Bugün devlet memurluğuna ilk adim attığım gün. 18 Aralık 1990 bir salı günü Ağrı Patnos İmam Hatip Lisesi’nde göreve başladım. Patnos diye bir ilçenin varlığını yeni duymuştum. Marmara ilahiyat Fakültesi’nden mezun olduğumuz 1990 Ağustos ayında girdiğim Öğretmenlik Yeterlilik sınavında ilk beşte idim kesin bir kolejlerin birine atama beklerken Patnos'a atanınca ilk şoku yemiştim. Hele sınavı yedekten kazananların bir iki ay sonra batıda daha güzel yerlere atanınca Türkiye'de işlerin adil yürümediğini öğrenmiş olduk.
18 Aralık 1990 günü Patnos İmam Hatip Lisesi’nde sabah 11.00’de Okul Mü-dürü Mustafa TAMGACI, Müdür Yardımcısı Ömer BOLAT, Hizmetli Arif MATYAR sıcak bir ilgiyle karşıladılar.
Bekâr olarak bir evde kalan Ömer ÖZCAN ve Metin AKKURT hocanın evine beni de yerleştirdiler. Hiçbirinin bu iyiliklerini hiç unutmadım. İlk görevim böylece o gün başladı. Dört yıl Patnos İmam Hatip Lisesi’nde, bir dört yıl Giresun Doğankent Lisesi ve Keşap İmam Hatip Lisesi’nde öğretmenlik yaptım.
İmam - Hatipli olmanın apayrı bir sorumluluğu var. Biz yıllarca bunun şuurunda yaşamaya gayret ettik. Aradan 50 yıl geçti ama hocalarımızın şu sözleri hâlâ kulaklarımda çınlıyor. “Evlatlarım… İmam Hatip öğrencisi tertemiz, lekesiz bembeyaz kumaş gibidir. Asla leke götürmez. Yaptıklarınızla topluma örnek olmak zorun-dasınız. Siz bu kimliğinizle İslam’ın yüce değerlerini temsil ediyorsunuz. Yaptığınız hata, yanlış ve çirkin davranışlarla yüce dinimize leke getirmeyin. Aman yavrularım her şeyinize dikkat edin…”
1986 yılında Rize İmam-Hatip Lisesinden mezun oldum.
İmam - Hatipli olmak ayrıcalıktır. İmam - Hatipli olmak hizmete âşık olmaktır. İmam - Hatipli olmak bir sevdadır. Ayrı bir heyecan ayrı bir ruhtur. 8 yıl da olsa bu okullarda öğretmen olmanın, o havayı teneffüs etmenin bende ayrı bir yeri vardır. Hayatımın her noktasında imam hatip ruhunu hep iliklerimde hissettim. İmam hatipli olmanın verdiği sorumlulukla hareket etmeye çalıştım. İmam hatipli olmak önümü ve ufkumu açtı.
18 Aralık 1990 yılında başladığım meslek hayatımda 8 yıl öğretmen olarak, 25 yıl İlçe Müftüsü olarak ülkemizin değişik bölgelerinde görev yaptım.
Daha önce 27 Ağustos 2025'te paylaştığım bir yazıda belirttiğim gibi en tatlı ve mutlu yıllarım Manisa Demirci'de geçti.
********
UNUTAMADIĞIM
DEMİRCİ
Bu gün 27 Ağustos. Bu tarihin hayatımda unutamadığım önemli bir yeri var. 27 Ağustos 2012 yılında Manisa’nın Demirci İlçe Müftüsü olarak atandım. 16 Temmuz 2018 tarihine kadar 6 yıl orada görev yaptım. Emekli olana kadar dokuz ilçede çalıştım
Demirci hariç diğerle-rinde başlama ve ayrılış tarihini net olarak hatırlamam. Demek ki Demirci'nin ayrı bir hatırası var. Orada ne güzel insanlar var.
Mütevaziliği elden bırakmayan,
Kimseye tepeden bakmayan, sağ duyulu yaşayan...
Ne güzel insanlar var.
Dürüst olmayı dobralık adı altında, dangalak dangalak konuşmayan.
Kelimelerini özenle seçip, kırmadan dökmeden kelimelere dökebilen incitmeden...
Ne güzel insanlar var.
Nankörlüğün her çeşidini tattığı halde,
Yine de yaptığı iyilikleri yüze vurmayan.
Kimse için çizgisini bozmayan...
Ne güzel insanlar var.
Yaptığı iyilikleri aklında tutmayan ama,
Gördüğü iyilikleri unutmayan.
İyiliğin meziyet değil,
İnsanlarda zaten olması gerektiğine inanan...
Ne güzel insanlar var.
Bilgili olduğu halde, bilgisini görgüsünü göze sokma-yan.
Bilgiye görgüye yakışır yaşayan...
Ne güzel insanlar var.
Kötülüge bile karşı iyilikle karşılık vermeyi ilke edinen.
Canlılar arasında ayrım yapmadan saygı sevgi duyan...
15 Temmuz 2016 gecesi Oradaydık. Demirci'nin unutamadığım bir hatırası daha var: 10'dan fazla tam cumhuriyet altınını hap kutusunda iken eşim yanlışlıkla çöpe atmıştı, sanki bir gün geri gelecekmiş gibi bir duygu var içimde.
*****
Yazma alışkanlığı kazanmamda büyük teşviki olan ve Halıkent Bölge gazetesinde bize yazma imkânı veren Cengizhan ERDEM'i de anmadan geçmeyeyim. Demirci'deki dostlarıma selamlar.