Emrah GENÇER  Demirci Vaizi/ Demirci İlçe Müftülüğü

Emrah GENÇER Demirci Vaizi/ Demirci İlçe Müftülüğü


Zaferlerden Emanete: Vatan, Millet ve Kardeşlik


Ağustos ayı, milletimizin hafızasında tarihimizin önemli dönüm noktalarını hatırlatan müstesna bir zaman dilimidir.

26 Ağustos 1071’de Malazgirt’te açılan kapı, Anadolu’nun bizim için yalnızca bir coğrafya değil, üzerinde medeniyetler inşa edilen bir vatan hâline gelmesinin başlangıç noktalarından biri olmuştur.

Yine 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz ve 30 Ağustos’ta kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi, istiklâl mücadelemizin en önemli safhalarındandır. Bu zaferler bize, bir milletin yalnızca topraklarını değil; inancını, istiklalini, onurunu ve ortak değerlerini koruyarak ayakta kaldığını hatırlatmaktadır.

Ancak tarihimizdeki zaferleri yalnızca savaş meydanlarında kazanılmış askerî başarılar olarak görmek, onları eksik anlamak olur. Bir milleti güçlü kılan sadece ordusu ve imkânları değil; zor zamanlarda aynı ideal etrafında birleşebilmesi, birbirine güvenebilmesi ve ortak değerlerini yaşatabilmesidir.

Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyurur: “Allah’a ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekiş-meyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüzü kaybedersiniz. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (1)

Bu ayet, hayatımız için de önemli bir ölçü ortaya koymaktadır. Görüşlerimiz, düşüncelerimiz ve hayat tarzlarımız farklı olabilir. Fakat vatan, millet, adalet, güven, kardeşlik ve ortak gelecek söz konusu olduğunda birbirimizi rakip değil, aynı ülkenin insanları olarak görebilmeliyiz. Çünkü toplumun gücü, farklılıklarının bulunmamasında değil; farklılıklarına rağmen ortak bir zeminde buluşabilmesindedir.

Vatan sevgisi de yalnızca gerektiğinde cepheye gitmekten ibaret değildir. Vatanı sevmek, bugün bize emanet edilen ülkeye karşı sorumluluklarımızı hakkıyla yerine getirmektir. Öğretmenin öğrencisine, hekimin hastasına, esnafın müşterisine, çalışanın işine, yöneticinin görevine karşı dürüst ve adil olması da bir vatan hizmetidir. Kamu malını korumak, kul hakkından sakınmak, işimizi en güzel şekilde yapmak, gençlerimizi iyi yetiştirmek ve toplumun huzuruna katkı sunmak da vatan sevgisinin göstergelerindendir.

Peygamber Efendimiz (s.a.s.), müminlerin birbirleriyle olan ilişkisini şöyle tarif eder: “Müminin mümine karşı durumu, birbirini kenetleyip destekleyen bir bina gibidir.” (2)

Bu hadis-i şerif bize, güçlü bir toplumun birbirini dışlayarak değil, birbirinin hukukunu gözeterek ayakta kalacağını öğretmektedir. Aynı bayrağın altında yaşayan insanların birbirinin acısını anlaması, sevincini paylaşması ve zor zamanlarda birbirine destek olması, millet olmanın en güzel tezahürlerindendir.

Bizler bugün, tarihimizdeki zaferlerle övünmek kadar onların bize yüklediği sorumluluğu da fark etmektir. Malazgirt’i hatırlarken Anadolu’yu vatan kılan iradeyi, 30 Ağustos’u anarken istiklâl uğruna verilen mücadeleyi düşünmeliyiz. Şehitlerimizi yâd etmek, sadece onları hatırlamak değil; onların uğruna mücadele ettiği değerleri yaşatmakla anlam kazanır.

Özellikle çocuklarımız ve gençlerimiz konusunda hepimize büyük sorumluluk düşmektedir. Onlara yalnızca zaferlerimizi değil; bu zaferleri mümkün kılan fedakârlığı, sabrı, çalışkanlığı, birlik ruhunu ve güzel ahlakı da öğretmeliyiz. Geçmişini bilen, fakat geleceğe de sorumlulukla bakan nesiller yetiştirmeliyiz.

Millet olarak farklılıklarımız olabilir. Bunlar, ortak değerlerimizin önüne geçmediği sürece bir zenginliktir. Bu sebeple kardeşliğimizi zedeleyen öfke dilinden, ayrıştırıcı söylemlerden, iftira ve hakaretten uzak durmalı; ülkemizin huzurunu ve toplumsal güveni hep birlikte korumalıyız. Çünkü vatanın sınırlarını korumak ne kadar önemliyse, o vatanın insanlarının gönüllerindeki kardeşliği korumak da o kadar önemlidir.

Bugün üzerinde huzurla yaşadığımız bu vatan bize kolayca bırakılmış bir miras değildir. Bu topraklarda ezanların okunması, bayrağımızın dalgalanması ve geleceğe güvenle bakabilmemiz için nice insan fedakârlık yapmıştır. Bizim vazifemiz, bu emaneti daha güçlü, daha adil, daha huzurlu ve daha müreffeh bir şekilde gelecek nesillere teslim etmektir.

Ağustos ayının bize hatırlattığı zaferler, yalnızca geçmişin gururu değil, geleceğin de sorumluluğudur. Malazgirt’te Anadolu’nun kapılarını açan, Büyük Taarruz’da istiklalini savunan milletimizin bugün de ihtiyacı olan; aynı inanç, aynı sorumluluk ve aynı kardeşlik şuurudur.

Rabbimiz bizlere vatanımızın kıymetini bilen, milletimizin huzurunu gözeten ve farklılıklarıyla birlikte kardeşçe yaşayabilen bir toplum olmayı nasip etsin. Bu toprakları bizlere emanet eden bütün şehitlerimizi rahmet ve minnetle, gazilerimizi saygıyla yâd ediyor; ülkemizin birlik, beraberlik, huzur ve güveninin daim olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

Kaynaklar: 
(1) Enfâl Sûresi, 46. ayet. 
(2) Buhârî, Edeb, 36.
 

YAZARLAR