
2026 yılı bağımlılıkla mücadele çalışmalarına ve bağımlılığa dikkati çekmek için “bağımsızlık yılı” olarak ilan edildi. Bu kararın ardından kamu kurumlarında ve sivil toplum kuruluşlarında bu alanda çalışmalar yapmak için harekete geçildi. Bağımlılıkla mücadele komisyonları, personel eğitimleri, öğretmen ve öğrenci eğitimleri… Yıl boyunca yapılacak çalışmalarda bağımlılığın önlenmesi adına emeklerini ortaya koyan ve koyacak olan bütün paydaşlara kolaylıklar dilerim.
Bağımlılık, insanın bir madde ya da davranış üzerinde hâkimiyetini kaybetmesi olarak anlatılmaktadır. Bağımlı bireyler bağımlılık yapıcılara ulaşamadığında ya da davranışların sıklığı azaldığında huzursuzluk, öfke ya da uyku problemlerine maruz kalmaktadır. (Yeşilay, 2022).
Bağımlı bireyler bağımlılığın fiziksel etkilerini, sosyal etkilerini ve psikolojik etkilerini kendilerinde hissetse bile bağımlılık-tan kendilerini kurtaramazlar. Bağımlılık iradesizlik veya zayıflık olarak kabul edilmemelidir.
Artık günümüzde çoğu sağlık örgütü bağımlılığı bir beyin hastalığı olarak kabul etmektedir. Bağımlılık yapıcı davranış ya da kimyasallar beynin bölgelerini ve kimyasal yapısına etki eder. Dopamin diye adlandırılan beyin kimyasalı insanın dikkat, karar verme, motivasyon ve duygular gibi önemli davranışlarında aktif rol alan önemli bir nörotransmitterdir. Bağımlılık yapıcı maddelerin kullanılması ve bağımlı davranışların sergilenmesi dopamin hormonunun dengesinde değişikliğe ve bu hormonun zarar görmesine neden olur.
Bağımlılığın oluşmasının birçok nedeni olabilir. Bu nedenlerin başında ise bazı faktörler ön plana çıkmaktadır. Bireylerin ruhsal problemleri, yaşadıkları çevre, yenilik arama arzuları, huzursuz aile ortamları, işlevsel olmayan aile yapısı, arkadaş ortamı, “bir kereden bir şey olmaz’’ inanışı, kendi iradesi ile durumu denetim altına alma gibi inanışlar bağımlılığın oluşmasına neden olabilmektedir.
Yeşilay Genel Başkanı Mehmet DİNÇ’in belirttiği gibi bağımlılık çoğu zaman bir tercih gibi konuşulsa da gerçekte insan ruhunun vermiş olduğu bir alarmdır. Bağımlılık görmezden gelinen bir yorgunluğun, ertelenen bir hüznün yalnız bırakılan bir dünyanın iç sesi olabilir. İnsan ruhu bakım ister, emek ister ve onarılmak ister. Bu ihtiyaçlar karşılanamadığında oluşan boşluklar da bağımlılığın ortaya çıkasına neden olur. Bağımlılık insana geçici bir rahatlama hissi verir ama bu his süreç içerisinde bireyi çoğu alanda sarmalar ve etkisiz hale getirir.
Bağımlılıklar kimyasal bağımlılıklar ve davranışsal bağımlılıklar olarak iki ana bölüme ayrılır. Kimyasal bağımlılıklar tütün, alkol ve uyuşturucu maddelerin neden olduğu bağımlılık türlerini içinde barındırmaktadır. Davranışsal bağımlılıklar ise, internet bağımlılığı, telefon bağımlılığı, kumar bağımlılığı, spor bağımlılığı, alışveriş bağımlılığı, pornografi bağımlılığı gibi bağımlılık türlerini kapsamaktadır. Günümüzden yaklaşık 30 yıl öncesinde bağımlılık denildiğinde aklımıza tütün ve uyuşturucu maddelerin bağımlılığı gelirken günümüzde kumar, telefon, alışveriş, ve oyun bağımlılığı gibi bağımlılıklar gelmektedir. Davranışsal bağımlılıklar fiziksel hastalık riski taşısalar da sosyolojik ya da psikolojik sorunlara neden olabilmektedir. Bağımlı olunan davranışın yapılmaması veya kontrol edilememesi, bağımlı durumdan alınan hazzın her seferinde yeterli olmaması nedenleriyle kullanım süresinin artırılması, kişilerin çoğu zamanlarını bağımlı olunan şeye yönelik harcamalarına neden olmaktadır. (Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu).
Bağımlılıkla mücadelede verimli sonuçlar elde edebilmek için koruyucu ve önleyici faktörleri bilmek önemlidir. Koruyucu ve önleyici faktörler sadece bağımlılıkla mücadele eden kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları tarafından değil bütün insanlar tarafından bilinmelidir. Özellikle ebeveynlerin bu konuda bilinçli davranması olası bir bağımlılık riskini önleme açısından çok kıymetlidir. Bağımlılığa ilişkin, tütün ve diğer kimyasal bağımlılıkların zararlarına ilişkin çocuk ergen ve yetişkinlere yönelik bilgiler vermek önemli bir koruyucu faktördür. Aile içinde pozitif bağlar kurmak, aile içi iletişimin güçlü olması ve açık iletişimin tercih edilmesi yani güçlü aileler bağımlılığın oluşmasını engelleyen önemli bir faktördür. Aile içinde kuralların olması, kuralların aile bireyleri tarafından ortak bir şekilde belirlenmesi ve aile içi ortak değerlerin belirlenmesi ailenin gücünün ve koruyucu etkisini arttıracak önemli faktörlerdir.
Ord. Prof. Dr. Mazhar Osman ve arkadaşları tarafından kurulan Yeşilay, 1920 yılın-dan beri ülkemizde bağımlılığın önlenmesi adına önemli çalışmalar yapmaktadır. Bu noktada ülkemizde 120 şubesi ve 105 Yedam (Yeşilay Danışmanlık Merkezi) ile milletimize hizmet vermektedir. Bu cemiyet tarafından Alkol, tütün, uyuşturucu madde, kumar ve teknoloji bağımlılığı alanlarına “bağımsızlık’’ seferberliği ilan edilmiştir. Yılda yaklaşık 10 milyon öğrenciye ve 3 milyon yetişkine Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Programı (TBM) vasıtasıyla ulaşmıştır. Bu rakamlarla birlikte yetişkinler için Yeşilay Dergisi, ilkokul ve ortaokul çağı bireyler için Mavi Kırlangıç ve okulöncesi çağı Yavru Kırlangıç dergileri aylık olarak yayımlanmaktadır.
Bizler Demirci Rehberlik ve Araştırma Merkezi Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Bölümü olarak Yeşilay’ın bu anlamlı yürüyüşüne destek olmak için Yeşilay Gönüllüsü olduk. Sizler de Yeşilay’ın çalışmalarına https://www.yesilay. org.tr/ adresinden Yeşilay Gönüllüsü olarak Yeşilay’a destek verebilirsiniz.
