bilek bükülmez.
Dünyaya imtihana geldik katlanacağız çaresiz.
Gücümüzün, aklımızın, zamanın bittiği yerdeyiz.
Bu dünya da can emanet bir bakarsın neredeyiz.
Rabbimizin emanetini ansızın aldığı yerdeyiz.

