ŞİA’NIN PARÇALANMASI
İslam tarihinde 4 halifeler devrinin son iki halifesi olan Hz. Osman ve Hz. Ali’nin hilafetleri zamanında ilk parçalanmalar başlamıştır. Hz. Ali’nin taraftarı olanlar, Hz. Ali’nin bir suikast neticesinde öldürülmesiyle Hz. Ali taraftarlarıyla diğer grup ara-sında ayrışma başlar. Ali taraftarlarına Ehl-i Şia ismi verilir.
4 halife devrinden sonra İslam devleti Beni Ümeyyeoğullarına geçer. Bunlar da Ümeyyeoğullarından olan 3. halife Hz. Osman tarafında kalırlar. Hz. Osman da Hz. Ali gibi Hz. Muhammed’in iki ayrı zamanda iki defa damadı olduğu için ona tabii olanlar Emevi devletinin bayrağı altında birleşirler. Şiaların imamiye adı altında organize olduğunu bir önceki yazımızda anlatmıştık. 4. imam Zeynel Abidin’in vefa-tından sonra oğulları Muhammed Bâkır ile kardeşi Zeyd arasındaki imamlık yarışından dolayı Şia’da ilk bölünme başlar. Bir grup İmam-ı Bâkır’ı imam olarak kabul eder ve çoğunluk İmam-ı Bâkır’a tabii olur.
Zeyd ise ana koldan ayrılarak kendi imamlığını iddia eder. İmamiyede 5. imam olarak artık 2 imam vardır. İkinci imamlık ZEYDİYE kolu olarak isimlendirilir (Zaten bütün mezhepler kurucusu olan şahsın ismiyle isimlendirilir). (1)
6. imam Cafer-i Sadık hayatta iken bu sefer oğlu İsmail, babasına karşı imamlık davasına başlayarak, etrafına ciddi sayıda mürit toplamış ve bu cemaate de İsmailî mezhebi ismiyle anılmaya başlanmıştır.
Bütün semavi dinlerde olduğu gibi cemaat büyüyünce ve refaha ulaşınca zamanınız tarikatlarında da olduğu gibi şıhlık ve maddi menfaatleri kontrol etmek ve bunlardan faydalanmak mücadelesi görüldüğü gibi Şia (imamiye) mezhebinde imamlık makamına sahip olma yarışı imamların çocukları arasında mücadeleler başlar.
Parçalanmaya mâni olmak isteyen imamiyede çok büyük yeri olan Cafer-i Sadık bu parçalanmaya mâni olamayınca “Oğlum İsmail artık benim için ölmüştür” diyerek İsmail’i ve mezhebi İsmailî’yi reddetmiştir. (2)
Geçen zaman içinde Zeynel Abidin’in oğlunun kurduğu Zeydiye mezhebi ile İmam Cafer-i Sadık’ın oğlunun İsmalî mezhebi arasında bir çeşit yakınlaşma başlamıştır.
Bu bilgilerin temel teşkil ettiği için (ileride yanlış anlamalara sebep olmamak için) mecburen biraz daha uzunca anlatmak ihtiyacı duydum.
Şimdi asıl mevzumuz olan Dürziliğin çıkışı, dayandığı itikadi esasları anlatarak İsmailî mezhebini ve İsmailî mezhebinin bir kolu olan Dürziliğe geçelim.
(1) : Zamanımızdaki tarikatlarda da olduğu gibi tarikatın zenginleşen mal varlığı paylaşımından dolayı şıhlığı elde etmek çok büyük zenginlik getireceği için tarikatlar, amcalar ve torunları arasında 4 - 5 şıhlığa ayrılan Adıyamanlıların parçalanışı gibi Süleyman Efendi’nin torunlarının güç paylaşımı sebebiyle Süleyman Efendi’ye zulmeden gruplara savrularak parçalanmaları yine Nurcuların da 12 fırka + Fetullahçılığa bölünüp güç mücadelesi yapmalarının temelinde miladi 7. yüzyıldaki tefrikanın devam ettiğini görüyoruz.
(2) : Zeydiye mezhebi ima-miyenin coğrafya olarak çook uza-ğında olan Yemen’de yayılmıştır. İnanç ve itikat olarak imamiye mezhepleri içinde Ehl-i Sünnet’e en yakın mezheptir. Mezhebin kademelerinde Ayetullah, Ruhullah gibi makam ve rütbeler yoktur. Zeydiye’nin başında zata “imam” ismi verilir ve ölümüne kadar başka imama tabii olmazlar.
21. asırda Zeydiler hâlâ Yemen’de varlıklarını sürdürmektedirler.
19. yüzyılın sonlarında Osmanlı hilafetine karşı başlarında olan İmam Yahya’nın liderliğiyle çeşitli taleplerle isyan ederler. 20 yıl kadar süren bu isyan yetersiz ve ceberut komutanların hatalı stratejilerinden dolayı 20 yıl sürmüştür. İsyanı son olarak ordu komutanı olarak gönderilen Ahmed İzzed Paşa’nın dirayeti ve telkinleri neticesinde sona ermiştir.
Yapılan yazılı anlaşma ile İmam Yahya’nın imamlığını Osmanlı Devleti kabul eder. Zeydiler de devlet-i âliyyeye bağlılıklarını kabul ettikleri gibi dersaadetin izni olmadan hiçbir ecnebi devlet ile ahitleşmeyeceklerine dair Kuran-ı Kerim’e el basıp yemin ederler.
1. Dünya Harbi’nin sonunda Yemen’i işgal eden İngiltere’ye karşı da isyan başlatırlar. Ta ki 1925 senesinde İngilizler de İmam-ı Yahya’yı tanımak mecburiyetinde kalırlar. Fakat Zeydiler devlet-i âliyyenin izni olmadan bu anlaşmayı tanımayacaklarını söylerler.
Osmanlı diye bir devletin kalmadığını söyleyen İngilizlere cevaben:
- Bizim sözümüz ve ahdimiz var. Osmanlı yoksa Ankara var. Ankara’nın izni olmadan bizim bu anlaşmayı kabul etmemiz imkânsız.
derler.
İngilizler Zeydiler teşekkül eden bir heyetle Ankara’ya gelirler, anlaşmayı TBMM’ye tasdik ettirdikten sonra anlaşmayı imzalarlar.
Hepimizin dilinde olan Yemen türküsü “havada bulut yok bu ne figandır” Yemen isyanları zamanında söylenegelmiştir.
Yaklaşık 10 seneye aşkın bir zamandan beri Yemen’e karşı BAE ve Suudi Arabistan’a karşı varlık mücadelesi yaparken Gazze’ye destek için, Kızıldeniz’den İsrail’e giden ABD ve İsrail gemilerine roketle saldıranlar da yine İmam-i Zeydilerdir.
İnşallah haftaya İsmailîkten Dürziliğe giden yolu anlatacağız.
DEVAM EDECEK