Menü Halıkent Bölge Gazetesi
Mustafa KAYA

Mustafa KAYA

Tarih: 09.08.2022 22:22

HASTALIĞIN FİZİKİSİ DE, MANEVİSİ DE HASTALIK

Facebook Twitter Linked-in

               Yaşamımızın zaman dilimleri vardır; çocukluk, gençlik, orta yaş ve yaşlılık. Belki daha da ayrıntılandırabiliriz. Her bir dönemin güzel tarafları vardır. Acılı tarafları da vardır. Hele bizim ülke gibi gelişmekte olan ülkelerde yaşam süremizde, normal hayattan daha fazla süren zaman diliminde anormal hayat sürüyoruz.

               Yakın geçmişteki dedelerimiz, savaşlar buhranlar içinde varlık-yokluk mücadelesi vermişler. Asıl acıları, ıstırapları, açlığı-sefaleti sırtlarında ruhlarında hissetmişler. Babalarımız ve bizler de hep gelişmekte olan ülkeler kategorisinde kaldık. Hep gelişiyoruz, gelişmekteyiz. Hatırlar mısınız? :  Özal rahmetli çağ atlamaktan, Türkiye’ye çağ atlatmaktan dem vurur, tonton ve sevimli tipiyle bizim gibi gençlere gelecek vizyonu çizerdi. Her siyasetçinin ülke adına iyi bir gelecek hayali olur. Bunu milletine dili döndüğünce anlatırdı. Ama hep gelişmekte olan, az gelişmiş ülke pozisyonunda kaldık. Ara sıra sosyal medyada eski siyasetçilerimizin bu konudaki konuşmalarından oluşan videolarını izleyince; konuşmaları yıllar geçmiş olmasına rağmen daha güzel anlamlandırabiliyoruz.

               Tarihinden ibret almayan elbette geleceğini inşa edemez. Tersinden söylüyorum ama insanlar da milletler gibidir ( ya da milletler insanlar gibidir).

               Hafızamız var, hatıralarımız var, acı-tatlı, iyi-kötü, geçen günlerimiz, yıllarımız var. Tecrübe etmemiz gereken bir geçmişimiz var. Beş yaşında da olsak, yirmi yaşında da olsak, yetmiş yaşında da olsak geçmiş zamandaki yaşadığımız olayların geleceğe ışık tutması gerekliliği var. Zaten avamca ne denir: “Tecrübe, hayatta yenen kazıkların bileşkesidir.” Hayatta kazık da yesek, iyilik-güzellik de görsek bizi etkilemeli, tavır ve davranışlarımıza yön vermeli değil mi?

               Bir de bunun tersi var. Özellikle son yılların hastalığı. Çocuk-genç-yaşlı fark etmeksizin hepimizde olan bir hastalık. Tıbben bizim hayatımızı olumsuz etkileyen bir hastalık olsa doktora gideriz. Mesela bir buçuk aydır sol kolum bileğimden kırık. Üç defa doktora gittim, kontrollerle beraber. Allah var doktorlarımız, hastane çalışanlarımız ilgili, alakalı insanlar. İstisnalar kaideyi bozmamakla beraber hastane çalışanlarımız herkese yardımcı oluyorlar. Yavaş yavaş tedavimiz bitiyor. Alçımız çıktı. Hareketlerim yavaş da olsa işlerliğini yeniden kazandı kırık kolumda. Tedavi bir ay iki ay her neyse yapılıyor. Ama ruhumuzdaki, beynimizdeki hastalıklarımız ne olacak?

               Daha mevzu bahis hastalıktan bahsetmedim, farkındayım. Belki tahmin edersiniz diye düşündüm. Ama doğrusu, son yıllarda o kadar çok manevi, ruhi hastalıklar arttı ki, vücudumuzu etkileyen hastalık çeşitlerini ne yazık ki geçti. Hepsinin de, gene avamca olacak ama gavurca ismi var.

               Yukarda yazılanlara herkes kendine göre bir hastalık çeşidi ile yorumda bulunabilir. İhtiyaçlar, istekler, kaygılar kendilerine göre hastalık çeşidi çıkarır. Ama ben, bana göre bu hastalığın da toplumumuzu sıkıntı verecek şekilde etkilediğini düşünüyorum. Ve bu hastalığın tedavisi için toplumsal hareket etmenin, hep beraber üstesinden gelebileceğimizi düşünüyorum. Hastalığın adını, teşhis edildiğinde ne diye tanımlanacağını bilmiyorum. Ben ancak şu şekilde ifade edebilirim; her şey benim istediğim şekilde olsun, benim menfaatime ne geliyorsa o olsun, kanuna, örfe, edebe, adaba aykırı dahi olsa benim lehime olan neyse o olsun hastalığı. Siz bende de var mı diye düşünün! Durum öyle hale geldi ki hastalık olduğunu bile bile bu hastalığın hepimizde var olduğunu düşünüyorum. Gerçekten bir şey söyleyeyim: korona kadar öldürücü olmasa bile onun kadar bulaşıcı ve aslında ondan daha tehlikeli! Bir ara tekrar değiniriz. Değinmeliyiz!

Yazının başında bahsettiğim gelişmekte olan, az gelişmiş ülke ve millet ile ne alakası var diyen mantıklı okuyucularıma, mantıklı izahatı o yazıda yaparız. Sözümüz olsun!..


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —