Dr. Öğretim Üyesi İsmail Taşlı (Emekli)

Tarih: 04.02.2026 09:28

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GÜVENLİK KONSEYİ 2

Facebook Twitter Linked-in

 
Türkiye’nin en son üyelik dönemi 2009 – 2010 yılları arasındadır. Bu dönem Türkiye’nin en dikkat çekici üyelik dönemidir ki. Gazze, İsrail - Filistin meselesinde güçlü bir diplomatik söylem geliştirmesi, İran’ın nükleer programı konusunda Brezilya ile birlikte arabuluculuk girişiminde bulunması dikkat çekici aktiviteleridir. Gelecekte Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) daha etkin olabilmesi için öne sürdüğü reform önerileri, özellikle daimi üyelerin veto hakkının sınırlandırılması, temsil adaletinin artırılması ve Konsey’in daha şeffaf çalışması üzerine yoğunlaşmaktadır. Türkiye, “Dünya beşten büyüktür” söylemiyle bu reform ihtiyacını uluslararası gündemde sürekli vurgulamaktadır. Beşten kasıt, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BM Güvenlik Konseyi) daimi üyeleri olan 5 ülke — ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa’ya karşı olup Dünyanın kaderinin sadece bu 5 ülkeye bağlı olmaması gerektiğini vurgulamasıdır.

Burada ana tema BMGK’nin günümüz şartlarına uygun reform ihtiyacının ön plana çıkmasını vurgulamış olma durumudur. Çünkü GK’in kararları çoğu zaman büyük güçlerin çıkarlarına göre şekillenmektedir. Konsey’in daha demokratik, kapsayıcı ve etkin bir yapıya kavuşması için Türkiye’nin de içinde bulunduğu “Uzlaşı için Birleşme (UfC)” adlı reform yanlısı bir grup var. Bu grupta İspanya, İtalya, Kanada, Meksika, Pakistan gibi ülkeler de bulunuyor.

Mevcut yapı, II. Dünya Savaşı sonrası güç dengelerini yansıtıyor; günümüzün çok kutuplu dünyasına uygun değil. Lakin daimi üyeler veto haklarını kaybetmek istemiyor ve mevcut yapıyı korumak işlerine geliyor. Türkiye ise daimi üyelerin çıkar odaklı kararlarına karşı daha adil bir sistem çağrısı yapıyor. Veto hakkının insanlık suç ları, soykırım ve savaş suçları gibi ağır durumlarda kullanılmamasını savunuyor. Özellikle Ortadoğu ve İslam dünyasının Konsey’de yeterince temsil edilmediğini, bu bölgelerden daha fazla ülkenin Konsey’de yer alması, gerektiğini dillendiriyor.

Türkiye, Afrika, Latin Amerika, Güney Asya ve İslam dünyasından ülkelerin daimi üyelikle temsil edilmesi halinde, Konsey’in daha kapsayıcı ve meşru hale gelmesine katkı sağlayacağını savunuyor. Konsey’in kapalı kapılar ardında yürüttüğü müzakereler yerine daha açık oturumlar, kamuya açıklanan raporlar ve hesap verebilirlik mekanizmalarının kurulmasını istiyor.

 Küresel adalet, eşit temsil ve uluslararası ilişkilerde daha demokratik bir düzen talebi, İdeal mi, Gerçek mi? Sorusu hafızaları zorlasa da, şu anda BM sisteminde 5 daimi üyenin veto hakkı fiilen geçerlidir. Dolayısıyla “5’ten büyüktür” ifadesi, mevcut düzeni değiştirmeye yönelik bir ideal, reform talebi olarak kalmaya devam ediyor. Gerçeğe dönüşme ihtimali, ancak bu söylem, BM’de reform yapılırsa (örneğin daimi üye sayısı artırılır veya veto hakkı sınırlandırılırsa) gerçeğe dönüşebilir. Bugün için ise sadece bir siyasi eleştiri olarak kalmaya devam etmektedir. Türkiye dâhil birçok ülke, daimi üyelerin veto hakkının adaletsiz olduğunu savunmaya devam etse de, 5 ülke, tüm dünya adına kritik kararları tek başına engellemeye devam ediyor.   
              


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —