Menü Halıkent Bölge Gazetesi
Vaiz Ömer Faruk EKİCİ

Vaiz Ömer Faruk EKİCİ

Tarih: 22.11.2023 21:01

Aile Ne ile Ayakta Kalır

Facebook Twitter Linked-in

               Aile kurmak, hayatta çok önemli bir adımdır. Allah’ın adıyla Peygamber’in kavliyle denerek bu yola ilk adım atılır. Yola Allah ve Peygamber adıyla çıkılır ama yolda bazılarımız kimin adıyla yola çıktığını unutur.  Allah ve Resulü’nün istediği bir aile huzurunu sağlamakta zorlanır. Sıkıştığında bunaldığında çözümü Allah’ın kitabı ve Resulü’nün sünneti içerisinde araması gerekirken başka kapılarda çözüm arar. Bende naçizane bu yazımda Aile kurmaktan ziyade kurulan bir aile hangi değerler ile ayakta kalır ve ne ile yıkılır onlara temas etmek istiyorum.

 

               Aileyi ayakta tutan temel kavramlar;

               Sevgi, saygı, merhamet, şefkat, sabır, şükür, anlayış, tahammül, bağışlama, hataları örtme, istişare, adalet, doğruluk, bağlılık.

               Bu maddeler arasında parayı saymadım. Para, elbette ki gıda, sağlık, eğitim gibi en temel ihtiyaçları karşılamak için ailede olmazsa olmaz bir unsurdur. Ancak parayla yukarda saydığım kavramlardan hiçbirini satın alamayız. Para sadece bu huzuru elde etmek için bir araçtır. Aile arasında örneğin sevgi ve saygı yoksa o aileye para kesinlikle huzur getiremez. Yapay bir huzur vardır paraya dayanan. Para da ortadan kalkarsa o yapay huzurda gider. 

 

               Şatafat çöpe sadelik eve

               Efendimiz bir gün ashabına “siz işitmiyor musunuz? İşitmiyor musunuz?” Diyerek soru yöneltiyor. Efendimizin dinleyenlerin dikkatlerini çekmek için kullandığı yöntemlerden birisi de bu şekilde soru sorarak konuşmaya başlamasıdır. Soruyu sorup dikkatleri çektikten sonra ashabına vermek istediği mesajı veriyor; “sade yaşamak imandandır, sade hayat sürmek imandandır.” Ailelerde belki de bu ölçü kaçtığı için eşya sayısı arttıkça ve teknoloji geliştikçe insani ilişkiler zayıflıyor. İnsanların kullanması için üretilen araçların bizi kullanmasına imkân vermemeliyiz. Eşyaya bağımlılık, sürekli bir üst model arayışı, eşya için kalp kırmak eşyanın artık bizi kullanmaya başladığını gösterir.

 

               Seven sevdiğine sevdiğini söylesin!

               Peygamber Efendimiz’in huzurunda bir adam vardı. Bir başka şahıs ona uğrayıp geçti, Arkasından, Hz. Peygamber’in huzurundaki adam:

Ey Allah’ın Resulü ben bu kişiyi gerçekten çok seviyorum dedi. Peygamber Efendimiz; Peki, sevdiğini ona bildirdin mi?  Diye sordu. Adam hayır dedi. Hz. Peygamber; ona bildir! Dedi. Adam derhal kalkıp o şahsın arkasından yetişti ve ” Ben seni Allah için seviyorum” dedi. O adam da “beni kendisi için sevdiğin Allah da seni sevsin” karşılığını verdi.

               Her insanın sevilmeye ihtiyacı olduğu gibi sevildiğini duymaya hatta bunu hissetmeye ihtiyacı vardır. Bundan dolayı iki kelimelik  “seni seviyorum” cümlesini eşlerin birbirlerinden, çocuklarından, çocuklarında ebeveyninden kıskanmaması gerekiyor.

               Unutulmamalıdır ki, sevgi ihtiyacının doyurulmadığı evde ya da sevgiden tamamen mahrum bırakılan aile fertleri arasında sevgi ihtiyacı umulmadık yerlerde aranıyor. Özellikle çocuklar sevgi ihtiyacını karşılamak için yabancı insanlara sığınıyorlar.

               Kişinin çocuğunu sevmesi toplumumuzun bir kesiminde hâlâ ayıp karşılanıyor. Hâlbuki bu düşünce İslam’dan önceki cahiliye devrine aittir. 

               Hz.Peygamber Efendimiz’in çocukları sevip okşamasına hayret eden ve on çocuğundan hiçbirini öpmediğini övünerek söyleyen bedeviye Efendimiz; “ şayet Allah senin kalbinden merhameti söküp almışsa, ben sana ne yapabilirim? Merhamet etmeyene merhamet edilmez!” diyerek karşılık vermiştir.

               Çocuğunu gerçekten seviyorsan onun anne - babasını da sev!

               Sizin karınız / kocanız çocuğunuzun annesi / babası olmaktadır bunu aklınızdan çıkarmamalısınız. Siz sadece karınıza bağırdığınızı Allah korusun ona şiddet uyguladığınızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Siz aynı anda kendi çocuğunuzun annesine de şiddet uyguluyorsunuz. Yani evde uygulanan zorbalık tüm aile fertlerini doğrudan veya dolaylı olarak etkilemektedir.

               Eşinin basit hatalarını görme büyük hataları ise güzellikle çöz

               Atalarımız evlenirken yani eş seçerken iki gözünle bak evlendikten sonra tek gözünle bak demişler. Yani fazla inceleme kusurları görmezden gel anlamında.  Mevlana’nın da dediği gibi “kusur örtmede gece gibi ol!” Hiç birimiz mükemmel değiliz ki eşimiz de mükemmel olsun. Kusursuz dost arayan dosttan da olur unutulmamalı.

               Çocukların için, Toplum için evine huzur kat

               Evin huzur evi olsun “huzur evi” evin olmasın. Aile içi şiddetin olduğu ailelerde, boşanmış ailelerde maalesef öncelikle aileye daha geniş pencerede de topluma faydası fazla olmayan çocuklar yetişebiliyor. İstatistikler dediğimizi doğrular niteliktedir. Bizler çocuklarımıza huzurlu bir yuva temin etmekle sorumluyuz. Bunun için evimizi içerisinde namaz kılınan bir mescit, zikir çekilen bir çilehane, sohbet edilen bir meclis, ilim öğrenilen bir medreseye çevirmemiz gerekiyor. Her gün karşımıza çıkan TV kanallarını ve programlarını izleyerek evimize huzursuzluğu davet etmiş oluruz. Bizler evde yarınlarımızı, geleceğimizi yetiştiriyoruz ve kendimize yatırım yapıyoruz.

               Son olarak karısını döverek ya da kocasına nankörlük ederek şiddet uygulayanlara “Ömür Dediğin” adlı programda bir amcamızın sorduğu soruları yöneltiyorum;

               “Hiç mi elinden bir su içmedin? Hiç mi yemeğini yemedin? Hiç mi kıyafetini temizlediği vakit şöyle bir doğrulup mutlu olmadın?”


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —