NİYAZİ UYAR

Tarih: 02.02.2026 13:51

BEYAZ KAMYON

Facebook Twitter Linked-in

 1975 Model BMC marka kamyonda şoför yamağı olarak tanımıştı kamyonların şoför mahallini. Şoför mahalline köyün ağası, zengini oturur yalnızca. İlk kamyon yolculuğunu Salihli’ye İsmail Kazak’ın İngiliz malı Austin’le yapmıştı, dingil tepesi denilen branda bagajında.

1976 yılında abisinin beyaz renkli BMC’ marka kamyonun şoför mahallinde İstanbul'a gitmişti. O kadar yolu gidip gelmiş, dirhem uyku uyumadan. Aradan uzun yıllar geçmiş, beyaz BMC’yi unuta-mamış, hep onu aramış. Elbet bir gün bulacağını umarak garip isteği uğruna gece gündüz koşturuyordu. Ege’nin küçük şehirlerini, kasabalarını, köylerini adım adım dolaşmış en küçük bir ip ucuna tesadüf edememiş.

Tamı tamına yirmi yıldır 45 DU 632 plakalı Beyaz BMC’yi aramaktaydı. Egenin köylerini, kasabalarını sokak sokak dolaşmış, en küçük bir ize rastlayamamıştı. Yaptığı samanlıkta iğne aramaktan daha beter bir şeydi Beyaz BMC’yi aramak. Elli yıl öncenin beyaz BMC’si seyrüsefer içinde olması imkansızdı, hadi diyelim, onun gibi aşığı birine rastlamış olur, o da gözü gibi bakmış olabilirdi belki. Plâkası, rengi aynı kalma imkanı olur mu?

İstanbul seferinin mola yerlerinde lastiklerin hava kontrollerini çekiçi vurarak yapmış, suyunu, yağını kontrol etmiş, bayramdan bayrama yediği eti, bu seferde bol derin yemiş, adını sanını duymadığı tatlılarla tanışmış, sabah kahvaltısı molalarında bal kaymak karışımını, ekmeğe dişlerini gömdürürcesine bolca sürmüştü. Daha neler neler…

Hayatında ilkleri yaşatan Beyaz BMC’yi muhakkak bulmalıydı. Sayısını unuttuğu Ege köylerini, kasabalarını tantaraş etmiş, boşuna. Aramaktan vazgeçip ona benzeyen bir BMC kamyon alarak, nostaljiyi yaşayacaktır, karar vermiştir. Epey zaman aradıktan sonra, Akhisar’ın Beyoba Köyü’nde Pala Dayı’dan kırmızı karoserli beyaz BMC’nin üçüne beşine bakmadan alıp geçmiştir. Alır almaz da aynı gün içinde alım satım işlemlerini halledip yaşadığı şehre doğru sürmüş. Beyaz BMC, çift yönlü Akhisar -  Salihli yolunda su gibi akıp giderken, lastiklerin yolla dansına sebep çıkardığı ahenkli ses türkü gibi gelmiş, heyecanlandırmıştır.

Hemen her gün kırmızı karoserli Beyaz BMC’sine biniyor, şehri bir uçtan bir uca turluyor, ara sokaklara giriyor çıkıyor, bir şey arıyordu adeta. Sokak aralarında o kadar yavaş gidiyor, evlerin balkonlarını muhasara altına alıp en ince ayrıntısına kadar belleğine kazıyordu sanki. Beyaz BMC'nin arada "dızzzt, dızzztt" diye ses çıkarması bir hava katmakta dolaşma turuna. "Dızzzt dızzzt" sesi hava tankından fazla havanın tahliyesi demişti Kaptan Gara Seyyah! "Dızzzt" sesinin ne için olduğunu anlatırken, "bizimoğlan bu dızzzt sesi olmazsa kamyonun frenleri tutmaz. Bu dızzzt sesi kamyon için çok önemli," demişti. Dızzzt sesine sebep BMC kamyonlarına halk arasında Osuruklu BMC denirdi.

Bir gün vakit ikindiye ilerleyip giderken, “cananım,” diyen yoldaşına rastlar şehrin kenar mahallelerinin birinde.
“Merhaba can,” der.
O da “merhaba can,” der.
“Kızınla birlikte ne aramaktasın buralarda?”
“Hiç,” der arkadaşı, “vurdum, kırdım, çıktım. Aldım kızımı yanıma, güzel bir insana tesadüf eder miyim diye dolaşmaktayım.  Belki özü güzel, kendi güzel, kapitalist düzenin çarkları arasında kaybolup gitmeyen birine rastlarım, diye dolaşmaktayım böyle!"

Temmuz ayı çoktan geride kalmış, hazan mevsiminin ilk işaretleri erkenci ağaçların kocamış yaprakları, bakır renge doğru yavaş yavaş evrilirken, akşamın, saba-hın rutin rüzgarlarıyla vakti zamanı gediğinde bakır renkli yapraklar tutundukları dallardan bir bir kopup rüzgârın esişine, hızına, şiddetine göre oraya buraya saçılacaktır.

Yerlililer Camii’nin müezzini minareye çıkmadan, ikindi ezanını okumuş, yaşlılardan, emeklilerden oluşan yirmi, yirmi beş kişilik cemaati namazını eda etmek için yavaş adımlarla camiye doğru yürürken, üç beş kişi de cami avlusundaki şadırvanda abdestini almaya hazırlanırken kimileri pantolonun paçalarını çemremiş, kimleri gömleğinin kollarını sıvamış, kimleri musluğun karşısına oturmuş abdest almaya başlamış, abdest alırken de muslukları açmış, su boşa akıp giderken bir yandan da sohbet etmektedir birbirleriyle.

“Sen misin hakikaten, yoksa rüya aleminde miyim?”

“Benim ya, rüya değil, hakikat! Sabah akşam yiyip içen, aksıran, gaz çıkaran adamdan sıkıldım, sıkıldıkça boğulur gibi oldum! İsyankâr oldukça kendime geldim, kendime geldikçe, dünü, bugünü her şeyi; ama her şeyi sorguladım. Sorguladıkça, dinden imandan çıkıp kendime geldim. Kendime gelince, çarpıp çıktım kapıyı işte böyle…”
“Hadi gelin atlayın, ben de şehirden sıkıldım, yakın iki köy var, birinde siz yeni bir hayat kurarsınız, birinde de ben! Oraya gidince ne sen sen ol, ne ben ben! Yeni, yepyeni bir donda merhaba deriz hayatımıza. Haydi atlayın bir menzile doğru, birbirimizi tanımadan, siz yolunuzda, ben yolumda yeni huzurlu bir yaşama doğru alıp başımızı gidelim!"

Yıldızlar gökyüzünü kal bura çevirip delik deşik etmiş, ara ara kayıp giden yıldızların altında dileklerin en alasını tutarak, kırmızı karoserli beyaz BMC’nin üstünde yıldızlara baka baka deliksiz bir uyku çekmişler... 
Bir yıl sonra, aynı köyde, hatta aynı evde bir araya gelmiş, ikinci baharlarını sürmüşler, huzur, mutluluk içinde… 
Temmuz 2024 / Salihli 
 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —